mevlanaşamayan mevleviler
Anlatım olarak şems ve Mevlana hazretlerinin batinilik anlamındaki anlayışı idrak etmeye çalıştığım şu günlerde kısa halkımın ve benim anlaya bildiğim biçimde bazı konuları tarafınıza sunuyorum .Alevilerin gözündeki şems ve Mevlana batinidir…Bu anlamdada Alevilik ne Şiilik nede suniliktir.
Mevlanayı Şemns-i Yunusu velileri pirleri birileri bir yere ve anlayışa çekmeye çalışsa da görünen köy kılavuz istemez herkesin talebi neyse odur kendisi.. diyen pir Mevlana hazretleri ,pir şems-i anlayalım o kadar..
Unutmayalım şemns-i siz Mevlana olmazdı….
Bu konuda bir hikayeyi anlatalım..
Bir gün halk şemns-i sofulukta hakkı gerçek anlamda göstermesini sağladığı mevlanın yeni halinden pişmesinden rahatsız olunca mevlananın babasının arkadaşı olan konyada bulunan(kutup ulema)şikayet eder ama mevlananın şems-e bakışı herkes tarafından biliniyordu bu yüzden şems-i halk batini anlayışından dolayı Mevlanayı halden hale düşünceden düşünceye sokmasını eski bildiği yolu unut durmasından dolayı şemns-i sevmiyordu.Mevlana ise şemns-i siz yapamaz ondan ayrı hiçbir şey yiyemez içemez konuşamazdı..
Kutubun yanına da şems-i siz çıkmayacağını anlayan şemns ulema kutubun karşısına Mevlana ile beraber çıkarlar kutup şems-i görünce dili tutulur konuşamaz olur. Mevlana bunun farkındadır kutup şemns hazretlerine ne bir nasihat nede ağzını acmaya yeltenemez bir şey söyleyemez…
Bir gün yine kutup artık evli olan mevlananın sofrasından ayrı kalan inşaatlarda çalışan şems-i görünce kelimeyi tevhid getirirken muhammeden resulullah demez şems-i resulullah der halk bunu duyunca vurun kutuba bu adam iyiden iyiye dinden çıktı der..
Sonra şems-i bir nara atarak kutubu azgın yobazların elinden alır bir çeşmeye götürür elini yüzünü yıkarken bile kutup kelimeye tevhid getirirken şems-i resululha demeye devam eder..
Şems-i kutuba "efendi,efendi biz efendim olan hz.muhammedle aynı ham madde altınız ancak hz.muhammed s.a.v. selam ve salat onun ve soyunun ali abaya üzerine olsun o seçilmiş işlenmiştir özde altındır sen onun adını anarsan beni’ de anmış olursun" uzun uzadıya kıssalar devam eder….
İşte mevlanayı bağımlı yapan şemns- ulema sultanın mevlananın babasın arkadaşını da böyle, gerçek hak bağımlısı yapmıştır.
Bunu anlatılmak istenen-i anlamak için yola girmek gerekir.. diyelim
Hu…
Gelelim konumuza…
Semazen internet sitesinde….
(Mevlevi bilgileri vermeye çalışan ama benimde kesinlikle bir tarafta olduğuna inandığım okudukçada gördüğüm bir büyük destekli site)
Ö. Tuğrul İNANÇER ile Röportaj
(…..)Şimdi dîvan edebiyatında biliyorsunuz mazmunlar vardır. Pir-i Mugân şeyhtir, mürşiddir, meyhane dergâhtır. Şarap aşktır. Saki rehberdir vs.
Gerçi Dertli merhum ciddi olarak da içki kullanan bir zâttı. Çok yerler dolaşmıştır. İran`dan İstanbul`a kadar birçok yerler dolaşmış bir zâttır. İçkiyi fazla kullandığı için bazı muhitler tarafından da hoş karşılanmadığından Bektaşî tekkelerine çok devam eder idi.
