VII. Şeyh Hasananlı Aşireti (Ocak, Oba ve Oymaklarının Yerleşim Yöreleri)
VII. ŞEYH HASANÂNLI AŞİRETİ (OCAK, OBA VE
OYMAKLARININ YERLEŞİM YÖRELERİ)
Şeyh Hasanhanlı Aşiretleri yüzlerce farklı adlarla ve değişik yörelerde köylere, kasabalara, kentlere yeleşmişlerdir.(47.a) Türkiye genelinde çoğunluk Türkçe konuşmaktalar. Bunun yanında Zazaca (Dersimce) yerel dili de gündelik işlerde konuşmaktadır.
1) ABASÂNLAR: Ovacık, Hozat, Pülümür; Erzincan-Kırlangiç-Çağlayan-Karatuş, Tercan-Başbudak-Beşgözek; Kığı-Akimli-Estigkavak-Ayanoğlu-Güzgörü; Kelkit-Akdağ-Kömürlük; Erzurum-Aşkale-Gürkaynak-Koçbaba.Yukarı-Abbasânlılara “Kalanlılar”da denmektedir.
2) ARSLAN UŞAĞI: Ovacık, Kemah
3) AŞURÂNLILAR: Ovacık, Erzincan
4) BAHTİYARLILAR: Hozat, Azerbaycan, Kuzey İran ve Horasan
5) BAL UŞAĞI:Erzincan-Çayırlı, Pülümür, Ovacık,
6) BALIYANLILAR: Malatya.Bu aşiretin bir bölümü Şeyhhasanlı’dır.
7) BAHŞİŞLİLER: Keban, Baskil, Adana, Mersin, Antalya, Bulgaristan.
8) BİRMANLILAR: Erzincan,Ovacık, Pülümür
9) BÜTÜNKANLILAR: Erzincan,Tercan, Kığı
10) FERHATÂNLILAR: Hozat, Çemişkezek
11) GEVÂNLILAR: Hozat, Ovacık,
12) GÜLABİ UŞAĞI: Ovacık, Kemah-Herdif Köyü
13) HASANÂNLILAR: Mazgirt, Kığı, İçel, Diyarbakır
14) İKSORLULAR: Malatya, Elazığ, Mazgirt, Nazmiye, Pülümür, Hozat.
15) KALAN UŞAĞI: Malatya, Ovacık, Mazgirt. Yukarı Abâsan, Kesel, Bozukanlı olmak üzere üç obaya ayrılır.
16) KARABALİ UŞAĞI: Hozat, Ovacık, Çemişgezek. l700’lü yıllarda bu oymağın bir bölümü Kırşehir’de zorunlu iskân edilmiştir. Kocaeli yarımadası. (Köseköy ve Bayraktar, Gölcük)
17) KARİKALİ UŞAĞI: Erzincan, Pülümür.
18) KEÇELİ UŞAĞI: Ovacık-Çat-Eğimli-Çambudak-Balveren-Aktaş-Yakatala
19) KIRGANLILAR: Hozat-Deşt, Ovacık-Eğrikavak-Çemberlitaş
20) KOÇ UŞAĞI: Hozat, Çemişkezek, Ovacık, Kığı (Holhol) Kurmeşli, Erzincan, Pülümür- Altınhüseyin.
21) KOÇGİRİLİLER: Bu Aşiretin bir bölümü Şeyh Hasanlı’dır. Sivas, Erzincan, Kayseri, Maraş, Tunceli.
22) KORMEŞLİLER: Erzincan, Pertek.
23) LAÇİNÂNLILAR: Hozat, Ovacık.
24) MAKSUT UŞAĞI: Hozat, Ovacık.
25) PEZGEVRÂNLILAR: Hozat, Pertek, Ovacık.
26) REJİK UŞAĞI: Çemişgezek, Hozat, Ovacık.
27) SEYYİDÂNLILAR: Tunceli, Pertek, Mazgirt, Hozat-Karabekir-Balkaymak; Nazmiye, Çemişgezek-Karacaköy.
28) SEYYİD KEMAL UŞAĞI: Erzincan, Ovacık
29) SÜLEYMAN UŞAĞI: Ovacık
30) ŞAM UŞAĞI: Ocacık-Otlubahçe-Tozkoparan-Bilge
31) ŞAVALANLILAR: Erzincan-Tercan-Sarıkaya-Gedikdere-Sağlıca-Çakmaklı-Çayırlı-Eşmepınar-Boğazlı-Kavaklı-Harşen; Tunceli, Nazmiye, Pülümür
32) ŞIH AHMED DEDE UŞAĞI: Elazığ-Keban-Baskil, Malatya
33) ŞIH HASANÂNLILAR: Baskil, Arapgir, Keban, Eğin, Sivas,Tokat-Oktap, Kırımoluk, Almus, Büyük-Agöz, Yozgat-Çerçi-Göçetköm; Amasya-Guyma, Çorum-Palapıyık-Sırıklı; Samsun- Ladik-Karapınar Köyü,Vezirköprü, Malatya; Adıyaman, Elazığ; Kale, Zırkı, Adaf, Denizli, Pınarlar, Dingider, Eğribük, Korucuk, Tunceli, Ovacık, Mazgirt, Pülümür- Dereboyu-Çakırkaya-Koçtepe-Karagöz-Boğal; Gümüşhane-Kelat-Çömlekçik, Kozoğlu, Erzincan; Devekurusu, Güllüce, Obalar, Artdağ, Palanga, Çayırlı-Bozağa,Yeşilbük, Büyükyaylı, Çayönü, Şengül, Sürümlü, Yaylakent, Sarıtaş, Hozanlı, Yaylalar, Tosunlar, Çiftlik, Balıbey, Oğultaşı; Maraş-Alibey, Ulaş-Çavdarlı, Zara-Sancakkale, Erzurum-Aşkale, Bingöl, Muş,Diyarbakır, Adana-Kozan, Mersin-Tarsus, Ermenek, Antalya, Ankara, Balıkesir-Edremit, Bigadiç. (47.b-c)
34) TOPUZ UŞAĞI: Ovacık, Pülümür
VIII. ŞEYH HASAN VE ONAR KÖYÜ’NE
AİT BELGELER
Aleviliğin toplumsal ve kültürel tarihi; efsane, rivayet, öykü, masal, destan, nefes gibi sözlü geleneklere dayanmaktadır. Yazılı belgeler yok denecek kadar azdır. 622’de “Medine Vesikası”yla başlayan Alevi Tarihi, baskılar sonucu sırra/gizliliğe bürünerek söylenceye dönüşmüş, ozanların deyişlerinde terenmüm edilerek anlatılmaya çalışılmış. Dedeler ve babalar olay ve olguları keramet ve mucize şekline dönüştürerek mitolojik bir hale getirerek bugüne değin anonim tarzda anlatagelmişlerdir.
