Filibe'li Dervişin Cezalandırılması

FİLİBE’Lİ DERVİŞ’İN CEZALANDIRILMASI
Filib’de Derviş adlı harâminin yoldaşlarından olup hâlen firarda bulunan ve fukaraya zulmedip sürekli fesad çıkardıkları bildirilen Rüstem adlı sipahi ile on beş levendin takip edilerek veya kefillerine buldurularak yakalanıp teftiş olunmaları ve suçu sâbit olanların hapsedilip neticenin arzedilmesi.
Yazıldı.
Arz getüren âdemisi Mehmed’e virildi. 22 Muharrem, sene: 976, Belge No: 1771 (M.D.)
Dergâh-ı Âlî çavuşlarından Filibelü Za‘îm Mehmed Çavuş’a hüküm ki:
Hâliyâ mektûb gönderüp; “sâbıkâ emirle kefîl (?) olunan Dervîş nâm harâmînün yoldaşlarından ol zamânda gaybet iden Rüstem nâm sipâhî hâlâ on beş nefer mikdârı levend ile ol diyârda dâyim fesâd ü şenâ‘at üzre fukarâ mezbûrlarun şerlerinden muztarib’l-hâl oldukların” i‘lâm itmişsin. İmdi; arzitdüğün üzre mezbûrlarun elegetürilmesi lâzim olmağın buyurdum ki: (...)

TOKAT’TAKİ EHLİ FESATLARIN
CEZALANDIRILMASI
Tokat ve Sonisa civarındaki ehl-i fesâd suhte tâifesinin bulundukları yerler tesbit edilip yakalanarak haklarından gelinmesi.
Yazıldı.
Türâbî Kethudâ’ya virildi. Fî 16 Safer, sene: 976, Belge No: 1840 (M.D.)
Rûm beğlerbeğisine hüküm ki:
Mektûb gönderüp; “Sûhte tâyifesiyçün bir ay mukaddem tedârük üzre olup Tokat ve Sonisa ve sâyir etrâf u cevânibe defter kethudâsı iki yüz nefer erbâb-ı tîmârla gönderilmişdi. Ol câniblerde bir mikdâr sûhte elegetürüp hâlâ teftîş olunmak üzredür.” diyü bildürmişsin. Buyurdum ki:
Vardukda, tamâm basîret üzre olup dâyimâ bu makûle ehl-i fesâd sûhte tâyifesin tetebbu‘ u tecessüs ile elegetürüp haklarından gelinmek bâbında vüfûr-ı ikdâm u ihtimâmun zuhûra getüresin.

MANYAS’TA MEHMET ve PİR ALİ’NİN HALKIN
ÖNÜNDE SİYASET OLUNMASI
Manyas’da hırsızlık ve harâmilik suçlarından mahbus bulunan Mehmed ve Pîr Ali’nin, halkın talebi üzerine diğer eşkıyaya ibret olması için mahallinde siyaset olunmaları.
Yazıldı.
Çavuş âdemisi Ahmed Bâlî’ye virildi. Fî 20 Rebî‘u’l-evvel, sene: 976, Belge No: 2089 (M.D.)
Manyas kâdîsına hüküm ki:
Dergâh-ı Mu‘allâm çavuşlarından olup ol câniblerde mahâyif teftîşinde olan Mustafâ Çavuş’a hüküm ki:
Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “bundan akdem hırsuz u harâmî teft~işinde kuttâ‘u’t-tarîk u harâmîkları sâbit olup sicill olunup Südde-i Sa‘âdetüm’e gönderilüp siyâset olunanlardan mâ‘adâ Mehmed ve Pîr Alî nâm kimesnelerün dahı hırsuz u harâmîlıkları sâbit olup bi’l-fi‘l anda mahbûslar olup vilâyet halkı mezbûr içün mahallinde siyâset olunup sâyir ehl-i fesâda mûcib-i ıbret ü nasîhat olmaların recâ itdüklerin” arzeyledüğün ecilden buyurdum ki:
Kazıyye-i mezbûre arzolunduğı gibi olup ehl-i fesâdlar ise sâyir eşkıyâya mûcib-i ıbret ü nasîhat olmak için mezbûrları mahallinde siyâset idüp emr-i şerîfüm yirine varduğın yazup bildüresiz.

