SORU 15: Kerbela Olayı Nedir?
SORU 1: Alevilik Nedir? |
SORU 2: Alevilik Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır? |
SORU 3: Hakk’a Yürümek Ne Demektir? |
SORU 4: Aleviler Neden Hz. Ali’yi Tutarlar? |
SORU 5: Aleviler Hz. Muhammed’i Nasıl Değerlendirirler? |
SORU 6: Alevilik Mezhep Yada Tarikat mıdır? |
SORU 7: Ehlibeyt Nedir? |
SORU 8: Alevilik-Sünnilik Nedir? |
SORU 9: İslamiyet Ne Zaman Nerede Doğdu? |
SORU 10: Aleviler Hz. Ali Dışındaki Halifeleri Neden Sevmezler? |
SORU 11: Aleviler İbadet Yapar mı? Nasıl İbadet Yaparlar? |
SORU 12: Aleviler Camiye Gitmez mi? Camide Yapılan İbadeti Yapmaz mı? |
SORU 13: Miraç Nedir? |
SORU 14: Aleviler Oruç Tutar mı? |
SORU 15: Kerbela Olayı Nedir? |
SORU 16: İslam Tarihinde İmamlar Dönemi Hangi Dönemdir? |
SORU 17: İslam Tarihi’nde Abbasiler Dönemi Hangi Dönemdir? |
SORU 18: Aleviler’in Tuttuğu Orucun Özelliği Nedir? |
SORU 20: Aleviler’de Dede Kimdir? |
SORU 21: Aleviler’in İbadeti Olan Cem’in Özellikleri Nedir? |
SORU 22: Kaç Çeşit Cem Vardır? |
SORU 23: Alevilik’te Müsahiplik (Yol Kardeşliği) Nedir? |
SORU 24: Yedi Ulu Ozan Kimdir? Alevilik’teki Yeri Nedir? |
SORU 25: Aleviler’de, Semah Nedir? |
SORU 26: Türkler İslamiyet İle Ne Zaman Tanıştı? |
SORU 27: İslamiyet’ten Önce Türkler Hangi İnanca İnanıyordu? |
SORU 28: Mevâli Müslüman Ne Demektir? |
SORU 29: Türkler Arasında; Alevilik-Sünnilik-Şiilik Ne Zaman Oluştu? |
SORU 30: Ahmet Yesevi’nin Alevilik’teki Yeri Nedir? |
SORU 31: Aleviliğin Şamanizm ile İlişkisi Nedir? |
SORU 32: Alevilik Anadolu’ya Nasıl Geldi? |
SORU 33: Hacı Bektaş Veli Anadolu’ya Ne Zaman Geldi? |
SORU 35: HacıBektaş Veli Nasıl İbadet Yapıyordu? |
SORU 36: HacıBektaş Dergahı Avlusundaki Camiye HacıBektaş Veli Gidip Namaz Kılmaz mıydı? |
SORU 37: Anadolu’da HacıBektaş Veli Dergahı’ndan Başka Hangi Dergahlar Var? |
SORU 38: Osmanlı Döneminde; Osmanlı-Alevi İlişkilerini Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 39: Yeniçeriler Kimdir? Ne Zaman Kurulmuştur? |
SORU 40: Yeniçeri Ocağı Neden ve Nasıl Kaldırıldı? |
SORU 41: Ahilik Nedir? |
SORU 43: Anadolu Aleviliği Nasıl Oluşmuştur? |
SORU 44: Mezhep ve Tarikat Olgusu Nedir? Caferilik Hakkında Bize Kısa Bilgi Verir misiniz? |
SORU 45: Dört Mezhep Hakkında Kısa Bilgi Verir misiniz? |
SORU 46: Anadolu Aleviliği’nin Kaynakları Nelerdir? |
SORU 47: Şiilik Nedir? |
SORU 48: Şeyh Cüneyt Kimdir? |
SORU 49: Şeyh Haydar Kimdir? |
SORU 50 : Şah İsmail Kimdir? |
SORU 51: Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’e Seferini Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 52: Şah İsmail Aleviliği ya da Şiiliğini Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 53: Humeyni Şiiliğini Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 54: Anadolu’da İlk Aleviler’de Denilen Babailer ve Babai Olayı’nı Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 55: Osmanlı Padişahlarının Mensup Olduğu Tarikatleri Bize Bildirir misiniz? |
