Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Uşaklı Pir Mehmet ve Arkadaşları Hakkındaki Karar



UŞAKLI PİR MEHMET ve ARKADAŞLARI

HAKKINDAKİ KARAR

Karahisar beyi ile Kütahya ve Karahisar kadılarına: Uşak’tan bazı kimselerle, Göbek oğlu Memi adlı kişi haklarında tahkikat yapılıp hakları sabit olanların haklarının verilmesi hakkında.

Yazıldı.

     Arz getüren Sefer’e virildi. Fî 19 Zi’l-ka‘de sene 967 (26.05.1560) Belge No: 1424 (M.D.)

     Kara-hisâr begine ve Kütahya ve Kara-hisâr kadîlarına hüküm ki:

Sen ki Kütahya kadîsın; Lâzikıyye kadîsiyle mektûb gönderüp kazâ’-i Uşak’dan Pîr Mehmed ve Mustafa ve Mahmûd nâm kimesnelerün teftîşlerine hükm-i şerîf vârid olmağın gaybet itdükleri ecilden ve bunlardan gaybet itdükleri ecilden ve bunlardan gyarı Göbek-oğlı Memi nâm kimesneden şekvâ olınmağın teftîşe mübâşeret olındukda, Lâzikıyye kadîsına Antâkıyye kazâsı virilmekle teftîş olındukların arz eylemişsin. İmdi, mezkûrlarun teftîş-i âmm olmak emr idüp ve mezbûr Göbekoğlı’n ve zikr olınan üç nefer kimesneleri vezîr-i ercmend oğlum Selîm tâle bakâhu lalasına emr-i şerîfüm gönderilmişdür ki, her kandese ele getürüp tertîş içün size göndermek emrüm olmışdur. Buyurdum ki:

Geldüklerinde mezkûrlardan her kim gelüp da‘vâ-yı hakk iderse husamâyı berâber idüp bir def‘a Şer‘ile fasl olmış olmayup on beş yıl bilâ-özr terk olınan da ‘vâların ber mûceb-i Şer‘-i kavîm onat vechile hakk üzre husamâ muvâcehesinde teftîş idüp göresin; anun gibi mezkûrlarun üzerinde kimesnenün Şer‘ile hakları sâbit olursa, sâbit ü zâhir olan hakların bî-kusûr ashâb-ı hukuka alıvirüp dahı ne mikdâr kimesnenün hakkı sâbit olup alıvirildüğin ve nenün gibi mâddeler sâbit olup olduğın mufassal defter idüp bildüresin. ammâ hîn-i teftîşde tamâm hakk-ı sarîha tabi‘ olup bir cânibe meyl ü muhâbâ itmeyüp kimesneye hilâf-ı Şer‘ iş olmakdan ve hilâf-ı vâkı‘ kazıyye arz olmakdan hazer idesin.



BURHANKÖY TEKKESİ’NDEKİ

HIRSIZ ve HARAMİLER

Burhanköy yakınlarında bir dağ içinde ihdas edilen tekkenin hırsız-harâmi yatağı olduğu duyulduğundan, tahkik edilerek eğer eskiden beri tekke olmayıp sonradan yapılmışsa ve hırsız-harâmi yatağı olduğu doğru ise kaldırılması; ayrıca silâhla gezen suhte tâifesinin de yakalanarak silâhları alınıp hapsedilip durumlarının arzedilmesi.

Yazıldı.

     Subaşına virildi. Fî 21 Safer, sene: 976, Belge No: 1916 (M.D.)

Gelibolı kâdîsına hüküm ki:

Kazâ-i mezbûra tâbi‘ Burhânköyi nâm karye ensesinde bir dağ içinde bir kimesne; “Tekyedür.” diyü bir ev ihdâs idüp zikrolunan tekye ol etrâfda olan hırsuz u harâmînün yatağı olduğı istimâ‘ olunmağın buyurdum ki:

Hâssa re’îslerden Husâm zîde kadruhû vusûl buldukda, husûs-ı mezbûrı onat vechile göresin; kadîmî tekye olmayup ol vechile sonradan ihdâs olup hırsuz u harâmî yatağı olduğı vâkı‘ ise refv eyleyesin ve ba‘zı sûhte tâyifesi etrâfda ok u yay ve gayri âlet-i harble gezdükleri istimâ‘ olundı. Ol bâbda dahı gereği gibi mukayyed olup göresin; vâkı‘ ise ol asıl tüfenk ü ok ile ve gayri âlât –ı harbile gezen sûhte tâyifesin elegetürüp yarakların alup ve habsidüp vâkı‘-ı hâllerin sıhhati üzre arzidesin.



FESAT ÇIKARAN SUHTELER HAKKINDA

Kavala kadısına ve kapudanına: Fesat çıkaran ve cinayet suçu işleyen softalar hakkında siyaset icrasına dair.