AMASYA’DA İSYAN EDENLERİN EVLERİNE
EL KONULMASI
Amasya kadısına: Amasya’da isyan edip gidenlerin evleri hakkında yapılacak muameleye dair.
Yazıldı.
Arzun içinde ba‘zı mâla müte‘allık husûs olmağın Defterdâr Efendi’ye virildi. Enbâb-ı timardan Ahmed’e virildi. Fî 16 Muharrem sene 967, Belge No: 370 (M.D.)
Amâsiyye kâdîsına hüküm ki:
Mektûb gönderüp bundan akdem Amâsiyye’den isyân idüp giden kimesnelerün ehl <ü> iyâlleri sâkin oldukları evler husûsın bildürmişsin. İmdi, buyurdum ki:
Varıcak, bu bâbda mukayyed olup şehir halkından evi alınan kimesneler evlerin taleb eyledüklerinde Şer‘ile sâbit olan mülklerin sâhiblerine alıvirüp hilâf-ı Şer‘ mülklerine kimesneyi dahl itdürmeyüp içinde olan ne cânibe dilerse gideler.

AMASYA’DA AŞEVİ’NDE KAVGA ÇIKARANLARA
KÜREK HAPSİ VERİLMESİ
Sultan Bâyezid Hân’ın Amasya’daki İmâret-i Âmiresi’ndeki aşevinde kavga edip fesad çıkartan suhtelerin bundan sonra aşevine alınmaması ve bu gibilerin küreğe konulmak üzere hapsedilip arzedilmesi.
Yazıldı.
Arz getüren müsebbih serdârına virildi. Fî 6 Muharrem, sene: 976, Belge No: 1657 (M.D.)
Amâsiyye beğine ve kâdîsına ve ımâret mütevellîsine hüküm ki:
Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “Merhûm ve mağfûrun-leh ceddüm Sultân Bâyezîd Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân ımâret-i Âmireleri’nde me’kele gelen sûhte tâyifesi kendü hâllerinde olmayup gavgâ ve fesâd itmekden hâlî değillerdür.” diyü bildürdüğünüz ecilden buyurdum ki:
Vardukda, bu husûsda mukayyed olup göresiz; kazıyye arzolunduğı gibi olup zikrolunan me’kele gelüp kendü hâlinde olmayup gavgâ eyleyüp bıçağla birbirin çalup fesâd ü şenâ‘at iden sûhteleri min-ba‘d me’kele kodurmayup vech-i meşrûh üzre fesâd ü şenâ‘at itdürmeyesiz; fesâd idenleri habsidüp arzeyleyesin ki, küreğe konıla. Ammâ; bu bahâne ile kendü hâllerinde olanları hılâf-ı şer‘ rencîde itdürmeyesiz.

NEBİ, TİMUR ve ZÜLFİKAR’IN
CEZALANDIRILMASI
Nebi adlı suhtenin siyâset olunması, hırsız ve ehl-i fesad olan Timur ile Zülfikâr’ın Südde-i Saâdet’e gönderilmesi.
Yazıldı.
Arz getüren Muhzır Halîl’e virildi. Fî 23 Rebî‘u’l-âhır, sene: 972, Belge No: 494 (M.D.)
Edirne kâdîsına hüküm ki:
Mektûb gönderüp; “anda dört nefer hırsuz ele gelüp ikisinün hakkından gelinüp içlerinde Timür nâm kimesnenün ulûfesi olmayup yeniçeri-oğlı olmağın habsolundı ve sâbıkâ topcı nâmına Zülfikâr nâm ehl-i fesâd sâbıkda kürek içün irsâl olunmışdı. Bir tarîkıla halâs olup anda vardukda girü fesâda mübâşeret itmeğin habsolundı ve Nebî nâm sûhte Alî nâm kimesneyi arkasında yarağla urup mecrûh idüp ve bir kimesneyi dahı okla urup mecrûh itdüğin meclis-i şer‘de ikrâr eyledi diyü habsolunduğun” arzitdüğün ecilden buyurdum ki:
Mezbûr sûhteyi siyâset itdürüp mezkûrân Timür ve Zülfikâr’ı kayd ü bendle yarar âdemlere koşup Südde-i Sa‘âdetüm’e gönderesin. Koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh idesin ki, yollarda onat hıfzidüp gaybet itdürmekden hazer eyleyeler ve ne makûle fesâdda bulundılar, yazup arzeyleyesin.