Eski Türkler’in tarihi üzerine araştırma ve inceleme yapan; yabancı ve Türk tarihçileri, Türklerin içtimai teşkilatlanmasını özetle şöyle anlatmaktadırlar:
Türklerde temel unsur; “kan akrabalığına dayanan birlik” yani oymak esasıdır. Oymağın her üyesi kendisinin ortak bir “ata”dan geldiğine inanırdı. Türklerde kölecilik sistemi olmadığından şu veya bu nedenle oymağa sonradan dahil olanlarda aynı birliğin üyesi sayılırlardı.
Zamanla oymaklar dal-budak salarak obalar halinde genişlerler. Bu büyümeye karşın her oba veya oymak yine de kendilerini soy olarak başlangıçtaki “ata”ya çıkarırlardı. Göçebe Türkmen Oymakları, her yeni doğan çocuğa, ata, dede ve babalarının dair oldukları boylarıyla şecerelerini öğretirler ve bundan dolayı da kabilesini ve kökenini bilmeyen kimse kalmazdı.
200 kişinin üstünde görüştüğüm ve 70 yaş üzerindeki dede ve Koca’lar Türkistan ve Horasan’dan Anadolu’ya göçlerinin öyküsünü ve ata şecerelerini tek tek anlatmışlardır.
M. Şerif Fırat, Harzemşahlar’la ilgili şunları anlatmaktadır:
“Moğollar tarafından saldırıya uğrayıp Diyarbakır’a doğru kaçan Celaleddin Harzemşah, Palu ilçesinin Ohi bucağında, oranın yerli halkı olan Dünbelli- Zaza’ları tarafından öldürülmüş ve Hadiseyi .... eteklerindeki Türk Kabileleri, Palu’ya inerek Celaleddin’in intikamını almış ve cesedini alıp Dersim dağlarının yüce bir noktasında olan bir dağın başına defnedip bu türbeye “SULTAN BABA” adını vermişlerdir. (48)
Görüştüğüm bu 300 yaşlı Alevi, değişik ocak ve aşiretten muhterem zatlar kendilerini Türk, Harzemli ve Kıpçak boyundan olduklarını söyleyerek; M. Şerif Fırat’ın anlattıklarını doğrulamışlardır. Bazıları da belgeler göstererek neseplerinin Harzemşah Beyleri’nin soyundan geldiklerini kanıtlamaya çalışmışlardır. Dersim’de Sultan Baba’nın bugüne dek itibar görmesi ve türbe olarak ziyaret edilmesi, bölgenin Türk olmasından kaynaklandığını göstermekte olduğunu söylemektedirler.
Dersim bölgesinden ayrı bir yöre olan Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi Bulam Köyü’nden Üryan Hızır Ocaklı Hamo Dede; dedelerinin Erdebil Tekkesi’nden önce Tunceli’ye oradan da bugün bulundukları yöreye geldiklerini söyleyerek Türkmen olduklarını belirtmiştir. Ahmethoca Köyü’nde de aynı aşiret mensubları vardır. Osmanlıların Alevilere yaptıkları zulümden korktukları için kendilerini Kürt göstererek kurtulduklarını, ama zaman içinde Kürtleştiklerini belirtmiştir. Bölgedeki Adıyaman’ın Şambayatı Köyü de Şeyh Hasanlı Aşiretinin bir obasıdır ki, Hamo Dede’nin anlattıklarını doğrulamaktadır.(49)
Bayat Boyu’ndan olan Şeyh Hasanlı Aşiretleri de Türk Töresi’ni bugüne değin sürdürerek; “Ced Şeceresini Sözlü Tarih”le yaşatarak ortak (kollektif) belleklerine (hafızalarına) nakşetmişlerdir.
Bodik Tomarları (vesikaları); Şeyh Hasan Köyü’ndeki şecereler, Onar Köyü’ndeki Selçuklu ve Osmanlı belgeleri, Adaf Köyü’ndeki şecere ve Ağdat Köyü’ndeki belge ve eşyaların tetkiki sonucu: farklı zamanlarda ve çeşitli yerlerden alınmış ve onaylanmış olmasından dolayı birbirlerini tutmamaktadır.
