Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Alevilik Olayı

SUNU

Bu araştırmayı, üniversitede doktora çalışması olarak düşünmüştüm. Çalışmama üniversiteden ayrıldıktan (1984) sonra da devam ettim, ortaya bu kitap çıktı.

Araştırma, okuyucuya Alevilik Olayı’nın dününü ve bugününü vermeyi amaçlıyor. Ama bir yönü ile, Aleviliğin dünü ve bugünü deyince Aleviliğin her şeyi anlaşılmamalı. Olaya esas olarak Aleviliğin sosyal mücadeleler tarihindeki yeri açısından bakmaya çalıştım. Yani araştırma; Aleviliğin dini açıdan incelenmesi değil. Dini yanı da ister istemez konuya giriyor ama bir dinbilimi çalışması, din tarihi çalışması değil. Bu tür araştırmalar var. Bunların adlarını ilgilenenler için çıkardığım genel kaynakçada verdim. Araştırma bir edebi-folklorik araştırma da değil. Alevi-Bektaşi edebiyatı ile ilgili eserler de kaynakçada var. Bunlardan başka; bu araştırma bir saha araştırması (sosyolojik-antropolojik v.s.)  da değildir.

O halde yaptığım araştırma nedir?

Alevilik, bence ülkemizde az bilinen bakir bir konu. Bilinen şeylerde, doğru bilgiden çok, ön yargı eksik ya da yanlış bilgilerden ibarettir. Bugün ülkemizde ortalama olarak 20 milyona yakın insan kendisini Alevi kabul ediyor. Bu kadar insan kendi tarihini çok az ve basma kalıp bilgilerle biliyor. Bunlara meşru olarak doğru bilgi verecek; kişi, kurum veya kuruluş yok gibidir. 1970’lerden beri Türkiye’de siyasal faaliyetleri yakınen takip eden birisi, çeşitli konularda konferans, panel, açık oturum v.s. izlemiştir. Ama Alevilik’le ilgili konferans vermek isteyen kişi ya a kuruluşun varlığını duymamıştır. En olmadık konularda paneller, açık oturumlar vs. düzenlenmiştir. Ama 20 milyona yakın insanı ilgilendiren bu konuda benzer bir etkinlik olmamıştır. Bu çok ilginç olsa gerek.

Alevilik konusunda çevresinde ahkam kesen nüfuz istismarı yapan birisini bile, dinlemeye kalksanız en fazla bir paragraflık bilgisinin (o da eklektik) olduğunu görürsünüz.

İşte acı olan  bu durum, beni bu konuda bilgilenmeye ve elimden geldiği kadar bilgilendirmeye itti.

Bu ihtiyaçtan hareket ederek, Alevilik Olayı’nın nasıl ortaya çıktığını, tarihsel süreç içinde ne gibi değişimler geçirdiğini, bugün ne olduğunu bilgilendiğim ölçüde araştırmamda vermeye çalıştım.

Alevilik Olayı’nın; 1300 yıllık bir tarihi var. Bu uzun tarihsel süreci bu küçük kitaba sığdırmak elbette mümkün değil. Bu yüzden konu en önemli yanları ile ele alındı. Sosyal tarih içindeki yeri gösterilmeye çalışıldı. Az ama özelliği olan olaylar  ve bilgiler çalışmanın esasını oluşturdu.

Araştırma, Aleviliğin çağımızdaki özelliği olan; eşitlikçi, özgürlükçü, demokrat, hümanist bir toplumsal muhalefet hareketi olmasının tarihsel-toplumsal gelişimini vermeye çalıştı.

Çalışmalarım sırasında; yardımlarını esirgemeyen tüm kişi ve kuruluşlara burada teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca çalışmanın redaksiyonunu; değerli zamanlarını ayırarak büyük bir titizlikle yapan dostum Alper Görmüş’e kucak dolusu teşekkürler.

Araştırma, Alevilik konusunda bilgilenmek isteyenler için bir başvuru kaynağı olursa, amacına ulaşmış olacaktır. Dileğim, bu konunun yeni çalışmalarla zenginleşmesidir.

Ortaköy -1988

11. BASKI İÇİN

Bu kitap, amacına ulaştı. Kitabın az okunduğu bir ülkede ve dönemde böyle bir araştırma bir yılda 10 baskı yaptı. Bu oldukça sevindirici bir durum. Ayrıca satılmakla kalmadı, yıllarca raflarda bekleyen bu konudaki kitapların satışı için adeta lokomotif işlevi üstlendi. Bu baskıda yanlış anlamaya yol açan bazı ifadeleri değiştirdim. Kitap esas olarak tıpkı basım oldu.

Alevilik konusunun ülkemizin  gündemine girmesine bu kitap üstüne düşen görevi yaptı. Konunun tabusunu yıkmada yardımcı oldu. Kamuoyu  bu konuda peş-peşe çıkan yeni kitaplara tanık oldu, oluyor.

Bu konuda kitap yazan bir kişi olarak okuyucusundan bu denli sıcak ilgi, sevecenlik, dostluk gören  yazar çok az olmuştur kanısındayım.

Kitabı okuyup bir dizi uğraştan sonra adresime ulaşan onlarca mektuptan bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum:

16. 9. 1989

“Sayın Cemal Şener,

Alevilik Olayı adlı kitabınızı okudum ve bir Alevi genci olarak, bilmediğim birçok konuda bilgi sahibi oldum. Kitabınız özellikle benim gibi Alevi gençler için, eminim çok yararlı oluyordur.

