Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

IV. Şeyh Hasan Ocakları

IV. ŞEYH HASAN OCAKLARI

 1. “ BÜYÜK” ŞEYH HASAN

“ SULTAN ONAR ” OCAĞI

Saptadığımıza göre Şeyh Hasan üç evlilik yapmıştır. Birinci evliliğini Türkistan’da İmam Rıza’nın kız torunlarından biri ile bu evlilikten Şıh Bahşiş olmuştur. İkinci evliliğini Muşar yöresine geldiğinde, Fırat boyu fetihleri döneminde, Dersimli bir aşiret beyinin kızıyla evlenmiş ve Seyyid Selahattin adlı bir oğlu olmuş. Üçüncü evliliğini de Piri Babanın kızı ile yapmış ve bu evlilikten; menkıbeye göre üç oğlu olmuş; Kara Muhammet, Habib Hasan ve İlik olmuştur. Diğer bir rivayete göre de; 2 kız, 8 erkek çocuğu olmuş ve köy 10 haneden teşekkül etmiştir. Biz belgelerden yola çıkarak bu iki söylenceyi de birleştirerek hareket odağı haline getirdik. Şeyh Hasan’ın Merzifonlu Piri Baba’nin kızıyla evliliğinden olma çocuklarının Malatya-Arapgir-Onar Köyü’nde; 1224  yılında babaların kurduğu Vakıf şeklinde ki Zaviyesini  Dede Ocağı’na  dönüştürerek; “Sultan Onar Ocağı”, “Büyük Ocak” ya da  “Büyük Şeyh Hasan Ocağı” olarak adlandırmışlardır.  Şeyh Hasan’ın Türkmen Oymakları arasında ki adı;  “Onar Dede” - “Onar Baba” - “Sultan Onar” olarak geçmektedir ki, ocağa da bundan dolayı ve babalarının adına  izafeten “Sultan Onar Ocağı” denmektedir. Alevi cemaatinde ise; Şeyh Hasan Ocağı olarak anılmaktadır.  Tunceli’deki  torununun  kurduğu  Şeyh Hasan Ocağından ayırmak için “Büyük Şeyh Hasan Ocağı”da denmektedir. Şeyh Hasan On-Er’e I.Şeyh Hasan ya da Büyük Şeyh Hasan’da denmektedir.

Pir Sultan Abdal; Onar Dede Destanı adlı  deyişin de; “Adın Şeyh Hasan’dır, hem derik Oner.../...Yetiş Onar Dede sen imdat eyle!” demektedir. (21)

Piri Baba’nın hayatıyla ilgili araştırmalarıma burada yer vermeyeceğimden bu konuda ki,  Cem ve Şahkulu Sultan Dergilerinde yayınlanan makalelerime bakılabilinir. (21.a.b.)

 

2. ŞEYH AHMET DEDE OCAĞI

Şeyh Hasan ve Kardeşi Şeyh Ahmet’in 1204/5 yıllarında Şeyh Hasan (Tabanbükü) Köyü’nde bir “Dergâh” kurarlar ve amcazadeleri olan  hocaları “Ahmed Yesevi”nin de adını tekkeye verirler. Ülkemizde ilk kez “Hâce Ahmet Yesev Zaviyesi” Türkistan’dan sonra bugünkü Tabanbükü köyünde     kurulmuştur. Daha sonraları ise Şeyh Ahmed’in çocukları Zaviyeye “Şeyh Ahmet Tavil” olarak değiştirerek babalarının adını verirler.Vakfa  dönüşen tekke; Selçuklu ve Osmanlı sultanlarıncada onaylanır ve Şeyh Ahmet soylularına verilir. Halk arasında her iki ad da kullanılmaktadır.

Şeyh Hasan’ın kardeşi ve Şeyh Hasan anlı Aşireti’nin ikinci reisi Şeyh Ahmet’in Alaeddin Keykubat’ın kız kardeşlerinden olan oğlunun ve çocuklarının, Elazığ-Baskil-Muşar, Şeyh Hasan Köyü’nde kurdukları Dede Ocağıdır. Şeyh Ahmet’in soyu, I.Alaeddin Keykubat’ın kız kardeşi Güher Ana’dan olan oğlu Emir-el Mümin’den yürümüştür. 