Bir ara İstanbul`da bulunmuş. Hatta Sultan Mahmud`un fes inkılabı zamanında fes redifli bir de şiir yazmıştır. Fakat Dertli`nin burada söylediği bildiğimiz üzüm suyundan yapılan şarap değildir. Bir katresiyle mestâne olunacak şarâb-ı lâl hakîkî aşk şarâbıdır. Büyük bir tasavvuf siması olan Şemseddîn-i Sivâsî de öyle söylüyor, `Üzüm suyu olmadan da aşk şarâbı içilir, mest olup mestâne geldiler ta ezelden ta ebed, içtiler aşkın şarâbını âb-ı engür olmadan` Dolayısıyla buradaki şarap aşkın feyzini sembolize eden bir mazmundur..(….)
kaynak http://semazen.net/roportaj_detay.php?id=20
Sayın Ö Tuğrul İNANNÇER BUNA BENZER VERDİĞİ ÖRNEKLERLE
MEVLEVİLİĞİN NEDEN YERİNDE SAYDIĞINI AÇIKCA röportaj’ da görebilmeniz mümkündür. Mevleviliği zorla bir kısım mezhep inançına yıllardır entegre etme anlayışının(prof.sözde kamil siyasi destek sözde aydın vb) ne halde olduğu da aşinadır..
Mevlanayı bir türlü mezhep inançlarına yüzyıllardır yama yapmayı başaramamışlardır..
Pir hz. Mevlana bu günleri görmüş gibidir..
Nedenmi bakın hz. Pir Mevlana celaleddin rumi yaşamından bir kesite konulara bakışını daha iyi anlayacağız …
Mevlana Celaletdin Rumi, Şems`in kaybolmasından sonra,şemns hazretlerinin!de çok yakın arkadaşı olan içki içen Batıni olan ve semah dönen müridIerin’ den birini, Zerkob (kuyumcu) lakabıyla tanınan Konya`lı Salaha`d-Din Feridun`u kendisine musahip ittihaz etti.
Burhane`d-Din Muhakkık`ın başlıca müridlerin’ den olup, ilk zamanlarda Konya`da kuyumculukla iştigal eden ve sonraları Şems Tebrizi`ye de mülaki olan bu zat, eskiden beri züht ve takvasıyla tanınmış idi.
Şer`i ve edebi ilimlerden hemen hiç anlamayan içki içen batini olan böyle bir adamı musahip ittihaz etmesi üzerine, sair birçok müridler onun şiddetle aleyhinde bulundular. Cehlinden bahsettiler. Lakin Mevlana bu dedikodılara hiç ehemmiyet vermeyerek, onun hakkındaki iltifat ve hürmetini bir kat daha artırdı.
Hatta bu batıni bağlılığı zahiri bir alaka ile de kuvvetlendirmek için, kızını Sultan Veled`e aldı. İşte bu suretle on senelik samimi bir bağlılıktan sonra, Salaha`d-Din hastalanarak vefat etti; Celale`d-Din Rumi bundan çok me`yus ve müteessir olarak birtakım gazeller tanzim etti .(hz. Muhammed ve hz. Alinin musahipligi ve hz. Fatma anamızın evliliğine örnek alınması adına-musahipliği çözemeyen nefsi bozuklara sözümüz yoktur.)
Her halde Devletşah`ın zannettiği gibi, Salaha`d-Din, Mevlana üzerinde hiçbir nüfuz icra etmemiş, bunun aksine, onun nüfuzu altında kalmıştır.Divan`daki birçok manzumelerinde ondan hürmet ve muhabbetle bahsetmesi, hiçbir, zaman aksini iddaya bir sebep teşkil edemez(….)
Ö. Tuğrul İNANÇER ile Roportajında anlattığı dertli babaya gelince…
Bizde aslı olanı anlatalım bakalım canlar ne demiş…
Dertli Baba evvelâ Mevlevi tarikine girmiş bir zaman Anadolu`da seyahat ettikten sonra Hacı Bektaşi Veli`nin dergahına uğramış, orada Mevlevilikten çıkarak Bektaşi tarikine girmiş, bundan sonra, aşağıdaki koşmayı söylemiştir.Bu büyük zatı muhterem dertli babayıda, zerkob(kuyumcu)şemns hazretleri Mevlana hazretlerini yaşamlarına bakılınca görünen köy kılavuz istemiyor…
Pir evinden taktım güşüme menguş,
O sebepten oldum aleme kallaş,
Sakinin meyinden bu âlem sarhoş,
Sakii tuttular bizlere oynaş
Tarikat babının biri Mevlevi
Aleme mirastır mülki pir evi
Tarikat babından bunca Alevî
Ser çeşme evliya Pir Hacı Bektaş
Na şer-i bu söze verme cevazı
Zikret muharremi neden micazı
Sonunda dediler bu da Kızılbaş
işte derli baba..