Söylenceler, izinnâmeler, icazetnameler, şecereler, vakfiyeler, hüccetler gibi belgeler; Hacı Bektaş, Erdebil, Kerbelâ, Meşhed dergâhlarına onaylattıkları gibi zaman zaman da Selçuklu ve Osmanlı Sultanlarına onaylatmışlardır. Bu nedenle her onay makamından dönem dönem farklı soykütükler ile tarikat yol kütüğü birbirine karışarak çıkmıştır. Şeyh Hasan’ın soyunu ya da tarikat yolunu kimisi Zeyd’e, kimisi Muhammed Hanifi’ye veya Musa-ı Kazım’a çıkararak dergah seyyid ve şeyhleri belgeleri imzalamış, bazı makamlarda onaylamıştır. Bu belgeleri tek tek irdelemeyeceğiz. Sadece tarihi gerçeğe en yakın olan Onar Köyü’ndeki bazı belgeleri özetleyerek vereceğim ki, araştırma bölgemiz, konumuz içerik ve kanıtsal olarak daha iyi anlaşılacaktır.
1) VAKFIYE:
I.Alaeddin Keykubat (1219/20-1237/8) dönemine ait On-Er Zaviyesi’ne ait vakıf belgesi aynı zamanda Onar Köyü’nün kuruluşunu ve sınırlarını da belirleyen bir vesikadır.
<1 Rebiülahır 621> = 22 Nisan 1224 Pazartesi günü düzenlenen vakıf seneti 25 cm eninde ve 37,3 cm. boyundadır. Baş kısmı Dua, Allah ve Peygamber’e salât ve selam ile vakfın önemini belirtmektedir. Ana bölümleri şöyledir :
“Hamd olsun ol zât- <ı ecill-i> a’lâ, ziyâd ”
“ Şeri’atın nûru sebebi ile ve şer’-i şerifin ahkâmının nûru sebebi ile ve hadis.......”
(.....)
“İmdi rıza’ullaâhi Te’âlâ vakf eyledim. Muazzez ü mükerrem olan Şeyh Hasan’a {Oner} dimek ile ma’rufdur. (...) İmdi Mir-i a’zam vakf eyledi ve tecviz eyledi., Şey Hasan içün kavlen ve fi’len tasarrufu içün izn-i şer’le ve hüsn-i ihtiyâr-ile cebr ile güç ile değil.”
“Beyân olunan mülklerin cümlesini Şeyh Hasan Oner içün hak kıldı ve mülk kıldı ve elinde kıldı ve tasarrufu altında kıldı ve bu vakfın cemi’-i yerleri Oner dedikleri köyde vâkidir ve bu hudûdun kıble cânibi ....... şimal cânibi dedikleri mahaldir......... ve levâhiki ile zikr olunan hudutların cümleten vakf eylemişimdir.”
(.....)
“......halas içün bir vakf ile vakf eyledim ki, ol vakf şer’idir ve sahihdir ve hakkına ri’âyet olunmuştur. Kimseye satılmaz ve hibe olunmaz. Ve meşhûr zaiye ev olunmuştur. “On-er Zaviyesi” dimekle meşhurdur. Ve bu tevliyeti ve görüp gözetmesini ve emr-i vakfı tahsil etmesini kıldım. Şeyh Hasan içün ve evlâdı ve evlâd-ı evlâdı içün kıldım ve bu vakf-ı mezbûrun şartı tağyir olunmaz ve aslı tebdil olunmaz ve hâkim sıhhati ile hükm eyledi ve herkim ki, tebdile sa’y iderse beylerden ve kadılardan ve Vüzerâdan Hak Te’âlânın lâ’neti anın üzerine olsun ve melâikenin ve cümle halkın lâ’neti onun üzerine olsun.”
“Tahriren fi ğurre-i şehr-i Rebiülâhir. Senete ihdâ ve işrine ve sitti-mietin.”
Vakfiyye “Emir-i Azam” Selçuklu Sultan Alaeddin Keykubat adına imzalamıştır. Bu senetle birlikte bugüne kadar Onar Köyün sınırları küçük değişmeler dışında korunarak gelmiştir.(50)
2) Sultan III. Murad’ ın (1574-1595) Fermanı:
Fermanın baş tarafında 3.Murad’ın tuğrası vardır ve özetle şöyle demektedir: (51)
Padişah silahtarlarından, “Kurt” adında biri ONAR’ı tımar kabul ederek köylülere zorluk çıkarır. Bunun üzerine: Onar Köyü’nden Şeyh Ahmed, Şeyh Ali ve Şeyh Muhammed, padişaha dilekçe vererek: “raiyyet oğlu olmadıklarını, ellerindeki arazi için miri-ye 400 akçe verdiklerini,buna dair ellerinde Emr-i Şerif ve Defter-i Hakani olduğunu” belirterek bu duruma engel olması isterler.
Padişah 21 Şaban 1000 (M.1592) Kostantiniye; tarihli fermanla Arapgir Kadısı’na emir vererek:
“İrade-i Seniyye mucibince... ve Defter-i Cedid-i Hakâni üzerine” köylülerin tasarruflarından olan yerlere tecavüz olunmamasını, zorluk çıkarılmamasını buyurmaktadır..
3) Sultan İbrahim (1640-1648)’in Fermanı:
Onar Köyü halkından Seyyid Osman oğlu Mustafa, Dersaadete yolladığı dilekçesinde: “Ben Vakıf arazisinde ikamet etmekteyim, Sâdattan olduğuma dair elimde, Şecere ve Hüccet-i Şer’iyye vardır. Yeni yazımda vergi hanesine yazılmadığımdan dolayı ileride bir engel çıkarılmaması için hatanın düzeltilmesini arz etmektedir.” Padişah’ta:
İrade-yi Seniyye de:”Hazine-yi Amire’de Vakıf Defteri’ne bakılınca yeni defterlerde Altı nefer buçuk avariz (vergi) hanesi olmak üzere kayd edildiğini lâkin, Osman bin Mustafa adı geçen haneye dahil olmasa bile rencide edilmemesi; Şecere ve Hüccet-i Şerriyye’ye muhalif ve Tahrir-i Cedide muğayir edilmemesi” hususunda, Arapgir Kadısına hükmün ifası için emir buyurmaktadır.