KIĞI’DAKİ DERSİMLİ AŞİRETİ’NİN ELEBAŞILARININ HAPSEDİLMESİ
Zimmetlerindeki mîrî malları ve teklif olunan avharızı vermeyip karşı çıkan ve görevlileri tehdit ederek fesat çıkaran Kiğı livâsına tâbi Desimlü aşîretinin elebaşılarının yakalanıp hapsedilmeleri ve üzerlerine sabit olan suçların sicil olunup sicil suretlerinin Südde-i Saâdet’e gönderilmesi.
Yazıldı.
Kethudâsına virildi. Fî 7 Rebî‘u’l-evvel, sene: 979, Belge No: 820 (M.D.)
Erzurum beğlerbeğisine ve Kiğı kâdîsına hüküm ki:
Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “livha-i mezbûra tâbi‘ Desimlü nâm aşîretün sipâhîsi ve re‘âyâsı şirret ü şekâvet ile ma‘rûf olup sâbıkâ zimmetlerinde olan emvâl-i mîrîye ve hâlâ emrolunan avharızı virmeyüp te‘allül eyledüklerinden gayri ol cânibün âyende vü revende vü re‘âyâsı ve Ulus tâyifesi müteşekkîler olup at u katırların sirka idüp ellerinde bulundukda virmeyüp ve şer‘a da‘vet olunduklarında itâ‘at eylemeyüp üzerlerine âdem gönderildükde; “Ma‘sûmcaların yire urup katliderüz; dem ü diyetlerin sizden taleb iderüz.” diyü envâ‘-ı tezvîr eyledüklerin” bildürmişsin. İmdi; ol asıl ehl-i fesâdun baş baş ehl-i müfsidlerin elegetürüp dahı ahvâllerin şer‘le teftîş eylemek emridüp buyurdum ki:
Vusûl buldukda, zikrolunan ehl-i fesâdun baş müfsidlerin getürüp dahı muktezâ-yı şer‘-ı şerîf üzre ahvâllerin teftîş eyleyüp göresin; fi’l-vâkı‘ zimmetlerinde emvâl-i mîrî var mıdur, ne mikdâr mâl vardur ve bu def‘a emrolunan avârızı virmemişler midür, nicedür ve şer‘-ı şerîfe da‘vet olunduklarında itâ‘at eylemedükleri sahîh mıdur, âyende vü revendeye ve sâyir re‘âyâ vü berâyâya zulm ü te‘addîleri olduğı vâkı‘ mıdr, ne makûle zulmleri vardur, at u katır sirka eyledükleri sâbit olursa ol asıl ehl-i fesâdun baş baş müfsidlerin habseyleyüp üzerlerinde sübût bulan fesâd ü şenâ‘atlerinün ve sâyir zulm ü te‘addîlerinün sûret-i sicillerin Südde-i Sa‘âdetüm’e gönderesin.

ÇORUM’DA ALİ PİR’İN SİYASET EDİLMESİ
Evinde altın sikkesi ile kalpazanlık âletleri bulunduğu ve yolkesicilik yaptığı bildirilen Çorum’un Muradca Köyü’nde Ali Pîr’in siyaset olunması.
mü’l-Erbi‘â, fî 11 Cumâde’l-âhır, sene: 976
Yazıldı.
Kethudâsına virildi. Fî 12 Cumâde’l-âhır, sene: 976, Belge No: 2558 (M.D.)
Çorum sancağı beğine hüküm ki:
Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “Murâdca nâm karyeden sâbıkâ kallâblığı zâhir olan Alîpîr nâm kimesnenün evine varıldukda gaybet idüp evin araduğumuzda altun sikkesi ve sâyir âlât ü esbâbı bulunup ve ehl-i fesâd olup yol basduğı sâbit olmışdur.” diyü bildürdüğün ecilden kâdî-askerüm cânibiden Pâye-i serîrüm’e arzitmeğin mezbûr Alî’ye siyâset olunmasın emridüp buyurdum ki:
Emrüm üzre mezkûr Alî’ye siyâset eyleyüp emrüm yirine varduğın yazup bildüresin.