Böyle mücadeleci kişiler veliler ,şairler yetişmiş ise de geriliğin baskısı altında bir türlü kurtulmamışlardır.Sonra malum alevi Bektaşi kıyımları sürgünler vb.
Mevlana ve dertli baba kuyumcu mevlananın musahibi şems-i zahirde kalan Mevlanalaşamayan sözde Mevlanalığa yaşamı cevap olmuştur….
Bir notuda düşelim Sultan Mahmut zamanında bütün Bektaşi Teekkeleri yakılıp yıkılıp evlatları şuraya buraya sürgün gönderiliyordu. Hamdullah Efendi Amasya`da, Elvan Efendi de Osmaneli`nde medfundur…(…)
..(..)Eski tarihlere göz atacak olursak, Bektaşilik aleyhinde çalışanlar o kadar çoğalmıştır ki adeta bu varlığı yok etmek istemişlerdir. Bütün tazyiklere rağmen Asya`da ve Anadolu`da açılan Türkçülük ocakları, halk arasından yetişen en büyük şairlerin eserlerini okumakla ve bilgi edinmekle gurur duymaktadırlar. Bağdat`ta Mansur, Halep`te Nesimi, ve Seyit Nizam oğlu, Bayateli Türkmenlerinden Fuzuli, Yemini, Yunus Emre gibi büyük vatan şairleri yetişip, eserlerini kitap halinde neşretmişlerdir ki bunlar halk arasında hürmetle okunmaktadır.
Yakın çağda Bektaşi tarikatını kabul eden Akif Paşa, Celal Paşa, Ziya Paşa, Vatan şairi Namık Kemal vatan kurtarıcısı Mithat Paşa ve meşrutiyetin ilanından sonra başbakan olan Talat Paşa gibi fikir adamları yetişmiştir. Şiir ve gazelleri de halk dilinde söylenmektedir. Bursalı Tahir Efendinin tezkeresinde Türk ellerinde ne kadar şiir söyleyen, kitap yazan, şeyhlik eden zevat varsa cümlesinin isimlerini kaydederek her birinden ikişer satır, birer cümle yazmıştır. Yunus Emre hakkında yalnız şu bir mısra yazmıştır…
Evet konunum tamamında devam edince hz.pir mevlanayı şems dertli babayı(kuyumcu) lakabıyle tanınan Konya`lı Salaha`d-Din Feridun u şimdi daha iyi anlıyoruz….
"sekahum hamri(cennet şarabı) Tamam günah(fazlası) olarak içkiyi alalım ama çok günah vardır siz bir şeyi bayrak ederseniz işte o zaman olay başlıyor.Konu alevi ve içki olunca BİR BİRLERİNİ SUÇLAYAN İNANAÇ grupları vur abalıya beraber oluyorlar temiz ALLAH c.c. bilen idrak eden tevekkül eden ilm hilm sahipleri kardeşlerimize sözümüz yok. Yalnız, sıradan vatandaşlara yasaklanan bu içki, gizli gizli yine de içilmiştir. Aleviler ise bunu gizli gizli içmek yerine açık açık içmişlerdir.melami olmuşlardır cehennimi cenneti olayı anlama adına sizi düşünmeye davet ediyorum..
…..Anadolu`nun tersine Deliorman`da, cem süresince alkollü içki kullanılır (boşalan kadehlere rağmen, edep dışı bir şey görülmez).
Hz.Pir Mevnana içki içen şemns-i iyinden çok sevdiği zerkola(kuyumcu)ile yoldaş kardeş(musahip)olması bize çok şey anlatmaktadır
Musahiplik kimde vardır şemn-i tanımadan öncede ulema olan Mevlana şemns-i tanıyınca ne oldu biz çok iyi biliriz..