28 Rabiyyülâhir 1055 (M. 1645) Kostantiniye (Tarihinde yazılarak gönderilmiş,bir nüshası da şahsın eline verilmiştir.)
4) Sultan II. Ahmed (1690-1695)’in Fermanı
Arapgir Kazasında vaki, Mezra-i Şeyh Hasan Çayırı ve Oner demekle maruf vakf mezraya senede 300 akçe vererek sahip oldukları, Padişah’ın tahta çıkması nedeniyle ellerindeki; Berât-ı Şerif’in yenilenmesi dileğiyle, Mehmet ve Hasan ve Osman ve Mahmut namlı kişiler dilekçe verirler...
Padişah ise:
Berat-i Saâded verdim. Buyurdum ki: Kimse onları incitmesin, eskiden olduğu gibi, o yerlere ve Vakf-ı Mezra-yı mutasarrıf kıldım, sahip olsun işlesinler... (demektedir.) Ve Arapgir Kadısına emir vermektedir. 16 Cemaziye’l âhir 1102 (1691) Kostantiniye (Fermanın arkasında defter kayıdı ve mühür vardır)
5) Sultan II. Mustafa (1695-1703)’nın Fermanı:
Fermanın başında padişahın tuğrası ve nişanı olup özetle şunlar yazılmıştır:
Arapgir Kazasında vaki, Mezra-ı Şeyh Çayırı ve ONER demekle mârûf Vakf- Mezra senede 300 akçe ile Mehmed ve Hasan ve Osman ve Mahmut; bilfiil Berât-ı Şerif’le mutasarrıfları olup, Padişah’ın tahta geçmesi üzerine yenilenmesi için, Dersaadete müracaat ederler...
Padişah; Berâtları onaylayarak, Berat Mütevvellisinin Hazineye devrini, Vakf-ı Mezra’ya usulüne uygun mutasarrıfının devletçe tayini ve devamına karar vererek, Arapgir Kadısına buyurur.
1 Rabiyyü’l Ahir 1107 (1695) Kostantiniye
6) Sultan III. Ahmed (1703-1730)’in Fermanı:
Şeyh Hasan evladında Halil ve İsmail namlı kimseler Arz-ı Hal idûb, Arapgir Kazası’nda vaki Şeyh Çayırı ve Onar Karyesi dimekle maruf, mutasarrıf oldukları, defterde kayıtlı maktu öşr verdiklerini,
Arapgir ve Çemişkezek Eminlerinin mezburlarına kanat etmeyüp, Hilâfı kanun ve defter ziyade dört beş seneden beri Beşer-Altışar bin Akçe fazla almışlardır. Bu hususun men edilmesi için, Emr-i Şerif rica eylediklerini, Padişaha müracaat ederler...
Padişah: Buyurur ki; defterde kayıtlı maktü öşre alınmasını, ziyade talep olunmamasını, kimsenin rencide edilmemesini, ... ve...benim Alâmet-i Şerifime itimat edilmesini buyurur..
30 Cemaziye’l evvel 1134 (1722)
7) Sultan I. Mahmud (1730-1754)’un Fermanı :
Vakıf Mütevvellisinin, fazla vergi istediğini, bu haksızlığa engel olunması için verilen dilekçe üzerine,
Hatt-ı Hümayun’da: “Defter de maktu kayıt bulunduğunu, bunların ziraatleriyle uğraştıklarını, terekelerinde ki öşre razı olduklarını, fakat Vakf-ı Mezbur Mütevvellisinin fazla talebiyle rencide ettiğini, bu babdan Şeyhülislam’dan Fetva-yı Şerif hüküm rica eylediklerini...”
“... O yerlerden defterde öşür yazılmış olmayıp, maktu yazılmış öşre muadil maktülerini verdiklerinden, terekelerinden fazla alınmamasını, kimsenin rencide edilmemesini...”
“Kanun ve deftere ve Fetva-ı Şerife ve Emr-i Hümayuna muhalif edilmemesini, bu husus için bir daha Emr-i Şerif istenmesin, böyle bilin... Alâmet-i Şerifime itimat kılınsın...
10 Şaban 1143 (1731) be Makam-ı Kostantiniye
8) Padişah III. Mustafa (1757-1774)’nın Fermanı :
Arapgir Kadısına tevdi............ eliyle..........
.. Malum ... Seyyid İsmail ve Seyyid Ahmed ve Seyyid Ali ve Seyyid Musa ve Seyyid Veli ve Seyyid Yusuf ve diğer Seyyid Ahmed .......
Bunlar, “SAHİBÜN ñ NESEB ñİ SÂDÂD-İ KİRAM’dan (Peygamber soyundan) olup; İsbât-ı nesep eylediklerini (ellerinde) İstanbul
Nakiplerinden (senet) Temessük ve Hüccet’leri olduğunu.
Bunlardan öşür ve savaş zamanında herhangi bir yardım alınmamasını vb... Yetkililerce (Ehl-i Örf taifesi tarafından) vergi yükümlülüğünden muaf tutulmasını....
