İstanbul’daki Karaağaç Tekkesi’nden Sürgün Edilen Bektaşiler

İSTANBUL’DAKİ KARAAĞAÇ TEKKESİ’NDEN
SÜRGÜN EDİLEN BEKTAŞİLER
YAZI: 26 Zilkade 1255 (Ocak 1840) yılı, Padişah Abdülmecit dönemi, o yıl 2 Ocak İsveç ve Norveç, 2 Mart İspanya, 3 Mart Yunanistan, 14 Mart Hollanda, 30 Haziran Belçika, 22 Ekim’de Prusya ve Almanya Dükalıklariyle Ticaret Antlaşması imzalandı.
KİMDEN : Ayşe Hanım’dan
KİME : Divan-ı Hümayûn’a
KONU : Amasya’ya sürgün edilen eşi Derviş Hâcı Hasan’ın af edilmesi hakkında arîza “Deletlû İnayetlû Mehmetlû Übhetlû Velliy-ün-niam Ksîsü-l-lüft ve-akerem Efendim SULTANIM Hazretleri Devlet-i İkbâl-i Ebedi ile Sağ olsun.”
“Arzuhal cariyeleridir ki, eşim Derviş Hâcı Hasan Bektaşilerin dışarıya sürgün edilerek uzaklaştırıldıkları sıra Karaağıç (Eyüp ilçesi) Tekkesinde misafir olarak kalırkan, o sırada orada misafir olarak kalan üç kişiyle birlikte Amasya’ya sürgün edilmeleri için Yücü Emir (İrâde-i seniyye) çıktı, görevli bir çavuşla Amasya’ya sürgün edildi. Şimdi o orada sefil, başı boş, ben de iki çocukla yapa yalnız perişan haldeyiz. Bu halimize acıyarak eşimin af gerekli iznin verilmesini diliyorum” diyor.
Divân-ı Hümâyûn’a havale edilen dilekçe hakkında Evail-i Zilka’de 1241 günlü yazıda: “İstanbul Karaağaç Tekkesinde Derviş Yusuf, Derviş Ali, Derviş Hâcı Tâlib, Misafir Süleyman, Derviş Hâcı Hasan, Derviş Mehdî, Misafir Derviş Mehmed adındaki kişiler Bektaşilik yoluna saparak şeriata karşı geldikleri, namaz ve orucu terk ettikleri, râfizi (Hazret-i Ebubekir ve H.Ömer’in halifeliğini kabul etmeyen, onlara dil uzatan) tarikatından oldukları için ceza olarak uslanıncaya kadar Amasya’ya(1) sürüldükleri” bildirilmektedir. Dilek sonuçsuz kalmıştır:
(1) 1826’da Bektaşi tekkeleri kapatılınca bazısı idam edildi bazısı da öte
(1) 1826’da Bektaşi tekkeleri kapatılınca bazısı idam edildi bazısı da öte beri sürgün edilerek birçoğu oralarda bitip yitti.

MERKUM HASAN’IN AF VE İTLAKI BABINDA
HÜKÜM BUYURULDU
Fi 9 Za sene 1255 (Ocak 1840)
Bismillâhi
KAYDI DÎVÂN-I HÜMÂYÛNDAN HÜKÜM Kİ, SÂHH
Vusûl ve menfiyyen meks ve ikamet idtirildiklerini nâtık vârid olan i’lâmı mutazammın Fermânı âlî şerh virildi. Fi 24. Z. (12) 41 sene.
Dîvân-ı Hümâyûmda Çavuşbaşı Vekili Necib Beğ dâme mecduhûya ve Amasya Nâibiyle Amasya’da me’zûn bi-l-iftâ olan. Zîde ilmühüûya Hüküm ki,
Dersaadetim civârında Karaağaç Tekyesi’ndne Dervîş Yusuf ve Dervîş Ali ve Dervîş Hâcı Tâlib ve Misafir Hâcı Süleymen ve Dervîş Hâcı Hasan ve Dervîş Mehdî ve Misafir DervîşMehmed nâm şahıslar zemâne Bektaşilik yoluna saparak şer’-i şerîfe münâfi maaz-Allah teâlâ küfri müeddî bayâğı istimarâr-ı mahrem-âne sûretinde şenaat ile me’lûf olduklarından mâ’dâ savm ve salâtı târik ve tarîk-ı mutahhara kendülerinin te’dîb ve terbiyeriyle emsâllerinin terhîbi lâzım gelmesine nâşî merkumûnın umûr-ı şerîfe adem-i ri’âyetlerine binâen li-ecl-i hasbet-te’dîb Amasya’ya nefî ü iclâl olunmalarının emr-i şerîfim sudûrını (okunamadı) Şeyhü-l İslâm Müfti-l enâm olan KADI-ZÂDE MEVLÂNÂ TÂHİR adâme Allahü teâlâ fazâiluhû işâret etmeleriyle merkumûn tashîh-i i’tikad idib kendülerine salâh-ı hâl gelmledikçe afv u ıtlâk olunmamak şartıyle Çavuş mübâşeretiyle Amasya’ya nefî ü iclâl olınmak bâbında. Fi Evâir-i Zilka’de 1241 (Haziran 1826) sene tarîhinde Dîvân-ı Hümâyûn tarafından emr-i âlî sâdır oldığı mukayyeddir Fermân Devletlû Sultanımındır.