Mevlanayı bir yere çekme
Yunus, tekke toplumunun pek önemli bir töreni olan semah hakkında bize etraflı bilgi verir,
"Gene aşk elçisi geldi, meydanımız doldu, dört yanımız seyir yeri oldu. Gene İÇKİ kadehleri dizildi, gene içkiler sunuldu. Canlar içip esrük oldu. Evin içi aşk ile doldu. Hiçbir perişanlığımız kalmadı." (Divan, s. 346) Bu semahtır. Bizim semahımıza girmeyen sonunda pişman olur; bize düşman bile kesilir. Ancak gönlü şeytanla dolu olan kimseler bizim törenimize gülegen olurlar." (Divan, s. 301) Bu törenlerde İÇKİ içildiğini belirten yunus müziğin ve çalgı aletlerinin bulunduğunu da açıklar:
"Ben oruç namaz yerine
içki içip sarhoş olurum,
tesbih ve seccade yerine de,
şeşte ile kopuz dinlerim." (Divan, s. 34)
Ö. Tuğrul İNANÇER ile Roportaj
`Birleyen şirke düştü` diyen doğru söylüyor o halde?
Hallâc`ın sözü haktır, niyeti de haktır, ama her doğruyu söylemek doğru değildir. Çünkü bütün insanlar zahirî, kabuğu korumakla yükümlüdürler. Bazen taşmalar olur. O taşmalar hududu aştı mı onu ödetirler. Çünkü mademki kesafet âleminde, dünyada yaşıyoruz, kesafet âleminin gereklerini yerine getirmek lâzımdır. Hz. Peygamber kadar kimse yüksek değildir. Ama o, baba Muhammed`di, arkadaş Muhammed`di, kumandan Muhammed`di, devlet başkanı Muhammed`di, kendi camiinin inşasında çalışan amele Muhammed`di, ama aynı zamanda Rasûlullah Muhammed`di.
kaynak http://semazen.net/roportaj_detay.php?id=20
(…)başkanı Muhammed`di, kendi camiinin inşasında çalışan amele Muhammed`di, ama aynı zamanda Rasûlullah Muhammed`di…
efendi cami değil şükür kuranda belirtildiği gibi MESCİD. Desek doğru olur…
inşallah hududu aşmamıştırız..
sayın Ö.Tuğrul İNANÇER doğru söylenmez her yerde derken aklımda çok şeyde geçmedi değil ama..
kuraranı kerim
tövbe:
108 - O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever.
ayrıca:
48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur`ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah`ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah`adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
Buradaki ayeti kelimede sürülecek ilahi yol anlatılmakta olup iyiliğe koşmak kapsamı anlatmakta olup ibadet anlayışını bize anlatırken bakara suresi ve araf süresi idrak edene ne mutlu…
Bakara süresi 30/dan 37 e kadar olan ayetlerin mahlasını bilene ne hoş olmuştur…..
sayın Ö.Tuğrul İNANÇER şunları da söylüyor.
(…)hiç söylemek istemediğim ama söylemek mecburiyetinde olduğum bir şey; Ehl-i Beyt muhabbeti hiç kimsenin yed-i inhisarında değildir. Belli gruplara, belli ismi taşıyanlara ait değildir. Aşk bu kadar gruplaşmaz. Onlar da öyle bilsinler….
Diyor…….
Bizde Ey vallah diyelim…..
Tabi ki hani nerde ehlibeyttin tüm imamları kuran anlayışı yaşayışı emanetleri aktardıkları hadisler yaşamları mevzuları ONLARIN YOLUNDAN GİDENLER bizim isteğimizde sadece Aleviler-Bektaşiler- KAMİL MEVLEVİLER ehli haklar bunu bilip durmasın tüm canlar doğruyu öğrensin buda kimsenin tekelinde değil…
Ama tekelde olan şeyler var diyanet imam hatipler akademik çalışma yapan üniversiteler kuran kursları.Ehlibeyt sevdalılarını asimilasyona uğratmak zorla bir mezhebin inancına ehlibeyt sevdalılarına öğretmek..
Biz canlarında bir akademik çalışma yapacağı okulları olsaydı PARALI DEVLET DİN GÖREVLİMİZ BEDEVA ARSA SU ELEKTRİKLİ YERLERİMİZ HER CUMA ALLAH RIZASI İÇİN YARDIM TARİKATLAR VB. güzel olurdu diyorum..