Yazıldı.

     Sipâhî-oğlanları kethudâsına virildi. Fî 9 Recep sene 967, Belge No: 904 (M.D.)

Kavala kâdîsına ve Kavala kapudanına hüküm ki:

Silivri kâdîsı mektûb gönderüp Esedullâh b. Seyyid Ali nâm müteseyyid sûhteler ile Yûsuf b. Mahmûd ve Ahmed b. Mansûr ve Mehmed b. Velî nâm sûhteler ikindüden sonra sarloş ve âlet-i harb ile Silivri çarşhusı’nda ba‘zı Yahûdî ve Nasârânun kiminün çalmasın ve takyesin ve kiminün bıçağın ve kiminden hamr akçasın isteyüp ve ba‘zı Müslimânlara dahı itâle iderken çıkup İstanbul cânibine müteveccih olup kasaba-i mezbûre makabirinün civharında Ayazma yanında Sarandaloz nâm zimmîyi yapışup, soyup katl eylemek istedüklerinde mezbûr zimmî feryâd itdükde etrâfda olan ehl-i hırfet ile kasabadan dahı niçe Müslimânlar ve zimmîler varduklarında mezkûrûn sûhteler ok atup kılıç ve bıçak çeküp kasaba-i mezbûre câbîsi Velî nâm kimesnenün Ali nâm kulın ok ve bıçak ile urup katl idüp bavdehû okları ve kılıçları niçe ceng ü cidâl ile bırakdurılup vakt-i grûbda meclis-i Şer‘a ihzâr olınup istimâ‘ olındukda maktûl-i mezbûrun mevlâsı mezbûr Velî: “Kulum Ali’yi mezbûrûn sûhteler katl eylemişdür. Mezbûr Yûsuf ok ile urup ve Esedullâh bıcağla urdı; kısâsını mezbûrlardan taleb iderin” didükde merkum sûhteler: “Ok ve yay ve kılıç bizümdür? Ammâ bir kimesne katl eylemedük” didüklerinde, Müslimânlardan cemm-i gafhir: “Mezbûrı, mezkûrûn sûhteler katl eylemişdür; eh-i fesâdlardur. Ale’l-husûs mezbûr emîr Esedullâh, ehl-i fesâdun re’îsidür. Bir niçe def a mezbûr Yusûf ile ba’zı sûhteler ile ahşâma karîb etrâfa gidüp kuşluk zamânında yine imârete gelüp ehl-i fesâd bedbahtlardur” diyü şahâdet itdüklerinde istifsâr olınup dâ’imâ fesâd ü şenâ‘at üzre oldukların arz eylemi. İmdi, Esedullâh b. Seyyid Ali ve Yûsuf b. Mahmûd ve Ahmed b. Mansûr ve Mehmed b. Velî nâm sûhteler siyâset olmasın emr idüp buyurdum ki:

Mezbûrları siyâset itdürüp emr-i şerîfüm yirine varduğın yazup bildüresin.



SİLİVRİ’DEKİ PİRİ PAŞA DERGÂHI

Silivri’deki Pîrî Paşa İmâreti’nde, fukarâya ve yolculara meşrût aş, ekmek ve sârenin dağıtımında vâkıfın şartlarına riayet edilmediği bildirildiğinden, adı geçen imâretin ve şikâyetlerin Dergâh-ı Muallâ Çavuşlarından Ferhad Çavuş’la teftiş olunup neticenin bildirilmesi.

Yazıldı.

     Arz getüren Mehmed’e virildi. Belge No: 1599 (M.D.)

Silivri kâdîsına hüküm ki:

“Silivri’de Pîrî Paşa Imâreti’nde fukarâya ve erbâb-ı sebîle meşrût olan aş u etmek ve sâyir her ne ise mütevellî olan kimesne şart-ı vâkıf üzre virilmez, gadrolur.” diyü i‘lâm olunmağın görilüp sıhhatati üzre arzolmağıçün Dergâh-ı Mu‘allâm çavuşlarından Ferhâd zîde kadruhû mübâşir ta‘yîn olunup buyurdum ki:

Mezkûr çavuş-ı mûmâ-ileyh ile ımâret-i mezbûre ahvâlin hakk üzre teftîş idüp şart-ı vâkıf mûcebince ta‘yîn olunan et ü etmek ve sâyir mevâddan ne makûle kimesnelere virilür, şart-ı vâkıf ri‘âyet olunur mı, nicedür; sıhhati ve hakîkati üzre yazup bildüresin; hılâf-ı vâkı‘ kazıyye arzolunmakdan hazer idesin.