ÇANKIRI, KARACALAR KÖYÜNDEN PİRCE OĞLU
ALİ’NİN KÜREK HAPSİNDEN SERBEST OLMASI
Hakkındaki bir şikâyet üzerine Anadolu gemisinde küreğe konulan Karacalar köyünden Pirce oğlu Ali’nin salıverilmesi.
mü’l-Erbi‘â, fî 19 Rebî‘u’l-âhır, sene: 975
Yazıldı.
Subaşı Süleymân Çavuş’a virildi; Dîvân’da. Fî 19 Rebî‘u’l-âhır, sene: 975, Belge No: 380 (M.D.)
Ruûsı Mahmûd Çelebî’dedür.
Anabolı kapudânına hüküm ki:
Kengırı sancağında Karacalar nâm karyeden bir kimesne; “Anbârum açdı.” diyü mazınna idinüp ol tarîkıla Anabolı gemisine küreğe konılan Pîrce oğlı Alî kürekden ıtlâk olmasın emridüp buyurdum ki:
Varıcak, göresin; anda mücrimler içinde gemide küreğe konmış ol makûle kimesne varısa ıtlâk eyleyesin.

KASTAMONU’DA ZINDIK, SAHTEKAR ve KUR’AN
HAKKINDA SAYGISIZ KONUŞAN ETMEKÇİOĞLU’NUN
CEZALANDIRILMASI
Kastamonu’da zındık ve sahtekâr olduğu, Kur’ân hakkında ileri geri konşutuğu ve geçmişte katline fetva verildiği bildirilen ve Südde-i Saâdet’te bulunan Etmekçioğlu demekle maruf Mehmed adlı hatibin mahallinde teftiş için gönderildiği; teftiş neticesinde hakkındaki ithamlar şer‘an sâbit olursa kendisinin hapsedilip ahvhalinin sûret-i sicilleriyle bildirilmesi ve gelecek emre göre hareket edilmesi.
Yazıldı.
Belge No: 2205 (M.D.)
Kastamonı beğine Küre kâdîsına hüküm ki:
Bundan akdem Kastamonı beği ile Küre Devrekânî kâdîlerı Dergâh-ı Mu‘allâm’a mektûb gönderüp; “Etmekci-oğlı dimekle ma‘rûf Mehmed nâm hatîb rafz ile ma‘rûf u meşhûr, mezheb-i İslâm’dan hâric, Çehâr-yâr-ı Kibâr’a münkir, zındîk u mülhıd kimesne olup hâşâ, Kur’ân-ı Azîm hakkında dahı ba‘zı nâ-meşrû‘ kelimât idüp kendüye tâbi‘ olan feseka tâyifesin yanına cem‘ idüp dâyimâ ulemâ vü sulehâya ihânet eyleyüp ve telbîs arzlar ihdâs idüp ba‘zı kimesnelerün cihetlerin alduğından gayri ale’d-devâm tezvîr ü telbîs ve şirret ü şekâvetden hâlî olmayup Küre kazâsınun ulemâ vü sulehâ ve e’imme vü hutabâsı ve sâyir re‘âyâ vü berâyâsı mezkûr içün; “Rafz u ilhâd ile tamâm şöhret bulup defe‘âtle sicillâta kaydolunup ve katline müftî-i zamân dahı fetvâ virüp her vechile izâlesi lâzim olmışdur.” diyü şekvâ itdüklerin” arzeyledüğünüz ecilden mezkûr Südde-i Sa‘âdetüm’de hâzır bulunmağın Dergâh-ı Mu‘allâm çavuşlarından ( ) zîde kadruhûya koşılup mahallinde tertîş olunmağıçün irsâl olunmışdur. Buyurdum ki:
Vusûl buldukda, bu husûsda bi’z-zât mukayyed olup çavuş ma‘rifeti ile ehl-i vukûfdan ve memleket ahâlîsinden onat vechile hakk üzre dikkat ü ihtimâmla teftîş ü tefahhus eyleyüp göresiz; arzolunduğı gibi olup hatîb-i mezbûrun ol vechile nâ-meşrû‘ kelimât eyleyüp ihânet itdüği şer‘le sâbit ü zâhir olursa kendüyi habsidüp ahvâlini vukû‘ı üzre sûret-i sicilleri ile yazup bildüresiz; sonra emrüm ne vechile olursa mûcebi ile amel eyleyesiz.