Bunların, A’şar ve Sefer (savaş) zamanında hisselerine düşeni yaptıklarını; Karye-i Mezbûre Zâbiteni ve Devlet adamları,
Emr-i Şerifime tabi, bu babdan kanuna ve Emr-i Hümayûnuma muhalif olunmasın, uyulsun, bu husus için müracaat edilmesin. Şöyle bilinsin, Âlemet-i Şerifime itimat edilsin.
20 Rabiyyü’l evvel 1183 (1769) Be Makam-ı Mahsusa-ı İslambul
9) Sultan IV. Murad Han (1623-1640)’ın 1635 Revan ve 1637-38 yıllarında Bağdat seferlerine gidiş-dönüş menzilnamesinde güzergâh olarak Arapgir, Malatya yöresinden geçtiğini tarihi kaynaklardan bilmekteyiz. (52)
Onar Köylü yaşlıların anlattıklarına göre; IV. Murad, Bağdat Seferine giderken Dişterik yaylasında binlerce askeriyle konaklar. Onar Zaviyesi Postnişin Dede’si; Padişahı misafir eder ve ağırlar. Konukseverliğinden memnun olan Padişah; Dişterik yaylasını ve Şeyh Çayırını Vakfiye’ye ilave ederek bu iki araziyi Onar Köylülerine verir.
Fakat zaman zaman bu araziler Onar Köylülerinin elinden alınarak başkalarına verilir ve ihtilaflar çıkar. Sürekli şikayetler olur. Padişah her defasında İstanbul’dan olaya müdahale eder. 1848 (1264) yılında Onar Köyü’nün “39 Hâne” olduğu elimizdeki “Harman Verği Tesbit Tutanağı”ndan anlaşılmaktadır.
IV. Murad’ın Onar Köylülerine verdiği Dişterik, Şeyh Çayırı ve meraları elimizde mevcut olan ve bazı kısımları çürüdüğü için tarihini saptayamadığımız belgeden anlamaktayız. Lakin 19.yüzyılın başında Ağın Köylülerinden Hasları işleyen bazı kişiler arazilere silah zoruyla el koyarlar. 8 Yıllık bir hukuk mücadelesi sonucu ihtilaf çözülür. Sultan Abdülmecid’in 1852 tarihli Fermanı’yla Onar Köylülerinin lehine karar verilir.
Bu tarihten birkaç yıl sonra Dişterik yaylası tekrar Onar Köylülerinin elinden alınır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivinde saptadığımız: BA. İrade, Meclisi Vâlâ 19690 No’da kayıtlı Belge de: “... Arapgir Kazasının Hass-i Hümâyun dahilinde mahlûl olan bin iki yüz kilo tohum istab ider Dişterik araz”-i Emir”yen... o civarda araziye ihtiyaçları olduğu beyan kılınan ve bedelini teslim etmekte bulunan Onar Karyesi ahalisine...” 1861 yılında satılır. (53)
Onar Köylü yaşlıların anlattıklarına göre; Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kızı Zeynep Hatun’la evli olan Arapgirli Yusuf Kamil Paşa (1805-1876) eşinin ve kendisinin de Bektaşi olmasından dolayı; sarayda memuriyetliği, nazırlığı ve sadrazamlığı dönemlerinde Onar Köyü ve Arapgir’in Alevi köyleriyle özel olarak ilgilenmiştir. Köylerden Alevi çocukları İstanbul’a aldırtarak okutmuştur. Arazi ihtilafında köylülere büyük yardımları dokunmuştur.
10) Abdülaziz Han (1861-1876) döneminde Onar Köylüleri çevreden ve Devlet yöneticilerinden bir baskı görmemiştir. Bu dönem de “Büyük Ocak Tekkesi” faaliyete geçmiş, postnişin dede seçimleri yapılmıştır. Ayn-i Cem törenleri açıktan yaparak, ibadetlerini eda etmişlerdir.
11) Abdülhamid Han (1876-1908)’in tahta çıkışıyla tekrar baskılar başlamıştır. Söylenenlerden ve belgelerden anladığımıza göre: 1877 tarihinden itibaren Abdülhamid tuğralı tapu senetleriyle Onar Köyü arazileri, bağ ve bahçeleri; Arapgir eşrafına parçalanarak peşkeş çekilmiştir.
Onar Köylülerinin Arapgir eşrafıyla sürtüşmeleri sonucu; köy Eğin (Kemaliye)’ye bağlamiştir.1893 ile 1895 tarihlerinde tanzim edilmiş; Mamuretü’l-Aziz (Elazığ) Sancağı Eğin Nahiyesi Onar Köyü’ne ait Abdülhamit Tuğralı tabu senetlerinde; “Miri arazi tasarruf etmek Üzere... sahibine Hakk-ı karar ile...” verildiği gibi Arapgir eşraf ve Ermeni tüccarlardan da para karşılığı alınmıştır.
Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın Şeyh Hasan ve evlatlarına vakfettiği topraklar; Yavuz sonrası Cumhuriyet’e kadar gerçek sahiblerine döne döne satılmıştır. Bugün ise, Onar köyü 1224 yılındaki sınırlarını bır kısım arazi eksikliğine karşın halen korumaktadır
BİRİNCİ BÖLÜMÜN DİPNOTLARI ve KAYNAKÇA:
1Abdulkadir İNAN: Tarihte ve Bugün Şamanizm, Materyaller ve Araştırmalar II.Bas., TTK.Yay. Ank. l972, s.66
2.Dr. A. Muhibbe Darga: Hitit Mimarlığı/l,Yapı Sanatı, Arkeolojik ve Filolojik Veriler, İÜ. Ed. Fak. Yay. İst. 1985 s.151
3.Burhan OĞUZ: Türkiye Halkının Kültür Kökenleri Cilt: 2, Doğu-Batı Yay. İst.1980 s.266-273
4 . a) Ömer Lütfi Barkan: Türkiye’de Toprak Meselesi, Toplu Eserler-l, Gözlem yay. İst. l980 s.819
4. b) Necdet Sakaoğlu: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Tarih Sözlüğü, İletişim Yay. İst. l985 s.137
4.c) Osman Turan: “Türkiye Selçukluları” Hakkında Resmi Vesikalar: Metin, Tercüme ve Araştırmalar. 2.Bas. TTK. yay. Ank. 1988 s.55 ve 182 bkz.