Fi 26 Şevval 1255 (Aralık 1839) sene.
MUHHARAN AFV U ITLÂKINA RAİR EMİR VERİLMİŞ MİDİR? SÂHH
KAYDI ITLÂKINA RAİR DÎVÂN-I HUMÂYÛN TARAFINDAN EMR-İ ÂLÎ VERİLDİĞİNİN KAYBI BULUNMAMIŞDIR FERMÂN DEVLETLÛ SULTANIMINDIR.
BELGE: BOA- Cevdek Zabtiye No 1680
(Belgenin transripsiyonunu Ahmet HAZERFEN yaptı.)

BEKTAŞİ BABALARI’NIN KATLİ ve SÜRGÜNÜ
YAZI : 1241/1826 yılı, padişah 2. Mahmud zamanıdır. O yıl, 16 Haziran’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığı ilan edildi. Bu ocağın dayandığı Bektaşi Tarikatı’na da saldırılarak tekke ve zaviyeleri yıktırılırken ünlü şeyh ve babaları idam edildi, bir takımı dervişleriyle sürgün edildiler.
KİMDEN : Sadra’zam’dan takrir (Resmi yazı)
KİME : Divan-ı Hümayun’a
KONU : Sadra’zam padişaha:
– Bektaşi tekkelerinin durumlarını incelemek, soruşturmak ve yeni yapılan tekkelerin yıkılması için Anadolu tarafına Cebecibaşı Ali Ağa ile Çerkeşli Mehmet Efendi, Rumeli yöresine de Mirahor (ahır amiri) Ali Bey ile Pirlepeli (Makedonya’da) Ahmed Efendi’nin görevlendirildikleri rapor edilmektedir.
Padişah:
– Bu Bektaşi Maddesini bir an önce sonuçlandırın, meyhaneleri mühürleyip bıraktınız, Zecriyye Maddesi (içkilerden alınan vergi) ne oldu, birçok işi Arap saçına döndürdünüz. Bu yapılanlar canımı iyice sıkmaya başladı. Görev yapacaksanız yapın, şöyle oldu, böyle oldu diye bahane aramayın, hiçbirini dinlemem! Şimdiden tezi yok bu zecriyye (alkolü içkilere konan vergi) işinin başına becerikli birini getirin! buyurmaktadır.
BELGE:BOA-Hatt-ı Hümayun 2. Mahmud No 17386
(Hatt-ı Humayunun çeviri ve açıklamasını
Ahmet HEZARFEN yaptı.)
HATT-I HÜMAYUN BİSMİHU
BENİM VEZİRİM
İşbu takririn ve Bektaşiler hususı içün ısdâr olunacak evâmirin (emirler) müsveddesi (karalaması) manzûr u ma’lûm-ı hümâyûnım olmışdır şöyle böyle dinelerek bunın icrâsı pek geçikdi birkaç gün zarfında hemân müsveddesi mûcebince evâmiri ısdâr itdirüb mübâşirlerini ihrâc ü i’zâm itdirdesin çok mevâdın sûret-i nizâmiyyeleri taraf-ı hümâyûnımdan istîzân (sormak) olınub yine hâli üzere bıragılub ez-cümle şerbet-hâne (mey-hâne) leri temhîrlendirüb (mühürlenip) öylece bırakdınız bir şey’e başlandıktan sonra karârına bakmak lâzımdır her ne kadar maslahatların tekessürü (çoğalma) var ise de birine nizâm verilmeksizin âhir şey’e mübâşeret (bir işe başlamak) olındığından mûy-ı zengi (zenci saçı) gibi birbirine karışdığından bir kat dahi su’ûbet varıyor zecriyye maddesi (içkili maddelere konan vergi) nasıl oldı darb-hâne nâzırı başka söyler asâkir-i mansûra nâzırı başka söyler her biri hidmet beğendireyim diyerek maslahatı birbirine dolaştırıyorlar. Şimdiye kadar birşey söylenmediğinden aşırıca gitmeğe başladılar nihâyetinde infiâl-i (gücenmek) şâh-ânemi mûcib olacağını düşünmiyorlar mı?Kim benin zâtı müstelzem değildir doğrudan doğruya hidmet itmee baksunlar. Sâib Efendi’nin uhdesinde çok me’muriyyet oldığından bu kadar şey’i toplayub yürüdülmesini görmek mümkin değildir. Sora şöyle oldı böyle oldı takrîrini (anlatmak) dinlemem hemân şimdiden bu zecriyyenin mustakil bir adamın uhdesine ihâlesiyle tanzîm ve icrâsına bakılsun.