SORU 56: Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın Başlangıcında HacıBektaş VeliDergahını Destek İçin Ziyaret Etti mi? |
SORU 61: Aleviler’de Kırklar Cemi Nedir? |
SORU 57: Atatürk’ün Alevi Olduğu’da Söylenir Bu Doğru mudur? |
SORU 58: Cumhuriyet Dönemini Aleviler Açısından Kısaca Değerlendirebilir misiniz? |
SORU 59: Aleviler ile Kürtler Arasındaki İlişkiyi Kısaca Açıklar mısınız? |
SORU 60: AlevilerKürt mü? Türk mü? Kısaca Açıklar mısınız? |
SORU 62: Aleviler’de Dede’nin İşlevini Kısaca Anlatır mısınız? |
SORU 63: Alevilik’te Yol Kardeşliğinin (Müsahiplik) Nasıl Yapıldığını Anlatır mısınız? |
SORU 64: Bir Alevi Cem TöreniniKısaca Anlatır mısınız? |
SORU 65: Alevi Semahının, Türleri, Özellikleri Nelerdir? |
SORU 66: Alevilik’te İnsan Sevgisi Nasıldır? |
SORU 67: Aleviler’deKadın-Erkek Ayrımcılığı Var mıdır? |
SORU 68: Alevilik’te Sanat Günah mıdır? |
SORU 69: Aleviler’deÖnemli Yerler Nelerdir? |
SORU 70: Aleviler, Camiye İbadet İçin Neden Gitmezler? |
SORU 71: Alevi İnancında Üçler Kimlerdir? |
SORU 72: Alevi İnancında Ondört Masumlar Kimlerdir? |
SORU 73: On Yedi Kemerbest Kimlerdir? |
SORU 74: Alevilik’te Dört Kapı Nedir? |
SORU 75: Alevilik’te Kırk Makam Nedir? |
SORU 76: Türkiye’deki Aleviler’in NüfusuNe Kadardır? |
SORU 77: Kürt Alevi yada Zaza Alevi Ne Demektir? |
SORU 78: Nusayri yada Arap Alevi Nedir? |
SORU 79: Arnavut Alevi Var mıdır? |
SORU 80: Bektaşilik Nedir? Babalık, Dedelik Nedir? |
SORU 81: Alisiz Alevilik Olur mu? |
SORU 84: Alevilik Ayrı Bir Din midir? |
SORU 85: Aleviler, AvrupaBirliği Konusunda Ne Düşünüyor? |
SORU 86: Son Zamanlarda Tartışılan “Alevilik Yeniden Tanımlanmalıdır” Düşüncesine Ne Diyorsunuz? |
SORU 87: Alevileri Kim Temsil Ediyor? |
SORU 88: Milli Eğitim Bakanlığı Bünyesinde Okullarda Verilecek Alevilik Dersleri Nasıl Olmalı? |
SORU 89: Aleviler Ne İstiyor? |
SORU 90: Aleviler, İslam AdınaYapılan Terör EylemlerineNasıl Bakıyor? |
SORU 91: Aleviler, Türban Giysisi İçin Ne Düşünüyor? |
SORU 92: DiyanetBütçesi İçin AlevilerNeDiyor? |
SORU 93: MumSöndürmek Nedir? Aleviler Mum Söndü Yapar mı? |
SORU 94: Türkler’de İçki İçilir mi? |
SORU 95: İslam Kaynaklarında İçki Var mı? |
SORU 96: Aleviler’de-Bektaşiler’de İçki Var mı? |
SORU 97: Aleviler Neden Tavşan EtiYemezler? |
SORU 98: Aleviler’e Neden Kızılbaş Derler? |
SORU 99: Çorum, Maraş, Sivas, Gazi Mahallesi Olayları Neden Oldu? |
SORU 100: Aleviler’in Belirgin Toplumsal Özelliklerini Kısaca Anlatır mısınız? |
SEÇİLMİŞ KAYNAK KİTAPLAR SORU 15: Kerbela Olayı Nedir?
