Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Birkaç Kısa Not -Bertal

Birkaç kısa not

Birkaç kısa not!

 

Cemal Şener tarafından gönderilen, alevilerin etnik kimliği başlıklı mesaja yanıt olarak bertal tarafından, 14 Kasım 2000 TSI 05:54:57 itibarıyla gönderilen mesaj: Bu mesaj 22 kez okunmuştur.

 

1- Kemalist Türkçülüğün, yıllar yılı Kürtleri Türk saymak, ve buna “Bilimsel” kılıf bulmak çabalarının bugün geldiği nokta bilinmektedir. O “Bilimsel” çalışmalar bugün zerre kadar bir değer taşımıyor. Kürtler savaşarak dövüşerek bedel ödiyerek KÜRT olduklarını dosta düşmana kabul ettirdiler.

2- Aynı yol ve yöntem bugün Aleviler üzerinde deneniyor. Cemal Şener bu işin ‘tetikcisi’dir. Aynen İzzettin Doğanın, Genelkurmay projeleri doğrultusunda, Aleviliği “İSLAM”laştırmak ve sunniliğin biraz “Cıvık” haline dönüştürmekteki tetikciliği gibi.

3- Başvurduğu kaynaklardan Brunessen’in konuyla ilgili tüm çalışmaları gözönüne alınırsa, Cemal Şenerin yararlanabileceği bir şey bulamayacağı açıktır. Melike Irenof ise, bir “Türkçü”dür. Bunu da asla inkar etmez. Alevilikle Şiiliği zaman zaman karıştırır. (Tezlerini desteklemek amacıyla, Azerilik kökeninden kaynaklanmalı) Ciddi ve güvenilir bir kaynak değildir. Önyargılı ve Türkçülük çabasından dolayı, bu böyledir.

4- Hiçbir halk karar verip “Asimile” olmaz. Yıllara yayılan uzun bir zaman diliminde, çevredeki kültürün gücü ya da siyasi otoritenin bilinçli baskısı sonucu halklar asimile olur. Bunun tarihte hiçbir istisnası yoktur. Eğer bir asimilasyon sözkonusu olsa, bunun siyasi otorite sahipliği ve Sunniliğin hakimiyeti nedeniyle, tam tersine olması gerekirdi. Yani azınlığı oluşturan Zaza ve Kurmanç Alevilerinin Türkleşmesi gerekirdi (Nitekim bunun birçok örneği mevcut. Çorum, Erzincan, Malatya, Sivas bölgelerinde birçok örnek bulunur).

5- Yanlış ve çarpıtılmış bilgiler kullanılmış. Hem de çok hovardaca ve sorumsuzca. Bektaşilik Dersim Kızılbaşları/Kırmancları arasında sempatiyle karşılanmıştır, ancak hiçbir zaman Dersimli Kızılbaşlar Bektaşi olmamışlar ve Bektaşi babalarının o yörede itibar görmesi ancak onların Kızılbaşlaşmasıyla mümkün olmuştur. Sarizda bir tek BADILAN aşireti yoktur. ‘Badılan ismiyle anılan ailelerin sayısı da, bu gün itibariyla bile 5-10 aileyi geçmez. Bunlardan birinin soyadı BEYDİLLİ olarak kaydedilmiştir, ancak bunun Kemalist Asimilasyon taktiğini kanıtlamaktan başka bir kıymeti harbiyesi yoktur. Türkçe söyleme çevrilerek isim kaydetme işi, Kemalizmin Türkleştirme, Türkçeleştirme politikasının basit bir uygulamasıdır. Nitekim yer ve köy isimleri de bu şekilde değiştirilmiştir. Zazaca PRODIA’n olarak köyün isminin Küçük Sobecimen olarak kaydedilmesi örneğinde olduğu gibi (Kemalizm uygulamalarını yoklayıp, sosyolojik çalışma yaparım diyen sadece kendi kendisini kandırır.) Sinemilian aşiretinin Türklükle bağı şurada dursun kendilerine TIRK diyenleri belki de analarından doğduğuna pişman ederlerdi. Tırk demek sadece TÜRK anlamını taşımaz. TIRK Sunni demektir aynı zamanda. Tarihi olarak da düşman görülmüştür tüm Kızılbaş toplumunca. (Sebebini tartışmaya bile gerek yok). Sarizin Alevileri (Dimililer/Zazalar veya Kurmancı konuşanların tamamı, başka yerlerden çeşitli zamanlarda göçetmiş ailelerden oluşur. Esasen toplu bir Aşiret yoktur oralarda, kendi aşiretleri ya dersimde, ya Malatya’da ya da Adıyamandadır. Bunu bilmeden bu konuda maval okuyan Şener, esasen, sadece kafa bulandırıyor. Çünkü “BİLİMSEL” cila altında yazmaya çalışıyor.

6- Zazaların ayin dilinin Türkçe olduğu korkunç bir palavradır. Olan gerçek şudur. Alevilerin “DEYIR-DEYIS” dedikleri yüzlerce yıldır Aleviler arasında çalınıp söylenen dini motifli nefesler, doğal olarak Zaza ve Kırmanc Kızılbaşlarca da (çalıp söyleyenlerince) öğrenilip, çalınmış ve söylenmiştir. Cemlerde ya da cemaatlarda Pir Sultan’dan Hatayi’den (Hatayi Şah İsmail’in mahlası olup, fars olmasına rağmen Türkçe söylemiştir) deyişleri öğrendiler diye Zazaların ayin dili Türkçedir demek sadece saçmalamaktır. Kaldı ki bazan İnancın ilk ortaya çıktığı dil Kutsal inanç dili olabiliyor. İslamın Arapçası gibi. Alevilerin birbirlerinden farklı dillerdeki nefesleri deyişleri öğrenmesi neden onların başka bir KÖKENDE’n olduklarına kanıt oluştursun ki? Cemal Şener burada resmen çuvallayıp, saçmalıyor.

Aşiret adları hakkında da büyük bir hata yapılageliyor. Bir aşiretin adının orijinal dildeki şekli yerine Türkçeleştirilip, kullanılıyor, daha sonra da “Bakın işte aşiret ismi bile Türkçe, o halde bunların kökeni Türk” diye garip bir yöntem izleniyor. Sinemilian-sinemili ismini Sinemoğulları diye Türkçeleştirip ardından Bunlar Türkçe isim kullanıyor demek gibi bir gariplik. Baxtiyaric -ismin Bahtiyaroğulları- Bahtiyar uşağı şeklinde Türkçe yazıyorlar, bir sonraki yazılarında da bunu referans vererek TÜRKÇE isim teorisini! kanıtlamış oluyorlar. Asiterlerin isimlerinin orijinal ve o dilde söylenen şeklini kimse esas almıyor. KOÇGİRİ ismini KOÇ ismiyle bağlantılayan garibanın KOÇ kelimesinin Kürtçesini bilmemediği düşünülmemelidir. Eğer bilmiyorsa, uydurması gerekmez ki. Neden KOÇKIri (goceden-goçer göçebe) şeklindeki bir anlamı düşünmüyorlar acaba? (Kısaca söylemeye çalıştığım, isim ilk önce o halkın konuştuğu dildeki anlamı araştırılarak irdelenir.)

Bu yazı Aleviliğin TÜRKLEŞTİRİLMESİ çabasının küçük bir parçasıdır. Başkaca da bir önemi yoktur. Dedelerimizin biz Türküz dediğine ben şahsen şahit olmadım. Cemal Şenerin bahsettiği bir avuz, asimile eden Zazalardan olmalıyız biz!

 


Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git