 

3. ŞIH BAHŞİŞ OCAĞI

Şeyh Hasan’ın Türkistan’daki evliliğinden olma Seyyid İbrahim’e dedesi Bahşi Han’ın da adı verildiğinden Şeyh Bahşiş olarak çağrılmaktadır. Şıh Bahşiş’in Elazığ-Baskil ADAF (Kumlutarla) Köyü’nde tahmini 1224 sonrası yıllarda kurduğu dede ocağın adı Şıh Bahşiş Ocağı, oymağının adı da Bahşişli olarak anılmaktadır.

 

4. SULTAN SEYYİT  OCAĞI

  Sultan Seyyit Ocağı, Şeyh Hasan’ın bugünkü Tunceli yöresinde Dersim Beyi olan bir ailenin kızıyla yaptığı evliliğinden doğan oğlu Selahaddin’in torunlarından Sultan Seyyid  adlı bir zatın Tuncelin’in BODİK köyünde kurduğu ocağın ve aşiretin adıdır. Genel olarak bu ocakta Şeyh Hasan Ocağı olarak anılmaktadır. Hozat’ın Dalören Köyü’nün kendi adıyla anılan dağda  türbesi olan Sultan Seyyid; 1515-1530 yılları arasında  Şeyh Hasan Köyü’nden yöreye gittikleri belgelerde belirtilmektedir.

 

5. (KÜÇÜK)  ŞEYH HASAN OCAĞI

 Şehy Hasan Ocağı, Şeyh Hasan’ın Tunceli  bölgesinde Dersim Beyi’nin kızı ile evliliğinden olan oğlu Selahahattin’in  torunlarından Seyyid’in Bodik Köyünde Sultan Seyyid adıyla; diğer kardeşi  Şeyh Hasan ise, Ağdat’ta Şeyh Hasan Ocağı adıyla 1515/30 yıllarında bir dede ocağı kurmuşlardır. Ataları Şeyh Hasan’ın ocağına  “Büyük Şeyh Hasan Ocağı” ya da sadece “Büyük Ocak” denir ki Arapgir Onar Köyü’ndedir. Torun Şeyh Hasan’ın Ağdat’taki ocağına ise; “Küçük Şeyh Hasan Ocağı”  ya da sadece Şeyh Hasan Ocağı denmektedir. Bazı kaynaklar II.Şeyh Hasan olarak da anılan bu zatın Akkoyunlu ve Safeviler döneminde Çemişgezek’te Emir / Bey olduğunuda yazmaktadırlar. Seyyid Rıza’da bu zatın soyundan gelmektedir.  Bütün ocakların  hepsine birden genel olarak “Şeyh Hasan Ocakları” denmektedır.

 

6. ŞEYH HASAN OCAĞI’NIN REHBERLERİ İLE DİKME DEDE OCAKLARI       

Şeyh Hasan Ocaklarına bağlı ayrıca her köyde veya yörede birer Rehber, Baba veya Dikme Dede denilen Ocaklar vardır. Keban’ın Nimri ve Zırki Köyü’nde “Şeyh Hasan Rezzaki (Zevraki) Ocağı, Arapgir de Sarı Mecdin Ocağı, Elazığ’da İmam Rıza ve Musa-i Hardi Ocağı, Ulaş’da Çavdarlı Ocağı, Çorum’da İmam Rıza Ocağı ve Teslim Abdal Ocağı, Tokat’ın Oktap Köyünde Yunus Abdal Ocağı, Toroslarda Cılbak Baba ve Şıh Çoban  Ocağı gibi onlarca rehber ocağı vardır. Bu ocakların büyük bir bölümü işlevini yitirmiştir.

1240 yılında Şeyh Hasa’nın kızı ile evlenen Celaleddin Harzemşah’ın oğlu Muhammed (Mehmet/Kal-Mem-Sır)’ın kurduğu “Dikme Dede Ocağı” süreklilik arzederek bugüne dek önemli bir işlev görmüştür. (22)

1613 yılında bugünkü Tunceli bölgesinden  Sivas-Ulaş-Çavdarlı Köyü’ne giden Şeyhasanânlı Aşiretinin Seyyidânlı kolundan olan “Gilo-Gulgi”nin kurduğu köyde Rehberlik hizmetlerini  yürütmesi ve günümüze kadar gelmesi de önemli bir tarihi vakadır.(22.a) 

 V. ŞEYH AHMET DEDE’NİN YAŞAMI VE KÖYÜ

Şeyh Ahmet Dede’nin söylencesini torunlarından İsmail Gültekin Dede’den dinledim ve yazılı olarak da yine başka bir torunu İbrahim Karaduman Dede 3.5.1992 tarihli bize gönderdiği  mektubunda anlatmaktadır.