CEVAP: İmam Hüseyin, Hicret’in üçüncü, bir rivayete göre ise dördüncü yılı Şaban ayının 3. günü Medine’de doğdu. Gene rivayete göre altı aylık doğmasına rağmen yaşamıştır. İslam inancına göre Hz. Hüseyin’in dışında altı aylık doğupta yaşayan tek insan Meryem oğlu İsa peygamberdir.
İmam Hüseyin’in altı erkek, iki kız çocuğu olmuş ve soyu Zeynel Abidin Ali’den yürümüştür.
İmam Hüseyin, kardeşi İmam Hasan’ın Muaviye’ye biatına ve onunla uzlaşmasına baştan beri karşı çıktı. Kardeşi Hasan’a bu davranışının nedenini sorduğunda ise; O’ndan, “Babamız Ali’nin uzlaşmasına sebep olan şeyler bana da sebep oldu” cevabını almıştır. Bir başka deyişle Hasan, kendi yüzünden kan dökülmesini istemediği için böyle davrandığını söylemiştir.
İmam Hasan’ın öldürülmesinden sonra Irak’lılar Hüseyin’e biat etmek istediyse de Hüseyin, Hasan’la Muaviye arasındaki uzlaşmanın ancak Muaviye’nin ölümü ile biteceğini söyleyerek bunu kabul etmedi.
Muaviye, Hicret’in altmışıncı yılı Recep ayının 15. günü öldü. Yerine ölmeden önce oğlu Yezid’i halife olarak bıraktı. Böylece İslamiyet’te, saray-saltanat ilişkisi kurulmuş oldu.
Muaviye, zevk ve eğlenceye aşırı düşkün, içkici ve kumarcı bir insandı. Halk üzerinde o kadar ağır bir baskı kurmuştu ki, cuma günleri kılınan cuma namazını çarşamba gününe aldırdığı halde halktan kimsenin sesi çıkmadı. Bu tür davranışlar onun için bir güç gösterme aracıydı.
İslamiyet artık sarayı, saltanatı, debdebesiyle; vezirleri, hadımları, ordusu, kumandanları, zindanları ve cellatlarıyla; zulmü, kahrı ve keyfi idaresiyle tarih sahnesindeydi. Sahnenin arka planında ise, bir yandan har vurup harman savrulan bir hazine, bir yandan da yoksulluk içindeki halk yığınları vardı.
Gölpınarlı bu durumu Roma İmparatorluğu’na benzeterek şöyle yazıyor:
Roma İmparatorluğu ayrı bir dil ile, hükümlerine baş eğilmeyen bir din ile, fakat İslam kisvesine bürünerek tarih sahnesine çıkmıştı artık.”
Ünlü tarihçi, Muaviye’nin yerine geçen oğlu Yezid’i de bize şöyle tanıtıyor:
“Kendisine böyle bir saltanat devreden babası ölürken bile başucunda bulunmak lüzumunu duymayan, avlanmakla gönül eğleyen Yezid, gününü-gecesini, çalgı-çağanak dinlemekle, köçek-çengi oynatmakla, içip kendinden geçmekle sürdürmeyi adet edinmiş bir kişiydi.”
Zevk ve eğlenceye düşkün olan Yezid, İslamiyette içki, şarap vs.nin yasak olmasına karşın, şairliğini şu ifadelerle gösteriyordu:“Bu şarap Muhammed’in dininde haram ise, sen de onu Meryem oğlu İsa’nın dinince al, iç.”
İbn Yezid, testiden kadehe dökülen şarabın çıkardığı sesi ise, Hatim’le Zemzem arasında koşuşan hacıların ayak seslerine benzetiyordu.
Yezid, babası Muaviye’nin ölümünden sonra kendisini halife ilan etti. Medine Valisi Utbe oğlu Velid’i de İmam Hüseyin’e göndererek kendisine biat etmesini istedi. Yezid, hiç bir gecikmeye meydan verilmemesini ve gerekirse Hüseyin’in hapsedilmesini istemeyi de unutmamıştı.