Kitabınızı okumadan önce Alevilik hakkında sadece evde anne ve babamdan duyduğum kulaktan dolma bilgilere sahiptim ve bu bilgiler bana yetmiyordu. Okulda din derslerinde, hocaların söyledikleri ise bambaşka şeylerdi. Din hocalarımız derslerde sınıfa; “Aleviliğin bir Müslüman mezhebi olmadığını, Alevilerin peygamber olarak Ali’yi tanıdıklarını, Ali’ye bir tahtaya tapar gibi taptıklarını ve Aleviliğin bir saçmalık olduğunu söylerlerdi.” Okuldaki ve evdeki bu tamamen birbirine ters olan bilgiler beni çelişkiye düşürmüştü. Ben neydim?Müslüman mıydım yoksa, din hocalarımızın söylediği gibi kafir mi? Gibi sorular kafamı meşgul etmeye başlamıştı. Buna kendimce bir çözüm buldum. Okulda tarih derslerinde, İslam tarihini okurken öğrendiğim halifelik olayları ile evden öğrendiğim bilgileri birleştirerek Aleviliğin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ancak bu da yeterli olmamıştı.

Ayrıca evdekiler herkese Alevi olduğumuzu söylemememizi istiyordu. Bunu bir türlü anlayamıyordum. Neden söylememeliydik?Bu utanılacak bir şey miydi.Toplum bizi Alevi olduğumuz için kabul etmeyecek miydi?Bunlar bana saçma geliyordu.

Bir de ibadet konusu vardı. Bizim ibadetimizin Sünnilerinkinden farkı neydi?Neden onların yaptığını yapmıyorduk?Oysa kutsal kitabımız aynıydı ve ibadetimizde aynı olmalıydı?

Bütün bu sorular sizin kitabınızı okuyunca cevap buldu. Kitabınız sayesinde ne olduğumu öğrendim. Şimdi kendimi daha güçlü hissediyorum. Artık bir toplumda Aleviler kötülendiğinde, Aleviliği savunabileceğim. Ayrıca kitabınızı okuduktan sonra Aleviliğimle gurur duymaya da başladım. Size bunun için teşekkür ediyorum.

Daha önce de değindiğim gibi kafamda hala cevap bulamayan bazı sorular var ve bunların cevabını size sormak istiyorum. Bizim kıldığımız namaz nasıl kılınıyor ve sunnilerinkinden farkı ne? Ramazanda biz neden oruç tutmuyoruz (Annem ramazanda bizim üç gün oruç tutmamız gerektiğini ancak bu üç günün hangi günler olduğu bilinmediğinden tutulmadığını söylüyor. Bu ne derece doğru?) Camiye neden gitmiyoruz? (Bunun sadece bir korkudan olması bana saçma geliyor) Cem ayinleri nasıl oluyor?Ve bu ayinler hala yapılıyor mu?

Sormak istediğim bir diğer konu da şu: Alevi birinin Sünni birisi ile evlenmesi sakıncalı mıdır? Evdekiler buna çok karşılar. (Annembize hep en büyük korkusunun bir Sünni ile evlenmemiz olduğunu ve Sünni ile evlenmektense evde kalmamızın daha iyi olacağını söylüyor.) Neden böyle düşünüyor acaba?Sünni biriyle evlenmenin sakıncaları nelerdir?Bu o kadar kötü bir şey mi acaba? Bütün bu sorularıma cevap verip, beni bu konularda aydınlatırsanız çok memnun olurum. Size şimdiden teşekkür ediyorum.

Kitabınızda Yeni Demokrasi dergisindeki yazınızın sonunda Hacı Bektaşi Veli’nin şiirinden sonra “Bu çağrıyı cevapsız bırakmayalım” demekle ne demek istediğinizi tam olarak anlayamadım. Eğer bu çağrıyla Alevilere, artık örgütlenip varolduğumuzu herkese göstermemiz  gerektiğini vurguluyorsanız, sizi yürekten destekliyorum. Madem ki Türkiye’de 20 milyon Alevi var, o halde bunca insana bazı haklar, artık verilmelidir diye düşünüyorum. Alevilik saçmalıktır diyenlere, Aleviliğin ne olduğunu bilmeyenlere gerçekler anlatılmalıdır. Ramazanda 35 milyon sünni için yapılan TV programları, Muharrem ayında da Aleviler için yapılmalıdır. Okullarda din dersi zorunlu olmamalıdır. Aleviler öğrenmek zorunda olmadıkları şeylerden sınava girmemelidir.  Ayrıca bu derslerde hocaların söyledikleri ile bunalıma düşen Alevi çocuklar   dikkate alınmalıdır. Demokratik ve laik bir ülkede yaşıyorsak bunların da olması gerekir.

Eğer bir örgütlenme oluyorsa buna ben de katılmak isterim. Hakkımızı aramalıyız. Bunca yıldır susmuşuz ve hiçbir şey elde etmemişiz. artık sesimizi duyurma zamanı gelmiştir. Mektubuma cevap verir ve beni olanlardan haberdar  ederseniz sevinirim. Size ne olduğumu bulmamda bana kitabınızla yaptığınız katkılardan dolayı tekrar teşekkür ediyorum. Saygılarımla...”

N. Kılıç


Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git