Sözde kuranın ana dili olan şeriat(yol-metod) uyguladığını söyleyen ülkelere bir bakın akıl sahibi bunun İslam dininin getirdiğini nasıl söyler gelde bunu masallara arap emevi geleneklerine rivayetlere inanan doğruyu inanmayan topluma anlat….
Ayrıca saf özde müminleri ehlibeyt aşkının öğrenmesinden öğretilmesinden uzak tutan ne?
Kitaplar emanetler belli alırsınız.Yardımda almak istiyorsanız ayrıca bu işi seve, seve yapacak dedelerimiz derneklerimiz var gelin paylaşalım…
Diyanet alevi yazıtlarını günümüze kazandırdığı (sözde)kimseden yaşayan kaynaklarda yardım almadı.Her şeyi yapmış bitirmişler, bir oyun yaparak bir iki dedeyi çağırdı sırtlarını sıvadı hadi yallah dedi..
Bunu daha sonraları da Reha ÇAMUROĞLU AKP sözde muharrem orucun da gördük…
BÖYLE GARİP SÖZDE İŞLERLE DÜRÜSTLÜĞÜMÜZ NEDİR TARTIŞILIR.
Ehlibeyti istiyorsanız tv.lerde (diyanetin yaptığı gibi değil)kitaplarda üzerinde oynamadan yalın saf hali öğrenin yaşayan kaynaklarımızın ayağına siz gidin ve değiştirmeden yorum katmadan bir tarafa çekmeden öğrenin olan bitende bu…
1826 TARİHİ EHLİBEYT,E ZÜLMÜDÜR ALEVİ-BEKTAŞİ-KAMİL ÖZDE MEVLEVİ ZÜLMÜNÜN PİRLERİNİN CANLARINA GİRMİŞTİR…
NEYİ ÖĞRENMEK İSTEDİKLERİ AŞİKARDIR O TARİH…
Biz ehlibeyt düşmanı olan yezidi anadoluda yaşayan ALEVİ BEKTAŞİ-MEVLEVİ lerle beraber BİRAZ TARAFSIZ BİLGİSİ OLAN Sünni kardeşlerimizde sevmez YEZİT kelimesi aşağalıycı bir ad bir küfür olarak alırız ama SUNNİ OLDUKLARINI SÖYLEYEN Arap toplumunda bu böyle değildir yemende s. Arabistan da hatta Pakistan da ,k. Afrika`da .. Arap alim Prof. Yusuf Kardavi de, "Günümüz Meselelerine Fetvalar" isimli kitabında yezitin Hz.imam Hüseyini ve ehlibeyti vahşice yok etmesi hakkında bilgi sunmuş, Kuzey Afrika`daki Sünni Arapların bu tavrının ifrat-sevinç olduğunu dile getirmiş. Sünniler, İmam Hüseyin"in şahadetini kutluyorlar.Bayram ediyor ve seviniyor.Bu Sünni inancın çoğunda vardır.Biz baki mezarlığına ehlibeytin defin edilmemek istemesindeki kaygıyı da biliriz..
MUAVİYENİN KÜTÜPHANELER KURDUĞU ARAP EMEVİ ANLAYIŞINI SÖZDE HZ.LERLE NELER YAPTIĞINI BU GÜNLERE NASIL GETİRDİĞİNİDE RİVAYETLERİN YÜZ YILLAR SONRA BİRBİRLERİ ARDINA KUTSALLAŞTIRILDIĞINIDA BİLİRİZ…
Ve yine aleviler muharrem orucunun farz olduğunu 10 günüde aşura yapılarak bayram yapıldığını tüm resul-nebilerden ve Hz.Muhammed Mustafa s.a.v ve ehlibeyt ve dostlarından biliriz.
Ama emevi zihniyeti muaviye oğlu yezit imam şahı veliyat peygamber efendimizin iki nurlarından biri olan ve boyuncuğundan buse kondurduğu”Hüseyin bendendir bende Hüseyinden r.a beni seven Hüseyini r.a sevsin”sözüyle resul kuran harici konuşmayan efendimizin emri ALLAH c.c. emri olduğunu bilenler bilir bilmeyenlerde muharrem 10 günü resul-nebiler bayram günü bir daha kutlanmasın diye emevi zihniyeti kerbela’ da , salat edilen resul ve soyunu kana bulamıştır..
