Yaşam ve İnsanlığa Katkıları
Hacı Bektaş Veli, 1209 yılında Horasan'ın Nişabur kentinde doğmuştur. Babası, İbrahim Sani'dir. Büyük Türk tasavvufçusu Ahmet Yesevi'nin öğrencisi Lokman Parende'den ders alıp yetişmiştir.
Hacı Bektaş Veli, Anadolu'ya 1220-1230 yıllarında gelir. O'nun düşünceleri o denli barışçıldır ki halk Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu'ya beyaz bir "güvercin donunda" geldiğine inanılır. O, Anadolu'da bir süre gezdikten sonra şimdiki Hacı Bektaş kasabasına yerleşir. Dergahını kurar ve kapısını tüm insanlığa, ardına kadar açarak düşünceleri ile onları aydınlatmaya çalışır.
Hacı Bektaş Veli'nin gerçek hayatı yanında birde mitolojik hayatı vardır. Mitolojik hayatında masal unsuru hakimdir. Erenler, denize halısını veya postunu serer üstüne oturur, karşıya geçer. Sırası gelince şahin olur, güvercin olur, uçar. Gerekirse silkinir, insan olur. Bir anda bir çok yerde olabilir. Sabah Kabe'de, öğlen yemeğinde evine döner. Ateşte, kaynar suda yanmaz. Taşa basar, taşta ayak izleri çıkar. Taşı isterse un gibi ezer, dağı saman çöpü gibi nefesiyle uçurur. Taşlar kerametine tanıklık eder. Hayvanlar keremi ile dile gelir, kayalar yürür. Yırtıcı hayvanlar onun bir bakışıyla ya yok olur ya da taş kesilir.
İradesi doğa yasalarının üstündedir. Dileyip de gerçekleştiremediği şey yoktur. Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan yaratır. Onun için yok yoktur; doğuşu bile bir kerametin sonucudur. Ölüm ise onun için uyumak anlamına gelir.
Benimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Her ne ararsan kendinde ara.
İncinsen de incitme.
Eline, diline, beline sahip ol.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Gönül ek, gönül biçersin.
Hacı Bektaş Veli