(4.d) Verani sözcük olarak: Haramdan kaçınan, din buyruklarına bağlı, doğru yolda giden anlamındadır.
5. Prof. Dr. Faruk Sümer: “Oğuzlar (Türkmenler), Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, 3.Bas., Eylül 1980, Ana Yay.s.35-36, 109, 549
6. Dr. İsmail Kaygusuz: “Bir Doğu Anadolu Köyünün Kültürel Geçmişi Üzerine Araştırma, Onar Dede Mezarlığı ve Adı Bilinmeyen Bir Türk Kolonizatörü, Şeyh Hasan Oner” Ark.ve San.Yay.İst.1983 s.15, Resim 23 ve 24
7. Şeyh Hasan Söylencelerinde temel aldığımız kişiler: Onar Köyünden Hızır Dede, Pınarlar Köyü’nden Şih İsmail (Nimri Dede), Tabanbükü Köyü’nden İsmail Gültekin ve İbrahim Karaduman dedeler, Kumlutarla Köyü’nden Ali Kıran’dır. Anılan şahısların anlattıklarıyla, diğer yörelerde dinlediklerimizle örtüşen yönleri baz alınarak, tarihsel kesitlerine oturmaya özen gösterdik. Çünkü söylence versiyonları oldukça farklılıklar göstermektedir.
8. Bodik Şecerelerine ilişik bir belgeden alınarak özetlenmiştir. Bodik Tomarları çok çeşitlilik arzetmektedir. Çoğu belgenin altındaki mühür ve imzalar kesildiği için diğer belgelere daha çok bir söylence nazarıyla bakmak gerekliğinden haraket ettik.
9. Prof. Dr. Mehmet Altan Köymen: “Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi”, Cilt:İİ, İkinci İmparatorluk Devri, TTK.Yay.2.Bas.,Ank.,1984 s.475,489
9.a) Alaaddin Ata Melik Cüveyni: “Tarih-i Cihangüşa” Çeviren: Mürsel Öztürk, Kül.Bak.Yay. 1999 Ank.
9.b) Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu: “Harezmşahlar Devleti Tarihi” TTK.l992 Ank.
l0. Claude Cahen: “Pre-Ottoman Turkey”, London l968 s.110-111’den akt. Kaygusuz age. s.17
11. Dr. İ. Kaygusuz: Age.s.31
12. a) Greory Abû’l-Farac (Bar Hebraeus): “Abû’l-Farac Tarihi”, Cilt: İİ, Çev.: Ömer Rıza Doğrul, TTK. yay. Ank. 1987, 2. Bas. s.491-505
-b) İbrahim Artuk: “Ala Ed-Din Keykubat’ın Meliklik Devri Sikkeleri” Belleten Cilt: XLİV Nisan 1980 Say: 174 TTK.Yay.267-268
-c) Mevlut OĞUZ: “Malatya Tarihi”, İst.1985 s.89-90
12.d) İbni Bibi: ”Selçuklu Devletleri Tarihi-2” S.129’da Alâüddin Keykubat’ın Minşar Kalesinde 7 yıl mahpus kalıp 616 (1219) da tahta oturduğunu yazmaktadır.
13. Şeyh Hasan Köyü’den İsmail Gültekin ve Adaf Köyünden Ali Kıran’ın anlatımlarından özetlenmiştir.
14. Dr.İ.Kaygusuz Age.s.33
15. M. Orhan Bayrak: “Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu” Remzi Kit.,2.Bas.İst.1982 s.450
16. F. W. Hasluck; “Bektaşi Tetkikleri” İst.1928, Çev.: Ragıp Hulusi ile J.G.Taylor:” 1868, Journal Of a tour in Armenia, Kurdistan and Upper Mesopotamia, with notes on researches in the Deyrsim Dagh, in 1866”: “Journal of the Royal Geographic Society-38 bakınız.
17. Prof. Dr. Faruk Sümer: “Safavi Devletinin Kuruluşu ve Gelişiminde Anadolu Türklerinin Rolü” Ank.1976 ( Arapgirlü Oymağı ve Emir Ali Kuli Beğ Bölümler) ve Elimizdeki o döneme ait Mahkeme Dilekçesi.
18. O yıl ki “Arapğir Postası Gazetesi” ile “Yeşil Arapgir” (Büyük Arapgir Şöleni) adlı kitap, Özel baskı 17 Aralık 1994 İst. Tekin ARS.Ltd.Şti yay. bkz.
19. İsmail ONARLI: “Cemevlerinin Tarihsel Kökenleri ve Mimari”, I-II-III-IV, Cem Dergisi Sayı: 81-82-83-84, Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım 1998 İst.