Nazmi Sevgen; “Efsaneden Hakikate” adlı 1951 yılında yazdığı makalede “Sultan (Alaeddin Keykubat), hemşiresini Şeyh Hasan Dede’ye vererek onu (Konya’dan) aşiretiyle beraber şimdiki eski Malatya’ya sevk ve o civara iskân etmiştir. Bu hadise 1232 M-630 H. tarihe tesadüf eder,” (23) diye yazmaktadır.

Bu anlatılan hikâye bizim bölgede yaptığımız söylencelerle çelişmektedir. I. Alaeddin Keykubat, kızkardeşini Şeyh Ahmet Dede’ye vermiştir, Şeyh Hasan’a değil. Nazmi Sevgen’in diğer bir yanlışı ise; Şeyh Hasan’ın Türbesi Onar Köyü’ndedir, Şeyh Hasan Köyü’nde değildir. Yine Şeyh Ahmet’in türbesi de Şeyh Hasan Köyü’ndedir. Korucak Köyü’ndeki Hasan Basri’nin türbesidir. Yayında belirttiği iki fotoğraf ve alt yazılar da yanlıştır.

Ümit Serdaroğlu’nun 1975-77 yılları arasında (24); Mehmet Özdoğan’ın 1977 yılında ODTÜ adına yaptıkları araştırmalarda Elazığ-Baskil-Şeyhasan (Tabankülü) köyünde Şeyh Ahmet’in türbesinin, bulunduğunu belirlemişlerdir. (25)

Dr. İsmail Kaygusuz’da Şeyh Hasan’ın türbesinin Onar Köyü’nde olduğunu belgelerle saptamıştır. (26) Malatya Tahrir Defteri de bu hususu kanıtlamaktadır. (27)

Nazmi Sevgen: “Munzur Dağları’nın kuytuluklarına sığınmış olan Budik Köyü’nde Kalan Aşireti’nden Gülabi kızı 95 yaşında ki Leyla’nın elinde... Seyyid Kemal Ocağı’na ait vesikayı bulduğunu ve okuduğunu söylemektedir...”

Pülümür’ün Aşkirik Köyü’nden ve Bal Uşağı Aşiretinden Hüseyin Aydın; Bodik’li Hasan Tosun’dan aldığı “Bodik Vesikaları’nı biz de inceledik; Nesep/Soy ve Tarikat kütükleri, Menkıbeler, Efsaneler, Rivayetler birbirine çok girmiş, oldukça uzun belgeler tomarıdır. Şeyh Hasan, Şeyh Ahmet ve oğul ve torunların, aşiretlerinin öyküleri birbirine geçmiştir.    

Saptayabildiğimiz kadarıyla; Kırıkkale/Keskinli Hasan Dede (28); Konya’nın Karye-ı Kocaç’da zaviyesi bulunan Şeyh Hasan-i Rumi ve Sarı Yakup (belgede Kara Yakup) (29) ile Karye-i Oğlan (Karaman’da) Şeyh Ahmed’le (30) birbirlerine karışmış söylenceleri de anonim şekline dönüşmüştür. Güney Akdeniz ve Ege yörüklerinin ve tahtacıların ulu evliyası “Dur Hasan Dede” de bu söylencelerde geçmektedir. Yanyatır Ocağı’nın Piri sayılan Dur Hasan Dede’nin Türbesi; Adana-Ceyhan’ın 20 Km. güneyindeki Duruk Kasabası’nın 3 Km. batısında 50 hanelik Evci (yeni adı Durhasan Dede) köyündedir. 

 Bu dökümanları kimin yazdığı belli değildir. Söylenene göre bazı belgelerin altındaki mühürler kesilerek yırtılmıştır, gerekçesi belli değildir.