Şevket-lû Kerâmet-lû Mehâbet-lû Kudret-lû Veliyyü-n-ni’metim Efendim Pâd-şâhım,
Ma’lûm-ı maâlîm-lüzûm-ı mülûk-âneleri buyurıldığı üzere Anadolu ve Rumeli taraflarındaki vâki’ Bektaşi Tekkeleri’nin şeyh ve dervişlerinin tahkik-i ahvâl ve keyfiyyetleri ve muhaddes (yeni bina edilmiş) olan Bektaşi Tekkeleri’nin hedmi (yıkılması) bâbında evâmir-i aliyye (yüce buyruk) ısdârı husûsı mukaddemâ (önceden) bi-l-müzâkere (konuşarak) hâk-i pây-ı hümâyûn-ı şâh-ânelerinden istîzân (sormak olınmış olub ancak o misillû muhaddes (yeni bina olmuş) Bektaşi Tekkeleri hedm (yıkma) olunmakdan ise bulındıkları mahallerde lüzûm ü iktizâsına göre câmi’ ve mescid ve medrese olmak ve yahud sâir turuk-ı aliyye ma’nevhi (tarikatlar) Nakşibendiler meşâyihinden münâsib ü müstahakk olan zevât iskân olınmak üzere ibka olunduğu (bırakıldığı) hâlde hayrât-ı celîle-i şâh ânelerinden ma’dûd ve taraf-ı eşrefi ciân-bânilerine (padişahın uğurlu) isticlâb-ı (celb-etmek) da’vet-i hayriyyeyi mûcib olacağından bu sûret sonradan hâtıra gelüb tensîb olınmış (uygun) ve ol-vechile ısrâr (ayak direme) olınacak evhamir-i aliyye (yüce buyruk) müsveddesi manzûr-ı hümâyûn-ı mülük-âneleri (padişahın görmesi) buyurılmak içün arz ü takdîm kılınmış olmağla muvhafık-ı irâde-i seniyye-i cihân-bânileri (padişah uygun bulursa) buyurılur ise tebyîz ü tasdîr (beyaza çekmek) itdirilerek muktezây-ı irâde-i aliyye-i pâd-şâhâneleri üzere Anadolu tarafına Cebecibaşı Esba Ali Ağa kulları ile Çerkeşli Mehmed Efendi daîleri ve Rumeli cânibine dahi Mirâhur-ı evvel Sâbık Ali Bey bendelerîyle bu def’a Pirlepe (Prilep-Makedonya’da)li Ahmed Efendi’nin yerine Semâhat-lû Şeyhü-l-islâm Efendi dâîleri (duâcı)nin intihâb eyledikleri Seyyid Ali ve Remzi Efendidâîleri ihrâc ve mûmâ-i-leyh (adı geçen) Pirlepeli Ahmad Efendi dâîleri dahi mektûbî-i Sabık Ârif Bey kullarıyle Bosna tarafı maslahatı içün i’zâm olınacağı muhât,ı ilm-i âlîleri buyuruldıkta emr ü Fermân Şevket-lû Kerâmet-lû Mehâbetlû Kudret-lû Veliyyü-n-ni’metim Pâd-şâhım Efendim Hazretlerinindir.

KARACA AHMET SULTAN
Bundan 144 yıl önce 18 Safer sene 1274 (8 Ekim 1857), Padişah Abdülmecit dönemi, Sadrazam: Mustafa Reşit Paşa’dır.
O yıl, Osmanlı Devleti Rusya ile 11 Nisan’da Basarabiya’da sınır saptaması, Tuna deltasında 10 Haziran’da yine sınır çizme, 17 Kasım’da da Avusturya ile Tuna’da geliş gidiş (trafik) antlaşması imzaladı.
KİMDEN : Meclis-i Vâlâ’dan
KİME : Bâb-ı Alî’ye
KONU : Üsküdar’daki KARACAAHMET SULTAN Hazretleri’nin Türbesi’ni 20 000 kuruşa (200 lira) onarmayı üzerine alan Minas Usta (Ermeni)’ya Vakıf Nezareti ödeme yapabilmesi için ilgili makamlardan izin istemektedir.