20. EMEL ESİN; “Tengrilik” (Türklerde Gök Tapınağına Dâir); Sanat Tarihi Yıllığı, İÜEF. Sanat Tarihi Araştırma Merkezi-1982: Ed.Fak.Mat.İst.1983 s.35 ve devamı
21. Dr. İ. Kaygusuz: Age.s.19
21.a) İsmail ONARLI: “Selçuklu Dönemi Sosyo-Ekonomik Yerleşim Birimi: Merzifon’da Piri Baba Tekkesi”; I, II, III, Cem Dergisi Sayı: 71,72,73 Ekim-Kasım 1997 ve Ocak 1998
21.b) İsmail Onarlı; “Baba İlyas-ı Horasani-Merzifonlu Piri Baba ve Şeyh Hasan Oner Söylencelerinin Nesnel Temelleri” Şahkulu Sultan A.İ.Dergisi Say:2 Ocak 1999 İst. Şahkulu Sultan Külliyesi Vakfı yay.
22. Pir Ahmet Dikme: “Haykırıp Duyuramadıklarım, Bir Alevi Dedesinin Düşünceleri” Ant.yay.1999.İst. Bakınız.
22a) Hüseyin Gülkanat-Celal Çelik: “Geçmişten Geleceğe Çavdarlı Köyü” Abo Bas.İst.2000 Bakınız.
23. Nazmi Sevgen: “Efsaneden Hakikate”, Tarih Dünyası, Sayı:12 1951 s.882
24. Ümit Serdaroğlu: “Aşağı Fırat Havzasında Araştırmalar-1975” ODTÜ.Yay.Ank.1977
25. Mehmet Özdoğan: “Aşağı Fırat Havzası 1977 Yüzey Araştırmaları”, ODTÜ.Yay. İst.1977
26. Dr.İsmail Kaygusuz: Age. Bkz.
27. Doç. Dr. Rafet Yınanç-Yrd. Doç. Dr. Mesut Elibüyük: “Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri (1560)” GÜ. Yay. Ank. 1983
28.Yunus Koçak: “Hasan Dede, Hayatı ve Öğretisi” tarihsiz, Hasan Dede Belediyesi Kültür Yay.No:3
29. Prof. Ömer Lütfi Barkan: “Türkiye’de Toprak Meselesi” s.200
30. Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı: “Osmanlı Devleti Teşkilatında Medhal”, 3.Baskı TTK. Yay. Ank.1984,s.153
Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmet ile ilgili bir söylencede Birecik’te Türbesi bulunan bir başka Şeyh Hasan ile karıştırılmaktadır. Diğer yazıdan Erzincan’ın Ilıç ilçesi Kuruçay Nahiyesine bağlı KİRZİ(Balkaya) Köyü halkı bir düşeği “ŞEYHHASANBABA” türbesine dönüştürmüşlerdir. Şıh Hasan Baba yatırı dedikleri çağıl-taş mekanı:İslamkendi, Kuşkışla ve Bizgi (Konukçu) köyleri yol kavşağındaki, Kuruçay Deresi kenarındadır. Erzincan’ın Mılla Köyünde de Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmet ile geyik üzerine ve göletle ilgili söylenceler vardır. Türkmen köyleri olan bu yerleri muhtemelen Şeyh Hasan fethetmiştir.
30.a) Prof.Dr.Mikail Bayram ile “XII.Ahilik Kültür Haftası” etkinliklerinde 13 Ekim 1999 günü Cem Vakfı’nda görüştüm. Şeyh Hasan’ın biyografisine ilişkin konuştuk. Selçuklu ve Osmanlı arşiv belgelerinde Şeyh Hasan’ın adına rastladığını, bu vesikaların güncelleştirilmesine gerek duyulduğunu belirterek, bunları incelemeye kendisinin zamanı olmadığını söylemiştir. Önerdiği kitaplarını ve makalelerini alarak okuduk.
Bu konuşmamızı İsmail Kaygusuz’a aynen aktartım. O’da Sayın Bayram’a bir mektup yazarak kitaplarını ve Şeyh Hasan’a ilişkin belgelerin fotokopilerini ve kayıtlarını istemiş. Londra’da bulunan Kaygusuz’a kitaplarını gönderen Sn.Bayram; mektubunu ise yanıtlamamış.
31.a) Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri (1560); Doç. Dr. Rafet Yinanç ve Yrd. Doç. Dr. Mesut Elibüyük, Gazi Ünv.Yay.Ank.1983,s.103
31.b)Nazmi Sevgen: “Efaneden Hakikate adlı Makalesi, Age.s.884
31.c) Dr.Nuri Dersimi: “Hatıratım” Doz yay. İst.1997 s.135
31.d) Dr. N. Dersimi: Age.s.79 ve 135 Bakınız.
32.a) Ümit Serdaroğlu: “Aşağı Fırat Havzasında Araştırmalar-1975” ODTÜ.Yay.Ank.1977 Levha:20
32.b) Dr.İsmail Kaygusuz: Age. Resim 11 ve 12
32.c) Mehmet Özdoğan: “Aşağı Fırat Havzası 1977 Yüzey Araştırmaları”, ODTÜ.Yay. İst.1977 s.62-72
33..Gregory Abu’l Farac (Bar Hebraeus), Abu’l-Farac Tarihi cilt II. Çev. Ömer Rıza Doğrul, TTK. Ankara 1987 Sf. 440 ve Mevlüt Oğuz, age sf. 86 ve
Prof. Dr. F. Sümer Oğuzlar adlı eserlerinin 136-137 sayfalarına bakınız.