HÜSEYİN KULU ADLI KAFİRİN HAKKINDAN
GELİNMESİ
Yol kesip müslümanları öldüren ve mallarını gasbeden Hüseyinkulu isimli ehl-i fesâd levendin yakalanması için, talebi halinde Zaim Tahir’e istediği kadar il-eri verilmesi ve yakalananların haklarından gelinmesi.
Yazıldı.
Za‘im Tâhir Beğ’e virildi. Fî 19 Muharrem, sene: 976, Belge No: 1736 (M.D.)
Tavas ve Lâzikıyye ve Yenişehir ve Karaağaç kâdîlarına hüküm ki:
Hâliyâ ze‘âmet tasarruf iden Tâhir zîde kadruhû gelüp; “Hüseyinkulı dimekle ma‘rûf levend beş-on nefer kuttâ‘u’t-tarîk derbendlerde müslimânlarun yollarına inüp müslimânları katl ve mâlların gâret itmekden hâlî olmadukları ecilden mezbûrun elegetürilmesin kendüye emrolunduğın” bildürüp; “kifâyet mikdârı ile-eri ihrâc olunup kendü ile bile koşılmasın” recâ itmeğin buyurdum ki:
Vusûl buldukda, anun gibi müfsid-i mezbûrun ve sâyir yoldaşlarınun hakkından gelinmelü oldukda il-erinden ne mikdâr kimesne taleb iderse ihrâc itdürüp zikrolunan eşkıyâyı yataklarından ve duraklarından tetebbu‘ u tecessüs idüp müslimânlarun elegetürüp dahı hırsuz u harâmîlıkları şer‘le sâbit ü zâhir olursa sipâhî ise habs ü arz idesiz; değil ise gereği gibi haklarından geline ki, sâyir eşkıyâya mûcib-i ıbret ola. Ammâ; bu bahâne ile bî-günâh olanlara dahl ü tecâvüz olunup ahz ü celb olunmakdan hazer oluna.

ZİGETVAR SEFERİNE KATILAN KARAMAN
SİPAHİLLERİ HAKKINDA KARAR
Zigetvar seferinde pek çok develerini ve hayvanlarını kaybettikleri, fakirleştikleri ve kıtlık nedeniyle geçimlerini sağlayamadıkları bildirilen Karaman sipahilerinin, hacılar geldikten sonra yoklamalarının yapılarak icâzet verilmesi.
Yazıldı.
Kethudâsına virildi. Fî 9 Safer, sene: 976, Belge No: 1841 (M.D.)
Karaman Beğlerbeğisi olup Şâm muhâfazasında olan Murâd Paşa’ya hüküm ki:
Südde-i Sa‘âdetüm’e mektûb gönderüp; “Karaman sipâhîleri feth-ı hâkânîden berü Rûmili seferin eşmeyüp Sigetvar’a varduklarında develeri ve tavarları kırılup nicesi piyâde kalup ziyâde fakîru’l-hâl olup ve hâlâ bu diyâr dahı kaht olup ma‘îşete iktidârları kalmayup; “Hacc-ı şerîf geldükden sonra ihtiyâc yokdur.” diyü icâzet-i hümâyûnum recâ eyledüklerin” bildürdüğün ecilden buyurdum ki:
Vusûl buldukda, inşâ’a’allâhü’l-E‘azz hacc-ı şerîf geldükden sonra yoklama idüp yanunda mevcûd olan sipâhîleri bi’t-tamâm yoklayup defter idüp icâzet viresin.