Bodik Vesikalarında Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmet’le ilgili Konya ve I. Alaeddin Keykubat ile III. Alaeddin Keykubat (1297-1302) söylencelerinin olası doğruluk payı da vardır. Dr. Kaygusuz’un söylediğine göre; 23 Mayıs 1983 tarihinde İstanbul’daki “Uluslararası Anadolu Uygarlıkları Araştırma Sempozyumu”nda  “Şeyh Hasan Oner” hakkında tebliğ sunduktan sonra; Prof. Dr. Mikail Bayram ile görüşmesinde “Şeyh Hasan ile ilgili birçok belgenin kendisinde olduğunu” söylemiştir. Ben de;  Prof. Dr. Mikail Bayram ile Cem Vakfı’nda yaptığım görüşmede belgelerin varlığından bahsetmiştir.(30.a)  Bu belgeleri inceleyemediğim için Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmet’in Konya ile olan ilişkilerine ihtiyatla yaklaşıyorum. Sayın Prof. Dr. M.Bayram saptadığı belgeleri yayınlarsa; söylencelerden kurtularak gerçekleri nesnel bakış açısıyla daha iyi değerlendireceğim.

 Şeyh Ahmet bir söylenceye göre kardeşi Şeyh Hasan gibi Hâce Ahmet Yesevi”nin halifelerindendir. Şeyh Ahmet, halim-selim, çok uzun boylu bilge bir kişiymiş. Hocası O’na “-Boyun kadar ulu olasın, soyun-sopun ebedi tavil ola, bundan böyle sen de, Şeyh Ahmed Tavil olarak çağrılasın..” diyerek dua eder. Ve ocakta yanan bir dut köseğisini alarak fırlatır. Hocası, Şeyh Ahmet’e: “-Sana destur ve nasip verdim. Git bu köseğiyi bul orası artık senin yurdun” der. Şeyh Ahmet’te hocasının elini öpüp niyaz ederek yola revan olur.

Fırat kıyısına düşen dut köseğisini bulan Şeyh Ahmed, buraya tekkesini kurar. Müridleri çoğalınca burası köy olur, adını ağabeyine izafeten Şeyh Hasan koyar. Evlenir 9 oğlu olur. Bıçkın delikanlı olduklarından etraftaki komşu köylerine zarar verirler. Bu durum karşısında Şeyh Ahmet’de beddua eder ve 9 oğlu bir günde ölür. Hepsini tek mezara defnederler. Gevher Hatun’un yakarmaları sonucu Şeyh Ahmet küçük oğlu Mümin’i bağışlamıştır. Soyu ikinci eşi Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın kızkardeşi Gevher (Güher ana) Hatun’dan olan oğlundan yürür.

Köyde anlatılanlara göre 9 delikanlının komşu aşiretlerine ve köylerine karşı iyi davranmadıkları için baba bedduası ile bir günde ölmüşlerdir. Bu söylencenin nesnel temeli kanımızca şudur: Türkmen olan Şeyh Hasanlı aşiretleri; Babailer Ayaklanması’na katıldıklarından, Malatya Valisi de Kürtler’den oluşturduğu bir orduyla isyanı bu yörede bastırarak, Şeyh Ahmet’in 9 oğlunu da öldürmeleridir. Selçuklu Sultanı’nın soyundan olan ve daha küçük olan Gevher Hatun’un oğlu “EMÜR-ül-MÜMİN”i öldürmemişlerdir. Ya da aristokrat olmasından annesine bağışlanmıştır. Söylenceleri dinlediğimiz İsmail Gültekin tarikat adı Efendi Dede, Mümin’in olan soyundan gelme torunlarındandır.

Söylenceye göre; Şeyh Ahmet daha çok Alevi öğretisi’yle ilgilenmiş, tekkesini bir okul gibi eğitim yuvası haline getirmiştir.