Medine Valisi Velid de Hüseyin’i makamına çağırarak, Muaviye’nin öldüğünü, yerine oğlu Yezid’in geçtiğini ve kendisine Hüseyin’in biatını almakla görevlendirdiğini söyledi.
Hüseyin bu isteğe şiddetle karşı çıktı. Kendisinin babasına (Muaviye) bile biat etmediğini, Hasan ile Muaviye’nin aralarında bir anlaşma yaptığını hatırlattıktan sonra hilafet’in saltanat gibi babadan oğula geçmemesi gerektiğini anlattı. Hüseyin, şöyle devam etti:
“Şu dünyanın gidişatına bak ya Velid, haksızlık da ağaçlar gibi büyüyüp dal budak salar oldu. Muaviye zaten halifeliği binbir hile ile ele geçirmişti. Bu da yetmezmiş gibi şimdi de oğlu halifeyim diye ortaya çıkıp hak iddia ediyor.”
Hüseyin, bu sözlerinden sonra, kendisinin zalim soyuna biat edenlerden olmayacağını haykırdı. Babasının hilafet adına hançerlendiğini, ağabeyinin hilafet adına zehirletildiğini hatırlattıktan sonra da vali konağını terk edip gitti.
İmam Hüseyin bu meydan okumadan sonra Mekke’den Medine’ye göçü düşünürken Kûfe’ye gitmeye karar verdi. Hatta Kûfe’lilerin biatını almak için önceden amcası oğlu Müslim’i gönderdi. Müslim burada 30.000 biat aldı. Bunu duyan ve çılgına dönen Yezid ilk tedbir olarak İbni Ziyad’ı Basra valiliğinden Kûfe valiliğine atadı. Çünkü Kûfe valisi Numan da Hüseyin’e biat edenler arasındaydı.
Hz. Hüseyin Mekke’den, İbni Ziyad Basra’dan Kûfe’ye doğru yola çıktılar. Kûfe’ye daha önce gelen İbni Ziyad, vali konağına gittikten sonra şehirde korkunç bir terör estirmeye başladı. Yüzlerce kesilmiş insan başı sokakları doldurdu. Bu ilk saldırıdan sonra, biatlarını geriye almazlarsa tümünü kılıçtan geçireceği tehdidini savurarak, halkı sindirdi.
Müslim, Kûfe’deki yeni gelişmeleri İmam Hüseyin’e bildiremeden öldürüldü. Ölüsü Kûfe sokaklarında dolaştırıldıktan başka, İbni Ziyad koparılan başı Yezid’e gönderdi.
Hz. Hüseyin’i Kûfe dışında halk yerine İbni Ziyad’ın ordusu ve komutanı Hür İbni Riyad karşıladı. Son acı durumu Hüseyin Hür’den öğrendi. Daha acısının ilk şokunu üzerinden atamamıştı ki, kumandan Hür, kendisinden de Yezid’e biat istedi.
Kumandan Hür, “Emir böyle” deyince, Hüseyin buna cevap olarak, “Yezid soyunun kardeşimi öldürdüğünü yedi cihan bilir. Sen binlerce mazlumun kanını üstüne sıçratmış bir katilin söylediklerini emir sayıyorsun, öyle mi?” diye sordu.
Bir yandan Hüseyin’e zarar vermek istemeyen, bir yandan da İbni Ziyad’ın emirlerine karşı çıkamayan kumandan Hür, İbni Ziyad’dan gelen son emri Hüseyin’e şöyle bildirdi: “Ya teslim olup Kûfe’ye götürüleceksin, ya da hepiniz susuz bir yerde konaklayacaksınız.”
Hz. Hüseyin bu son emirle çok zor bir durumda kalmıştı. Çünkü karşısında güçlü bir ordu, yanında ise kendisiyle yola çıkıp buraya kadar gelmiş yaşlı, kadın, erkek, çoluklu çocuklu 70-80 kişi vardı.