VE YİNE HZ. RESULUN CENAZESİNİ EHLİBEYT HARİCİ DEFİN EDEN OLAMDIĞINIDA ASLINI BİLİRİZ(RİVAYETLERLEDE İŞİ KURTARAMAZLAR)..
HZ.FATMA ANAMIZI ÇOÇUĞUNUN DÜŞÜREREK HAKKA YÜRÜMESİNİ SAĞLAYAN YOBAZLAR TAYFASINIDA BİLİRİZ….
HZ.FATMA ANAMIZ DEFİNDE YOPAZLARI KATİLLERİNİ GÖRMEK İSTEMEDİĞİNİDE BİLİRİZ…
(RİVAYETLER BELKİ ŞU ANDAKİLERİ KURTARIR AMA HZ. DEDİKLERİNİN ÇOĞUNU NERDE OLDUKLARINI GÖRÜRÜ GİBİYİZ.)
Kuranıkerim meali
Ahzap:33
56 - Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.
57 - Şüphesiz ki Allah`a ve Resulü`ne eziyet verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır.
Salat(namaz)günümüz çevrisi yapılmaktadır ki o da Türkçe değil farscadır salat ama ne yazıkkı anlayış kafalarına görünce olunca bazen salat namazda oluyor.Ne demek istiyorlarsa artık…
Sala-ı (namazı)burada açacak nedeni niçini şekli şemasını vaktini tartışacak değiliz …
Salat ve selam hz.ibrahimden buyana hz. Muhammed efendimizden musahip olan(musahipliği nefsi çürükler başka yere çekmişlerdi oda başka)ve ALLAH c.c emri ile hz. Fatma ile evlenen Hz. İmam Ali efendimiz ve çoçukları resul Muhammed torunları üzerine olsun slat ve selam onlara ait olup ilahı kudretin emridir...
Hadisi şerif.
6226 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor:
"Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim bana salavat okumayi unutursa, cennetin yolunu terketmis olur."
Can anlayışında salatla-namaz aynıdır ayırmaz çünkü yalvarış istek ilahi kudrete kalbi açma konuşma dertleşme övgü ile söz söyleme ve istekler ile resullün soyu hz.İbrahim nasıl kutsu ise hz.muhammed devamını almış diğer devamıda ala ali devamı olan imamlardır…..
Cem ibadetinde en çok yapılan salat ve selamdır zaten şükürler olsun…
İnnallahe ve melâiketehü yusallune alen nebiy, yâ eyyühellezine âmenu sallu aleyhi ve sellimu teslimâ.”
Mealen: “Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, Peygamber’e salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salât getirin ve tam teslimiyetle selâm verin” denilmektedidr.
Bu ayetin inişinden sonra orada hazır bulunanlar, Hz. Peygamber’e: “Ya Resulüllah! Sana nasıl salavât getirelim?” diye sordular. O, vakit Allah’ın Resulü: “Allahümme salli alâ Muhammed ve âl-i Muhammed deyin” dedi. Burada geçen “âl-i” sözü, Hz. İmam Ali, Hz. Fatıma, Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin’i de kapsamaktadır. Böylece, Hz. Muhammed ve onun Ehlibeyti’ne salavât getirmek tüm müminlere farz olmuştur.
Suyutî de, ed-Dürü’ül-Mensur adlı tefsirinde şöyleyazıyor:
“Abdurrezzak, İbn-i Ebî Şeybe, Ahmed, Abd bin Hamid, Buharî, Müslim, Ebu Davud,Tirmizî, Nesaî, İbn-i Mace ve İbn-i Merdeveyh, Ka’b bin Umre’den şöyle nakletmişlerdir:
“Bir gün adamın biri, Hz. Peygamber’e: “Ya Resulallah! Sana selâm vermenin usulünü öğrendik, bize sana salâvat getirmenin şeklini de öğretir misin?” diyesordu. Hz. Peygamber buyurdular:
“De ki: Allah’ım,Muhammed’e ve Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne salât (rahmet) et, nasılki İbrahim’e ve İbrahim’in soyuna salât ettin. Gerçektensen övgü ve izzet sahibisin
Şimdi biz alevi Bektaşi-özde Mevleviler bunu biliyoruz diye suçmu kardeşlerimiz bunu öğrenmek için tüm şartları varken neden suçlu ehlibeyt sevdalıları oluyor..