34.a.) Prof. Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) boy teşkilat Destanları, Ara yay. 3. Basım 1980 İst. Sf. 144-145
34.b.) Dr. Mahmut Rişvanoğlu Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm 4. Bas. 1992 İst. Sf. 96-115 ve Nejat Birdoğan, Anadolu ve Balkanlarda Alevi yerleşmesi İst. 1992 s.138
34.c.) Dr. M. Rişvanoğlu Age. Sf. 97
34.d.) Türkiye Tarihi I Sina Akşin ve.. Cemyay. 1989 İst. Sf. 110
34.e.) Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi cilt II, Prof. Dr. Mehmet Altan Köymen T.T.K. 1984 Ankara Sf. 400-401
34.f.) Halil Berktay: “Kabileden Feodalizme” Kaynak Yay.1983 İst. S.154
34.g) Dr. Nuri Dersimi: “Hatıratım” Doz.Yay.İst.1997. s.133
35.a) Cevdet Türkay: “Başbakanlık Arşiv Belgelerine göre: Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler”, Tercüman Yay.1979 İst. S.:38,
35.b) Cevdet Türkay: Age.154
35.c) Cevdet Türkay: Age.700
35.d) Cevdet Türkay: Age.s.701
36-Edip Yavuz: “Tarih Boyunca Türk Kavimleri”, Kurtuluş Mat.Ank.1968
37. Dr. Mahmut Rişvanoğlu: “Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm”, Boğaziçi Yay. 4. Bas. İst.1992 Bkz.
38. Ali Kemali: “Erzincan Tarihi”, “Coğrafi, Toplumsal Etnoğrafi, idari, İhsai İnceleme Araştırma Tecrübesi” Kaynak yay. 2.Bas.İst.1992 s.162
39. Nazmi Sevgen: “Efaneden Hakikate adlı Makalesi”, Age.s.882
40. Nazmi Sevgen: Agm.
41.İsmail Onarlı: “Mazgirt’te Şeyh Coban Ocağı”, Cem Dergisi Say.:92, Ağustos 1999
42. Kutluay Erdoğan: “Seyyid Garip Musa”, Cem Dergisi Say.:88, Mart 1999
43. Nazmi Sevgen: Agm.
44. Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı: “Osmanlı Tarihi” II.Cilt, 4.Bas. TTK.Yay. Ank.1983 “İstanbul’un Fethinden Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümüne Kadar”, Sayfa:275,580,581 ve J.V.Hammer: “Osmanlı Tarihi Cilt-I MEB.Yay.İst.1970 Çev.: Mehmet Ata, Özetleyen: Prof.Dr.A.Karahan, Bkz.
45. Prof. Dr. Bayram Kodaman: “Sultan II. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası”, TKAE.Yay.Ank.1987 Bkz.
46. Cevdet Türkay: Age.s.222-224
47. Cevdet Türkay:Age.s.459
47.a) Şeyh Hasan Aşiretlerinin yerleşim yörelerini belirlemede, başta Ali Kaya’nın Dersim Tarihi adlı eseri ve Erzincan Tarihi ile bizim araştırmalarımızdan meydana gelmiştir.
47.b) Balıkesir ili ve ilçelerin merkezlerinde Alevi nufusu vardır. Balıkesir’in 45 köyü de Alevidir. Çanakkale’nin de bu ile yakın 22 köyü Alevidir. Osmanlı belgelerinde eski adı Karesi olan Balıkesir’in hangi köyleri Şeyhasanlı Aşiretinden saptayamadık. Yalnız, Balıkesir merkez, Bigadiç köylerinden ve Edremit’te görüştüğümüz bazı yaşlı Aleviler dedelerini 300-400 yıl öncesi Doğu’dan geldiklerini söylemektedirler. Muhtemelen Balıkesir’deki Bayat ve Tahtacılar’ın bir bölümü Şeyh Hasanlı’dır. Bursa’nın Umurbey’de de Onar Köyü’nden giden aileler olduğunu saptadık. Gemlik’te yine Doğu kökenliler var.
47.c) Alibey Kudar: “Orta Asya’dan Anadolu’ya Tahtakuşlar” Berdan Mat.İst.2001 (Edremit’in İda Dağı eteklerine Toros Dağları’ından göçen bugünkü Alevi Köyleri muhtemelen Şeyh Hasan Aşiretleri ile ilişkisi olabilir. İda (Kaz) Dağı’nda Sarı Kız, Sarı Saltuk ve Cılbak Baba (Üryan Baba) makamları vardır.)
48.M. Şerif Fırat: “Doğu İlleri ve Varto Tarihi”, 3.Bas. Kardeş Mat. Ank.1970 s.102
49. Esas adı Mehmet Büyükşahin olan “Hamo Dede” ile talibi olan Malatya’nın Haçova Köyünden Bayram Aker’in İst. Topkapı’daki hırdavatçı dükkanında 1994 yılında görüştüm. Daha sonra benim dükkanda söyleşimiz devam etti.
50. Dr. İsmail Kaygusuz: Age.s.25-26’den aldığımız Vakıf Belgesi’ni İ.Ü. Ed. Fak.Öğ.Üyesi Doç.Dr.Hüsamettin Aksu, Türkçeleştirmiştir.
51.Fermanları Türkçeleştiren ve BOA’de kayıtlarla karşılaştıran: Arş.-Yaz. Ahmet Hazerfan’a ve BAO, Vakıflar, Şeriyye Sicilleri, Tapu Kadosto Arşivi, Nakibü’l-Eşraflık Defterleri gibi Osmanlı arşivlerindeki tanıdıkları vasıtasıyla bize yardım eden; o dönemde Türkiye Gazetesi İst.Şefi olan Nurettin Çakın’a teşekür eder, şükranlarımı sunarım.
52. Nezihi Aykut: “IV.Murad’ın Revan Seferi Menzilnâmesi”, Tarih Dergisi sayı:34 İÜ.E.F yay.İst.1984 s.183
53. Dr. İ. Kaygusuz: Age.s.23 (anılan belgenin, B.O.A. damgalı fotokopisi arşivimizde mevcuttur.)