Osmanlı Arşivlerinde Şehy Ahmet adı Şeyh Ahmet Tavil olarak geçmektedir. Tavil uzun anlamında olduğu için: “Uzun Ahmed Dede” denmekteymiş. Şeyh Ahmed Dede; kına yakılmış gibi kiremit renginde uzun saç ve sakalı olduğu içinde aynı zamanda; “Kızıl Ahmet Dede”  ve “Kızıl Şah Ahmet Dede” ya da  “Ulu Şıh Ahmet” adıyla da anılmaktadır. Torunlarından ünlü ozan Teslim Abdal dedesi için şöyle demektedir:

 “Adın Şah Ahmed Tavil-i tubi dedesin

  Şahı Merdan Musa Kazım Abbas neslisin

 Hâce Ahmedi Yesevi Rum Halifesisin

  İn ziyaret eylen Şah Ahmed Dede’yi “

1560 Yılına, Kanuni Dönemine ait Malatya Tapu Tahrir Defteri’ndeki belgeden anladığımıza göre; Başlangıçta tımar olan bu köy, daha sonra “Şeyh Ahmet Tavil Vakfı”na verilmiştir. Muhtemelen Yavuz Selim sonrası ise; yöre “hâss-ı şâhi” olarak ayrılmıştır. Yani yörenin yılık geliri “yüz bin Akçe”nin üzerinde olduğu için devlet büyüklerine bu araziler verilmiştir. Bu şahısta o dönemde Nişancı Mehmet Beğ’dir. Bu duruma Şeyh Ahmet soyluları itiraz etmişler. Yine o dönemde; Şeyh Hasan Köyü ve 4 Mezrasıyla birlikte vakıf olup, 105 hanedir. Vakıf sahibleri olanlardan başlangıçta 2 haneden 13 kişi Şeyh Ahmed soyundan oldukları için vergiden muaf tutulmuşlardır. Daha sonra ise 36 kişi Şeyh Ahmet soylu olduklarını ispat ederek Halep’te Ahmet Paşa zamanında muaf tutulmuşlardır.(31.a)

Nazmi Sevgen makalesinde önemli bir olayı dile getirmektedir: “Şeyh Hasan Kolu’na ait bir şecere mevcut ve Şeyh Hasan Köyü’ndeki aşiret mensuplarının elinde iken, kendisinin de bu aşirete mensubiyetini ve dolayısıyla Türkmen olduğunu iddia etmek için eski Malatya Mebusu Diyap Ağa tarafından alındığı ve şimdi nerede bulunduğunun bilinmemekte olduğu söylenilmektedir.” (31.b) Demektedir.

Dersim Mebusu Diyap Ağa’nın Şeyh Hasan Köyünden aldığı şecereleri İsmail Gültekin’e sordum bana şunları anlattı:

“Tarihini tam hatırlamıyorum ama; 1920-21 olabilir, daha sonrası da: Köyümüzün ve amcazademiz Teslim Dede; bir “Kırat” yüzünden haksız yere hakarete uğrar. Hakaret eden Malatya Mebusu Mehmet Bey daha da ileri giderek çarşı ortasında ve halkın huzurunda, Teslim Dede’nin ve babasının yüzüne karşı Alevi ve Kızılbaşlara söver ve tahrik eder. Bu duruma daha fazla dayanamayan Teslim Dede’de tabancasını ateşleyerek Mehmet Bey’i öldürür. Ağır Ceza’da yargılanır. Teslim Dede olayı bütün gerçekliğiyle anlatır. Nefsi müdafada bulunduğunu söyler. Durumu öğrenen ve taliplerinden olan Diyap Ağa; köye gelerek şecere ve belgeleri alarak; Ankara’ya götürür. Atatürk’ün huzuruna çıkan Diyap Ağa; “Seyyid-i Sâdattan olan Teslim Dede’nin haksız yere yargılandığını” Atatürk’e anlatır.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait ve padişahlarca tastikli; “Hüccet, Şecere, Vakıf, İcazetname” gibi kayıtları inceleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Hususi Af Teskeresi yazdırıp imza ve mühürleyerek, Teslim Dede’yi affeder...” diyen İsmail Gültekin Dede son olarak da “Atatürk’ün Alevilere verdiği önemi belirtmektedir, bu olay” demiştir.