Sonunda onlara döndü ve şöyle dedi: “Beraberliğimiz buraya kadar olacak. Ben Yezid’e biat etmem. Ama benim yüzümden size zarar gelmesini de istemiyorum. Ben arkamı size döndüğümde siz dağılın. Yalnız kalmaktan başka sizden bir isteğim yoktur. Ama Yezid’in başımı kopardığını duyarsanız biliniz ki o baş biatsızdır.”
Bu konuşmaya rağmen yanındakilerin Hz. Hüseyin’den ayrılmamaları üzerine Yezid’in komutanı Hür, onları susuz bir yere yürüttü. Burası, tarihe Kerbela adıyla geçecek yerdi.
Susuzluğun ne demek olduğunu ve susuzlukla yapılan işkencenin korkunçluğunu bu bir avuç insandan daha iyi bilenin olamayacağını bütün tarih kitapları kalın harflerle yazdı.
Kerbela’da çöl ortasında aç ve susuz kalmış bir avuç insanın üstüne Yezid tarafınan ordu üstüne ordu gönderildi. Takviye edilen yeni ordunun komutanı ise, Hüseyin’i Kûfe’ye çağıranlardan Ömer İbni Saad idi. O da Hüseyin’i “Ya biat, ya savaş” tercihiyle karşı karşıya bırakmıştı.
Savaş başlamadan önce, bir yanda sayıları binlerle ifade edilen Yezid’in ordusu, bir yanda da susuz, yorgun, uğradıkları haksızlıkların acısı içinde bekleşen 70-80 kişi vardı:Hz. Ali’nin oğulları, İmam Hasan’ın oğulları ve diğerleri... Yani Hz. Muhammed’in soyu, ehlibeyti.
Hz. Hüseyin, Yezid’in ordularının karşısına; başında Hz. Muhammed’in sarığı, boynunda kılıcı, elinde ise babası Hz. Ali’den devraldığı sancakla çıktı.
Hz. Hüseyin, Yezid’in ordusuna, bir insanın iktidarı ne kadar güçlü olursa olsun, inanmış insanların bu gücü kırabileceğini göstermek istiyordu.
İmam Hüseyin, tek tek bütün komutanları yenince bütün ordu üstüne saldırdı. Yüzlerce asker saldırıya geçti. Kumandan Ömer uzaktan bağırıyordu:
“Başını kesin... Başını kesin.”
Simr adlı bir asker kanlar içinde kıvranmakta olan Hüseyin’in başını gövdesinden ayırdı ve koşarak komutan Ömer’e götürdü. Ömer bu kesik başı eline alıp, “İşte Yezid’in önünde eğilmeyen Hüseyin’in başı. Allaha şükürler olsun ki görevimizi yerine getirdik. Allah bunu bizlere nasip etmiştir” dedikten sonra, Hüseyin’in kesik başı ile birlikte Yezid’in sarayına doğru yola çıktı.
Hz. Hüseyin, Hicret’in 61. yılı Muharrem ayının onuncu günü, ikindi vakti Kerbela’da işte böyle katledildi. Katledildiğinde 56 yaşındaydı.
Kerbela olayından iki yıl sonra Yezid de öldü ve yerine oğlu İkinci Muaviye halife ilan edildi. İkinci Muaviye çok farklı bir kişilik sergiledi; hilafetinin 40. günü Ümeyye Camisi’nde verdiği hutbede, minbere çıkıp Allah’a hamd-ü sena ettikten, Peygamber’e salavat getirdikten sonra Aliyel-Mürteza’nın faziletlerini, üstünlüğünü ve Kerbela şehitlerine yapılan zulmü birer birer anlattı ve zalimlere lanet okuyarak şöyle devam etti:
“Ey nas! Biliniz ki ben, bu zulmün devamına tahammül edemem. Hilafet makamı Ali’ye ve evladına ait bir makamdır. Ben, bu hakkı gasbetmekten Allah’a sığınırım ve kendimi bu makamdan geri alıyorum.”
İkinci Muaviye’nin annesi ile birleşen Mervan o gece ikinci Muaviye’yi zehirleyerek öldürttü. Yerine de kendisi halife oldu.