Anadolu Aleviliği
Türkler İslamiyet 9.-11.yüzyıllarda tanıştılar. İslamiyet'i kabul etmeden önce Şamanist idiler. Uzun ve yorucu bir tanışma dönemi yaşadılar. Savaşlı, kavgalı, gerilimli, acılı bir tanışma döneminden sonra İslamiyet'i kabul ettiler. Daha doğrusu kabul etmek zorunda kaldılar.
Türkler, İslamiyet ile eski dinlerinin ve kültürlerinin bir sentezini yaptılar. İslamiyet'i Türkçe yoruma tabi tuttular.
İslam, Türklerle birlikte Anadolu'ya gelmiştir ve Anadolulaşmıştır. Hz. Ali ile Dede Korkut Anadolu'da buluşunca Anadolu Aleviliği oluşmuştur. Anadolu Aleviliği denen Aleviliğin özgünlüğü bu tarihi sentezden ileri gelir.
Arap kaynaklı İslamiyet'te Allah'tan başka bir varlığa tapınmak günah sayılır. Ama Türklerde yüksek dağlara, coşkun sulara, büyük ağaçlara, ormanlara, toplumsa sevilen sayılan kişilerin ölünce mezarlarına sevgi, saygı gösterilir. Onlar kutsanır. Ağacın gereksiz yere yakmak, suyu lüzumsuz yere kirletmek günah sayılır.
Türkler göçler yolu ile 10. ve 11. yüzyılda Türkistan'dan Anadolu'ya geldiklerinde İslam'ı kavrayış biçimini de Anadolu'ya getirdiler. İslam'ı kabul ettiler. Hatta yayamaya başladılar. Ama eski kültür miraslarını inançlarını da Anadolu'ya taşıdılar.
İslamiyet içinde hilafet meselesinde ortaya çıkan Hz. Ali yanlılığı İran'da Şiiliği, Pakistan2da İsmailiyeliği, Mısır'da Fatımiliği oluştururken Anadolu'da da Aleviliği oluşturdu.
Anadolu Aleviliği, Ali ve Ehlibeyt sevgisini, kadın erkek eşitliğini, kardeşliği, hakça bölüşümü, doğa ve hayvan sevgisini, özgürlülüğü, her tür ayrımcılığı ve her tür toplumsal haksızlığa karşı olmayı kendine erdem edinmiş kaynağı dinsel olan yapılanmadır.