Bir tarafa yakın olan tv kanallarında radyolarında değil alevi canların çok kısıtlı tv. Ve radyolarıda vardır buyrun gelin deriz… Ehlibeytten mevlanadan söz edeceklere…
Şükür kalp gözü maneviyatı şemns-i olan Mevlevi dedeleri ehlibeyt dostlarının çok kısıtlı tv .geliyorlar..
Hz.muhammed ve ehlibeyt tüm bu canlara şefaat eğlesin uyutulan baskıda tutulan halkı bu sayede dışarıya tanıtma uyundırmaya başladılar…
Ha ..
Televizyonlarda para karşılığı ilahiyatçılar boy gösteriyor… artıkkk…
Anadolu,Rumeli Sünnileri alevi canlarla yan yana aynı şeyi kerbelada düşünürler peki kerbeladan sonra hak olan 12 imamlar gelince Anadolu Sünniliği 12 İMAM ne yapmış … Şu da anlaşılıyor ki; çoğunluğu Türkmen olan yakın asya,Anadolu,balkanlar, bu gün ki,alevi sevgisinin anlayışının yaşandığı yerde Sünniliğin geçmişte alevi olması benimsemesinden ötürü kardeşlerimizin damağında kalmıştır hüseyinilik ve ehlibeyt. Arapların ehlibeyte yaptıklarını bilmeyen ayrıcada yoktur… Şunu anlatalım biz aleviler-Bektaşiler kesinlikle (safavi devletinin son yılları emevi arap alimlerin etkisinde kalarak VE DİĞER ETKİLERDEN KALARAK Aleviliği unutmuştur kaynakların çoğu yok edilmiş alevi olan safavi devleti Şiiliğe gecmiştir.fatimiler devletide ehlibeyt emanetlerine sahip çıkmış mısırda Türkmen unsurlu devlet olduğunuda unutmayalım imamların başına gelen alevi devletlerin canların başına gelmiştir.)Ne molla anlayışı nede emevi vahabi bir anlayışa tabi değiliz şükür erenler evliyalar pirlerimiz yolumuzu çizmişlerdir… Herkesin inancı kendine aittir. Erenler bahçesindeki her çiçek aynıdır Kokar Allah Muhammed Ali diye Gel sema nicedir ayrı düşürüldük Semah-sema maneviyatı aynıdır Küllisi Hak aşkına döner Muhammed Ali bulsun diye Anlamaz biçareler bu bahçeden Söz eder dili ile kemterliğinden Burada bilende bilmeyende haktır Çünkü toprağı Muhammed Alidendir Adem içinde hak hakkın içinde hak Ali içinde,Alevi, Mevlevi Bektaşilik hak
Kesildik yakıldık asıldık yüzüldük
Ya salvat-ı hak eden nesli muhammed
Neyzen, Mevlevî-Bektâşî birliğinin timsalidir. Bir şiirinde:
Neyim meyim ile Bektâş cenâb-ı Mevlânâ
Zahîr-i saltanatımdır Muhammed Âl-i Abâ
Bu Neyzen`e göre yoktur o mâsivâ vü sivâ
Vatan dedikleri gurbette bî-kesim ammâ
Perî-i san`ata mâlik fakıyr-i hicrânım
demektedir. Bir başka şiirinde de Mevlevî-Bektâşî-Hurûfî birliğinden şöyle söz etmektedir:
Zât-ı sultân-bakaa ya`nî ma`ânî husrevi
Sâz u söz âhengin etmiş aşka burhân-ı kavî
Ben ezel ser-mestiyim meydânım arş-ı müstevî
Aksedince gönlüme Şems-i hakıykat pertevi
Meyde Bektâşî göründüm neyde oldum Mevlevî
Hubb-ı Haydar bu tarîykin hem sonu hem başıdır
Câvidân u Mesnevî mısbâh-ı şu`le-pâşıdır
Sûret ü ma`nâda Hünkâreyn sır kardaşıdır
Meşrebim Mollâ-yı Rûmî mezhebim Bektâşidir