HIZIR BALİ’NİN SİYASET OLUNMASI

Yol kesmek ve fesad çıkarmak suçlarından Sinop Kalesi’nde mahbus bulunan suhte tâifesinden Mehmed ve İbrahim adlı kişileri zindandan kaçırdığı bildirilen hisar-eri Hızır Bâlî’nin suçu sâbit görülürse ve kaçırdığı kişiler de şer‘an idama mahkûm iseler, suçluları kaçırdığı yerde siyaset olunması.

Yazıldı.

     Arz getüren Hasan’a virildi. Fî 17 Safer, sene: 976, Belge No: 1899 (M.D.)

Kastamonu beğine ve Sinob kâdîsına hüküm ki:

Sen ki sancakbeğisin, Dergâh-ı Mu‘allâm’a mektûb gönderüp; “Bundan akdem fesâd ve kuttâ‘-ı tarîk ile meşhûr olan sûhte tâyifesinden Mehmed ve İbrâhîm nâm kimesneler dutılup Sinob Kal‘ası’nda habsolunup Hızır Bâlî nâm hısâr-eri yatsu namâzından sonra kal‘a vü zindân kapuların açup bendlerin giderüp kimesnenün haberi yoğken kaçurduğı sâbit olup ve bundan gayri mezbûr Hızır Bâlî hısâr kapuları kapandukdan sonra handek kapusınun kiliden bozup handekdan aşağa atup ve bir müslimânun sulbî oğlın “kul” diyü bey‘ eyleyüp fesâddan hâlî değildür.” diyü Sinob dizdârı ve kâdîsı i‘lâm eyledüklerin” arzitmişsin. 



ARNAVUT ALİ’YE KÜREK HAPSİ

Ehl-i fesâd olduğu müseccel olan Bursa’nın Bilecikli Mahallesi’nden Arnavud Ali’nin küreğe konulmak üzere Südde-i Saâdet’e gönderilmesi.

mü’l-İsneyn, fî 9 Cumâde’l-âhır, sene: 976

Yazıldı.

     Mezbûr imâma virildi. Fî 11 Cumâde’l-âhır, sene: 976 Belge No: 2555 (M.D.)

Burusa kâdîsına hüküm ki:

Hâliyâ mektûb gönderüp; “nefs-i Burusa mahallâtından Bileciklü Mahallesi’nde sâkin Arnavud Alî nâm kimesne şekâvet ile ma‘rûf olup mahallesi halkını dâyimâ rencîde ve mahalle-i mezbûre İmâmı Muslihuddîn nâm kimesne hakkında dahı; “Her kim ardında namâz kılursa kendü kâfir, avreti boşdur.” didüği sâbit olup sicill olunduğın” bildürmişsin. İmdi; mukaddemâ mezbûrun küreğe klmak içün hükm-i şerîfüm virilmişdi. Bir tarîkıla halâs olup veyâhûd küreğe konılmamış ise mezbûrun küreğe gönderilmesin emridüp buyurdum ki:

Vusûl buldukda, emrüm muktezâsınca mezbûr Arnavud Alî’yi yarar âdemlere koşup Südde-i Sa‘âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla. Ammâ; bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh eyleyesin ki, yolda gaflet ile gaybet itdürmekden hazer eyleyeler.



SİVAS KALESİ’NDEKİ MAHPUSLAR

Sivas Kalesi’nde mahbus olup haklarında çeşitli iddialar bulunan Şarkipare kazasından Hacı Veli, Mehmed, Hacı ve İbrahim’in sâbıkalarının olup olmadığının, nasıl kimseler olduklarının ve müslümanların bunlar hakkında nasıl şehadet ettiklerinin tahkik edilip eğer herhangi bir suçları yoksa kefile bağlanıp serbest bırakılmaları.

Yazıldı.

     Belge No: 2291 (M.D.)

Rûm beğlerbeğisine hüküm ki:

Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “bundan akdem emr-i şerîf vârid olup; “Şarkîpâre kazâsından Hâcî Velî ve Mehmed ve Hâcî ve İbrâhîm nâm oğullarınun şekâvetleri olduğın sâbıkâ Vilâyet Müfettişi olan İlyâs dâme ızzübû bildürmekle küreğe koşılup hâlâ bir tarîk ile halâs olup kemâ-kân şekâvet üzre oldukları” arzolunmış. Göresin; mezbûrlar ol vechile küreğe koşılmış iken halâs olmışlar ise mezbûrları her kande ise elegetürüp habsidüp keyfiyyet-i hâllerin hakîkati ile arzidesin.” diyü emrüm olmağın kazâ-i mezbûrda keyfiyyet-i hâlleri a‘yãn-ı vilâyet ve ahâlî-i memleketden teftîş olundukda; “Mezbûrlar müstekîm, sahîhu’n-neseb sâdâtdandur. diyü haber virüp ve Hâcî Velî ve Nebî nâm kimesneleri mukaddemâ mûmâ-ileyn İlyâs Beğ habs ile Der-sa‘âdetüm’e gönderüp lâkin küreğe koşılmadılar; bir nice müddet habsolunup ba‘dehû ba‘zı kimesneler kefâletiyle halâs olup mezbûrân Hâcî Mehmed ve İbrâhîm nâm kimesneler habs ile gönderilmeyüp küreğe dahı koşılmış değillerdür.” diyü haber virüp; “fe-emmâ mezbûrlar el-ân Sivas Kal‘ası’nda mahbûs oldukların” bildürmişsin. İmdi; mezbûrlar mukaddemâ Südde-i Sa‘âdetüm’de; “Eyü kimesneler değillerdür.” diyü i‘lâm olunmağın buyurdum ki:

Vusûl buldukda, göresin; mezkûrlarun müseccel olmış töhmet-i sâbıkaları var mıdur, ne makûle kimesnelerdür, haklarında müslimânlar ne vechile şehâdet iderler, yaramazlıkları var mıdur, nicedür?şöyle ki; yaramazlıkları olmayup hılâf-ı vâkı‘ nesne isnâd olunmağla habsolunup habs îcâb ider husûsları yoğısa yarar kefîllere virüp habsden ıtlâk eleyesin.



BERGAMA’LI KARAYAZICI’NIN

CEZALANDIRILMASI

Bergama’da Karayazıcı adıyla maruf olup zorbalık yaptığı bildirilen Ahmed adlı sipahinin toprak kadısı marifetiyle hasımlarıyla yüzleştirilip suçu sâbit görülürse hapsedilmesi ve hakkından gelinip timarı alınmak üzere Südde-i Saâdet’e bildirilmesi.

Yazıldı.

     Arz getüren Mustafâ’ya virildi. Belge No: 2304 (M.D.)

Lalaya hüküm ki:

Nâzır-ı emvâl Bergama kâdîsı mektûb gönderüp; “Nefs-i Bergama’dan Karayazıcı dimekle ma‘rûf Ahmed nâm sipâhî nice def‘a kan idüp şekâvet üzre olduğı arzolundukda ta‘zîr olunup ulûfesi kat‘ olup sonra beş bin tîmãr alup girü müslimânları rencîde itdüğinden gayri ümenâ vü ummâle dolaşup er‘âyâdan cerîme alınmak lâzim oldukda kendüsi bir mikdâr akçasın alup emîne virmeyüp rencîde itmeğin mukâta‘aya kimesne rağbet itmeyüp el-ân dahı haklaşmağa kâdir olmayup kefîl alınmak lâzim geldükde kimesne kefîl olmaz olup mukâta‘âta ihtilâl virmişdür.” ; “kendüye tenbîh olundukda mütenebbih olmaduğın” arzitmeğin buyurdum ki:

Vardukda, mezkûrı husamâsıyla berâber idüp ahvâlin toprak kâdîsıyla teftîş idüp göresin; arzolunduğı gibi ise –ki, sâbit ola– habsidüp Südde-i Sa‘âdetüm’e i‘lâm eyleyesin ki, hakkından gelinüp tîmârı dahı alına.



PİR AHMET’İN KÜREĞE KOŞULARAK

İSTANBUL’A SÜRGÜNÜ

Kaş kadısına: Yalan yere şehadet eden Pir Ahmed’in küreğe koşulmak üzere İstanbul’a gönderilmesi hakkında.

Yazıldı.

     Arz getüren Ahmed’e virildi. Fî 6 Recep sene 967, Belge No: 915 (M.D.)

     Arz, mahrem kâtibindedür; Kâdîasker Efendi arz itmişdür.

Kaş kadîsına hüküm ki:

Mektûb gönderüp taht-ı kazândan Pîr Ahmed nâm kimesne yalan şehâdet ile ma‘rûf ve müte‘âref olup dâ’imâ şirret ü şakavetden hâlî olmayup, bir husûs içün yanunda şehâdet idüp ba‘dehû yine rücû‘ idüp: “Şahâdetümde kâzib idüm” didüği tescîl olınup mezkûr yine kanâ‘at itmeyüp iftirâya ve telbîse şürû‘ idüp, yine hüküm ihrâcına Âstâne-i sa‘âdet’üme gitdi diyü istimâ‘ olınduğın bildürmişsin. İmdi mezkûr, Südde-i sa‘âdet’ümde ele girmeyüp her kandeyse ele getürilüp atebe-i ulyâma irsâl olınmasın emr idüp buyurdum ki:

Vardukda, emrüm üzre mezkûrı tetebbu‘ u tecessüs idüp bulup ele getürüp dahı Südde-i sa‘âdet-me’âb’a gönderesin ki küreğe koşıla ve sûret-i cerîmesin dahı sicilden ihrâc idüp bile gönderesin.


Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git