Hacı Bektaşi Veli Anadolu'da
Hacı Bektaş Veli, Türkistan'da Ahmet Yesevi dergahında yetişen örnek öğrencilerden birisidir.
Anadolu hangi ulustan, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bütün insanlara, bütün ermişlere, bütün uluslara kapılarını açmış derin sevgi , saygı göstermiş insanların yurdudur.
Anadolu, bilinen en eski çağlardan bugüne uzanan bir uygarlıklar zinciridir. Bir kültür mozaiğidir.
Anadolu'nun tarihi, Anadolu insanının tarihidir. Anadolu insanı ile Anadolu tarihi bir bütündür. Biri olmadan diğeri düşünülemez. Biri anlaşılmadan, öteki anlaşılamaz, açıklanamaz. Bu bütünlük, bilinen en eski geçmişten günümüze kadar sürüp gelmektedir.
Anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir öz ve biçim vermiştir.
Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu'da buluşmuş, karışmış, kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
En son tek tanrılı din olan İslamlık bile burada, doğduğu ülkedeki gibi algılanmamış, Anadolu toprağına ekilince farklılaşmış, yeni bir içerik kazanmıştır. Anadolu İslam'ı, kendine has özellikler taşıyan bir içerikle ortaya çıkmıştır.
Hacı Bektaş Veli, İslamiyet'i Anadolulaştırmıştır. İslamiyet'i Türkçe konuşturmuştur. Bu oluşum, ortaya Anadolu'nun İslamiyet'i Türkçe konuşturması olan Anadolu Aleviliği doğmuştur.
BOLLLUK VE BEREKETİN PİRİ
Hacı Bektaş Veli, Suluca Karahöyük'e geldiğinde, Kadıncık Ana ile Karahöyük'ün yanında bugün de su akan derede çamaşır yıkarken karşılaşır. Uzun yollardan gelmiştir. Karnı da çok acıkmıştır. Derede taşlar üstünde çamaşır yıkayan Kadıncık Ana'ya yaklaşır, selam verdikten sonra:"Bacım, karnım acıktı. Hak rızası için bir lokma verir misin?"der.
O yıllarda Sulucahöyük'te kuraklık ve yoksulluk vardı. Halk nafakasını zor karşılamaktaydı. Kadıncık Ana, dervişin bu isteğinden sıkıntıya düşmüş, ama içinden de: "Bu dervişin yüzüne karşı yok diyemem", diye içinden söylenerek, yanında oyun oynayan kız çocuğunu çağırıp; "Dervişin dediğini duydun, git bakalım, teknede ekmek varsa al gel!",der.
Çocuk, koşa koşa eve gider. Bir bakar ki, kileri, yiyecek konan kapları, sandıklar vs. yiyecekle dolup taşıyor. Daha önce evde nafakasının zor bulunduğunu bilen çocuk, şaşkınlıkla sevinç karışımı bir halde Kadıncık Ana'ya:
"Ana doluuu! Ana doluuu!" diye bağıra bağıra koşar. İşte Anadolu adının, bu "Ana doluuu" ifadesinden geldiğine bugün bile inanılır.
O, Anadolu'ya insanlığa hizmet için bir görevli olarak gelir. Hacıbektaş'ta açtığı mütevazi dergahında tüm insanlığı kucaklar. Sade bir yaşam sürdürür. Gün olur hayvanları güder, çobanlık yapar. Gün olur dergahında 72 milleti aydınlatır.
13.yüzyıl Anadolu'su bir toplumsal karışıklık dönemini yaşıyordu. O insan sevgisi ve sınırsız hoşgörü anlayışı ile tüm insanları dostluğa, kardeşliğe yöneltmeye çalıştı.