Dr. Nuri Dersimi ise bu olayı şöyle anlatmaktadır: “Seyyid Hasan adında bir seyyid Kürt-Kızılbaş diye çarşı ortasında keyfi olarak aşağılanınca, yanında bulunan genç oğlu Teslim tarafından tabancayla çarşıda 1921’de katledilmiş ve durum tüm Malatya halkı içinde heyecan yarattığı için Teslim Bey’in idamı talep edilmişti ve Mahkeme Teslim Bey’in idamına karar vermişti. Fakat Dersim’de Şexhesenan aşiretlerinin Ankara’ya sürekli protestoları sonucunda, o sırada Dersim milletvekili olan merhum Hasan Hayri Bey’in M. Kemal Paşa’ya yaptığı ısrarlı girişimle Teslim Bey’in idam kararı müebbet hapisliğe çevrildi. Dersim Şexhesenan aşiretlerinin ısrarı üzerine M. Kemal; Teslim Bey’in müebbet cezasını da affetmek zorunda kaldı ve Şexhesen’ın yetiştirdiği bu kahraman yiğit salıverildi. Teslim Bey, Malatya Türkleri tarafından bir saldırıya maruz kalmaması için Dersim’de Şêxhesenan aşiretleri içinde yerleşmek zorunda kaldı” (31.c)  

N. Dersimi’nin belirttiği gibi Teslim Bey (dede) Kürt değil Türktür.  Yine yazdığı Şeyh Hasan Köyünde bulunan türbe “Şeyh Hasan”a ait değil “Şeyh Ahmet”in türbesidir. Teslim  Dede’nin af edilmesi için bizzat Seyyid Rıza; Atatürk’e mektup göndermiştir.

N. Dersimi’nin: “Tüm Şexhesenan aşiretleri bu mezarda gömülü olanın öz ataları olduğunu iddia ederek sarsılmaz bir güçle bu ziyaretgâha bağlılıklarını ve atalarına da bu bağlamda saygılı bulunduklarını itiraf etmektedirler.” (31.d) demektedir ki, bu saptaması kısmen doğrudur. Aşiretlerin büyük çoğunluğunun atasının türbesi Onar Köyü’ndedir. Şeyh Hasanhanlı aşiretleri bu bölgeden 1224-1515 yılları arasında bu günkü Tunceli yöresine gitmişlerdir.          

 

ŞEYH HASAN (Tabanbükü) KÖYÜ’ndeki TÜRBELER ve TEKKELER

1) Şeyh Ahmet Dede Türbesi ve Tekkesi

2) Hızır Türbesi

3) Teslim Abdal Türbesi ve Tekkesi

4) Derviş Muhammed (Mehemmed) Türbesi ve Tekkesi

5) Derviş Ali Türbesi

6) Kul Mustafa (Gül Mustafa)Türbesi

7) Kalender (Galender) Abdal Türbesi

8) Gevher Hatun (Güher Ana) Türbesi

9) Hasan Emiki (Arap Baba/Kara Şıh) Türbesi

10) Şeyh Ahmet’in 9 Oğlunun toplu (mezarı) Türbesi

11) Şeyh Ahmet’in soyundan gelen onlarca dedeye ait türbe ve mezarlar.

Şeyh Ahmet Türbesi’nin plan kesitleri Ümit Serdaroğlu tarafından çizilmiştir. (32.a) Şeyh Hasan’ın Türbesi’nin Mezar taşının çizimini de Dr. Kaygusuz gerçekleştirmiştir. (32.b) Mustafa Özdoğan ise Şeyh Ahmet’in taş duvarlarla örülü ve çatı örtüsü beşik tonozlu türbesini anlatmaktadır. (32.c)

Her üç araştırmacının da birleştiği nokta mezarların ve türbenin Selçuklu dönemine ait olduğudur. Mühr-ü-Süleymanlı ve güneş gülü motifli şahidelerin bölgede sıkça rastlanılan Selçuklu mezartaşlarıdır.

Onar Köyü’ndeki tarihi çeşme de Selçuklu dönemi taş yapı ve sanat eseri olup, Şeyh Hasan tarafından yaptırılmıştır. Şeyh Ahmet Türbesi de aynı yapı özelliklerine sahiptir. Her ikisinin de çatı örtüsünün giydirme taş dizayının üstü betonla kaplansa da içten görünümü eski özelliğini muhafaza etmektedir. Taş örme kubbe dört kemer taş örgüyle “L” şeklinde taş duvarlara bağlanmıştır. Şeyh Ahmet bir lahid şeklinde tam orta noktadadır. Güney duvarında bir mihrap vardır. Aynı lahidin bir örneği de Onar Köyü’ndeki Garip Musa adlı Şeyh Hasan evlatlarından bir dedeye aittir.

 


Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git