Alevilik ve Sanat
Alevilik, bazı inançlar gibi sanata karşı değildir. Alevilikte şiir,müzik,dans inancın önemli bir parçasıdır. Alevilerin toplu tapınma biçimi olan Cem ayinleri bağlamasız,şiirsiz,nefessiz ve müzik eşliğinde dönülen semahsız (dinsel dans) düşünülemez. Sünni İslamda resim,müzik,şiir ve diğer görsel sanatlar ile uğraşmak günah işlemekle, kafirlikle özdeş sayılırken bu uğraşlar Alevilikte saygı duyulan meslekler olarak kabul edilir.
Bakın Kuran'da Şura Suresi; 224. ayette ne diyor. "Şairler ise; onlara sapık kimseler uyarlar." 225. ayette ise "Görmez misin o şairler, her yöne meyleder ve boş şeylere dalarlar" ve 226. ayet; "Gerçekten onlar, şiirlerinde, yapamayacakları şeyleri söylerler."
Bunlardan başka, Sünni İslamda müzik yasaktır. Süleyman Çelebi'nin (Hz Muhammet'in hayatını anlatan)mevliti bile yaskatır. Zaman zaman Diyanet İşleri Başkanlığından camilerde müzik ile Kuran, dua vs. okunmasının yasak olduğu camilere yazılan yazılarda belirtilir.
Sünni İslamda resim yasaktır. Hz Muhammed'in resminin yapılması kesinlikle yasaktır. İnsan yüzü (suret) resmetmek günahtır.
Alevilerde ise, resim de müzik de yasak değildir. Aleviler, Hz. Ali ve 12 İmamlardışında Hz. Muahammet'inde resmini yapmışlardır. Bu bazı kitaplarda basılı olarak bulunuyor.
Müzik; Alevi ibadetin esasında vardır. Alevilerin Cem ayinleri; bağlama eşliğinde müzikle söylenen nefes, duazimam,ağıt ve mersiyeler olmadan mümkün değildir.
Bağlamaya ve onu çalan dedeye kutsal gözle bakılır. Bu inanç belki eski Türk tarihinden Şamanizm döneminden kalma bir anlayıştır. Dede ve bağlama ilişkisi belki de Şaman ile kopuz arasındaki ilişkinin Anadolu'ya Aleviliğe taşınmasıdır.
Sünni İslam olan Osmanlı bakın çalgıya (müzik) nasıl bakıyor. İşte konu ile ilgili Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin verdiği bir fetva;
"Soru;Bir kişi çalgı çalsa ve Müslüman olmayana çalgı çalsa ona ne yapmak gerekir?(Dikkat Müslüman olmayana diye soruluyor.
Cevap;Şiddetle azarlanıp hapsedilmelidir.
Soru;Çalgı çalan birisinin çalgısını, bir başkası vurup parçalarsa... Çalgıyı kırana ne yapmak gerekir?
Cevap;Çalgıyı kıran büyük sevap işlemiş olur.
Ebussuud Efendi Yunus Emre'nin bazı beyitlerinin bir tekkede okunması ile ilgili sorulan soruya verdiği cevap ise çok öğreticidir.
"Soru; Bir tekkenin mescitinde değişik kişilerle genç oğlanlar toplanır, değişik nağmelerle tevhid ederken (Tanrı'yı birleyen müzikli vecde gelirken) bunu değiştirerek kimi zaman "dil-i men, can-ı men"deseler... Kimi zaman da, "Sen ulu bir sultansın, canlar içinde cansın" yahut "Cennet cennet dedikleri, bir ev ile birkaç huri isteyene versen onu. Bana seni gerek seni..." biçiminde beyitler okusalar ne yapmak gerekir.
Cevap;Bunların halleri ve sözleri tam anlamıyla fuhuş olduğu gibi, cennet hakkında dedikleri kötü sözler de açık bir küfürdür. Bu kişilerin öldürülmeleri yasalara uygundur."
Müzikli ibadet yapmanın "zikr"etmenin, müzik ile Allah'ı çağırmanın, ona dua etmenin bedeli Osmanlı'da "ölüm"dür. Bakın Alevi ozan Aşık Dertli bu zihniyete karşı ne diyor.
"Telli sazdır bunu adı
Ne ayet bilir ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
Venedik'ten gelir teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allah'ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde"
Aleviler müzikle yapılan toplu ibadet biçimine o denli önem verirler ki, ibadete başlarken bağlamayı çalacak aşık, bağlamayı eline alır ve üç kere niyaz ederek başına götürdükten sonra alıp teline dokunmaya başlar. Bağlamanın adı Alevi Cemlerinde "Telli Kuran" dır. İnsan "Konuşan Kuran" bağlama ise "Telli Kuran" dır.
Alevi Cemlerinde; Cem ilerleyince toplumun en duygulu, en coşkulu, adeta tüm Ceme katılanların transa geçtikleri anda, erkek ve kadın canlar semaha kalkar ve müzik eşliğinde dönerler. (Dinsel dans ederler) Semahsız bir Cem ayini düşünülemez. Yani semah ibadetin ayrılmaz ve önemli bir parçasıdır.
Aleviler, hertür baskıya rağmen Anadolu'da ibadetlerinde ve günlük hayatlarında baskıcı dinsel anlayışa karşı direnmişler ve müziği dansı güzel sanatların diğer biçimleri olan heykeli, resmi, fotografı vs. yaşamlarından çıkarmamışlardır.
Bugün "halk edebiyatı" denilince "halk ozanlığı" denilince ilk akla gelen Alevi geleneğinden kalan izlerdir. Anadolu halkının dili olan Türkçeyi, bağlamayı, şairini yaşatan kültür Alevi-Bektaşi kültürüdür.
Kendi varlığına karşı dıştan yönelen tüm baskılara karşı Alevi halkın sözcüsü olan halk ozanları kendilerini ifade etmenin biçimi olarak şiiri ve bağlamayı asla elden bırakmamışlardır. Toplumun "sözlü tarihi"ni böyle yaratmışlardır.