BELGENİN MEALİ
Evkaf-ı Hümâyûn-ı Nezaret celîlesinin fî 27 Muharrem sene 1274 tarihiyle Meclis-i Vâlâ’ya i’tâ buyurılan takrîrindeh müsteban (anlmaşılma) oldığı üzere Üsküdar’da vâki’ KARACA AHMET SULTAN Hazretleri’nin Türbe-i şerîfeleri muhtac-ı ta’mîr (onarma) oldığından kef ü manakasası (eksiltme) bi-l-icrâ yirmi bin guruşla (200 lira) ta’miri Minas Kalfa üzerinde takarrur iderek konturatoya rabt kılınmış olmasıyle şıkk-ı evvel vechile masarif ba’dehu (sonra) hazinece evkaf-ı celîleden münâsib birinin muhâsebesine masraf kayd olınmak üzere türbe-i şerîfe-i mezkûkenin ber-mûcib-i tahhüd kalfa-i merkum (Minas Kalfa) ma’rifetyl şimdiden icrây-ı ta’mîri husûsının müşârün-ileyhe havâlesi Meclis-i Vâlâ’da dahi tezekkür kılınmış ise de ol babda nevechile irâde-i seniyye-i vekâlet penâhileri müteallık buyurılur ise emr ü fermân hazret-i men lehü-l emrindir.
Fî 18 Safer sene 1274
MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR
Mehmit Salih Memet Vefik Efendi Bulunamadı Seyyid Ömer Mehmet Şerif Nafi Efendi komisyon
MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR
Mustafa Ahmet Seyyit İzzet Seyit Seyyit Mehmet Abdullah
MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR

Atûfetlü Efendim Hazretleri,
Üsküdar’da Karacaahmet Sultan Hazretleri’nin muhtac-ı ta’mîr olan türbe-i şerîfelerinin ba’de hazinece evkaf-ı celîleden münasib birinin muhâsebesine masraf kay olınmak üzere takarrur iden yirmi bin guruş ve Minas Kalfa ma’rifeti ile ta’miri ve yine Üsküdar’da vâki’ üç aded çeşmenin tarîkleri bozuldığından suları külliyyen münkatı’ (kesilme) olmasıyle vakfın mevcudı bi-l-mahsûb üst tarafı ta’vîz (gelirin ileride üzerine koyma) suretiyle hazineden tesviye olınmak üzere bermûcib-i keşf elli bin beşyüz guruş (505 lira) masraf ile Süleymaniye bîmâr-hanesinin (tımarhane) masraf-ı mütefer rikasına sarf olınmak üzer eber-vech-i maktû’ mahsûs olan beş yüz guruşun üzerine iki yüz elli guruş daha zammiyle yedi yüz elli guruşa (7.5 lira) masraf ile yaptırılması husûslarının evkaf-ı hümâyûn ve maliyye Nezâret-i celîlelerine havalesi tezekkür oldığına dair Meclis-i vâlâ’dan kaleme alınan mazbata evrak-ı melfûfesiyle manzûr-ı âlî buyurulmak içün arz ü takdîm kılınmış olmağla ol babda her ne vechile irâde-i seniyye-i hazret-i mülük-âne müteallık buyurulur ise anâ göre hareket olınacağı beyâniyle tezkere-i senâverî terkine ibtidâr (işe başlama) oluna efendim. Fî 29 Safer sene (19 Ekim 1857)
Ma’rûz-ı Çaker-i Kemîneleridir ki,
(Aciz kulun dileğidir ki,)
Resîde-i dest-i tekrîm (saygıyla sunulan) işbu tezkere-i sâmiye (sadrâzamın yazısı) sadaret-penâhîleriyle evrak-ı ma’rûza manzûr-ı şevket-mevfûr-ı cenhab-ı pâd-şâhî buyurılmış (padişahın görmesi için sunulmuş) ve husûsât-ı muharrerenin tezekkür ve istizân buyurıldığı vechile müşârünileyhümâya havâlesi müteallık ve şeref-sudûr buyurulan emr ve irade-i seniyye-i hazret-i mülük-âne iktiyzây-ı âlîsinden olarak evrak-ı merkume yine savb-ı sâmi, i asaf-ânelerine iâde kılınmış olmağla olbabda emr ü ferman hazret-i veliyyü-l-emrindir.
Fî 29 Safer sene 1274 (19 Ekim 1847)
BELGE: BOA-İrade Meclis-i Vâlâ No 16649
(Belgenin transkripsiyon, çeviri ve açıklamasını
Ahmet HEZARFEN yaptı.)