Tâ ezelden yandı dilde bu çerâğ-ı ma`nevî
(Abdülbâki Gölpınarlı "Mevlânâ`dan Sonra Mevlevilik", İnk. ve Aka Ktp. İstanbul, 1983, s.30 Mey`de bektaşi göründüm, ney`de mevlevi oldum" diye tanımlayan, Neyzen Tevfik`tir Bazı erenlerimiz……. ANADOLU EVLİYALARI VE ERENLERİNDEN BİR KISIMLARININ İSİMLERİ Pir Ahmet yesevi hacıbektaşı veli, şemns, mevlâna Sarı saltuk,hubyar sultan karacaahmet, ,nesimi Fuzuli, Şah Hatayi, Yunus Emre ,Hüseyin gazi ,Pir Sultan Abdal,battal gazi,Harabi , Noksani Karacaoğlan,Kaygusuz Abdal ,Köroğlu,şeh edebali,hacı bayram veli,Kul Ahmet,kul Himmet Üstadım,kul Nesimi,,Seyyid Nizamoğlu ,Sıdkı Baba (Pervane) Teslim Abdal ,Virani ,Yemini, gül baba,balım sultan,hamzababa,hıdır abtal, ,geyiklibaba,kartalbaba,hallacı mansur Ahi Evren,şehy Bedrettin,Abdal musa Börklüce Mustafa,veyselkarani ve evlatları,ebu vefa,
YUNUS NE GÜZEL SÖYLEMİŞ…. İLİM KENDİN BİLMEKTİR İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır Okumaktan murat ne Kişi Hak`kı bilmektir Çün okudun bilmezsin Ha bir kuru ekmektir Okudum bildim deme Çok taat kıldım deme Eğer Hak bilmez isen Abes yere gelmektir Dört kitabın mânâsı Bellidir bir elifte Sen elifi bilmezsin Bu nice okumaktır Yiğirmi dokuz hece Okursun uçtan uca Sen elif dersin hoca Mânâsı ne demektir Yunus Emre der hoca Gerekse bin var hacca Hepisinden iyice Bir gönüle girmektir Yunus emre
Bu, bildiğin şeriat değil,
Şeriat var şeriat içinde.
Gittiğin yol tarikat değil,
Tarikat var, tarikat içinde.
Yunus Emre
Zühd ü riya ile olan ibadet Hatadır Hazret-i Settar`a karşı Böyle namaz ile olamaz ümmet Hiç kimse Ahmed`i Muhtar`a karşı
Allah gözlerine çekmiş bir perde Yok dersin Allah`ı gökte ve yerde Gösterelim gel de gör Hak`kı nerde Secde eyleyesin didara karşı
Ebsem ol Harabi sen nasıl ersin Halli müşkül böyle sözler söylersin İçtinab et belki hata edersin Haydar`ı Kerrar`e hünkara karşı
Harabi baba
Ya hü burda olan muhibbana bak Öyle sarga burga kardaş değildir Edebinle otur yahut burdan kalk Herkes senin gibi kalleş değildir
Hak yüzüdür burda gördüğün yüzler Velakin göremez kör olan gözler Bezm-i erenlerde söylenen sözler Hakkın esrarıdır haşhaş değildir
Söylenen sözlerin cümlesi hoştur Dolulara dolu boşlara boştur Harabı kemteri sanma sarhoştur Yer içer zevk eder ayyaş değildir
Harebi baba
Devam edeceğiz…
KAYNAKLAR.
http://www.karacaahmet.org/Content.ASPX
http://www.hbektas.gazi.edu.tr/portal/html/modules.php?name=News&file=article&sid=342
http://www.kuranikerim.com/melmalili/tevbe.htm
http://semazen.net/roportaj_detay.php?id=20
http://www.hacibektaslilar.com/article,tr,2006~03~25,,,1~~,yes~28~now,106_columnist.html
http://www.caginpolisi.com.tr/60/63-64-65.htm
http://www.hbektas.gazi.edu.tr/portal/html/modules.php?name=News&file=article&sid=107
www.cemvakfi.org/
|