VARTO VE YÖRESİNİN YATIRLARI
Anadolu'nun her karış toprağı , bir evliya yatağı.Doğu'dan Batı'ya , Kuzey'den Güney'e her yüksek tepenin başında , kimi çeşme ve göl kenarlarında evliya yatırına rastlamak olası.Gelişmiş bölgelerde bu yatırlar türbe olmuş , kırsal kesimlerde ise yatır olarak kalmıştır.Malatya'da ,Arguvan'da ,Elazığ'da , Erzincan'da ,Tunceli'nde hep böyledir.Nerede , bir tepenin başında çalılarına renkli ip ve bezler bağlanmış yerler görürseniz, bilinizki orası bir yatırdır.
Çadır Baba Yatırı da , böylesi yatırlardan bir tanesi . Bir farkla ki çoğunluk yatırlar yüksek tepelerin başında yer aldığı halde , Çadır Baba yatırı aksine bir yayla yolunda , yüksekçe bir tepenin eteklerinde , arazisi az meyilli düzlükçe bir yerde .İçinden fokur fokur kaynayarak çıkan suları soğuk bir gözenin yanında yer alır.
Yüzlerce yıl önce , Hazır Baba ve Göşkar Baba ile birlikte Varto'ya gelmiş , çevrede kurulan Alevi köyleri arasında yerleşerek halkına önderlik etmiş, yol-yordam göstermiş, sonrada her fani gibi bu dünyadan sessizce göç ederek sevenlerinin elleri üstünde vasiyet ettiği bu yayla yolunda defnedilmiştir.
60 yıl önce Çadır Baba'dan fokur fokur kaynayarak aşağılara doğru akıp giden suyun başında , dallı budaklı kocaman bir ağaç vardı.Köylüler her yaylaya çıkışta ve inişte , etrafı moloz taşlarla çevrilerek korumaya alınmış Çadır Baba çeşmesinin başında mola veriyor , bu sudan avuçlarıyla kana kana su içiyor ve dallı-budaklı ağacın gölgesinde serinliyorlardı.
İlk zamanları, Çadır Baba'nın kocaman ağacı, dallarına bağlanmış renkli bezlerle adeta bir gelin gibi süslü-püslü görünüyordu. Günümüzde bu manzaradan eser yok.Akan zamanın karlı-fırtınalı sert havasına dayanamamış , kırılmıştır.Kırılan dallar ise ,kurumuş , kalmış gövde ile birlikte Çadır Baba'nın yeşilimsi meyilli düzlüğünde yıllardır bekleyip duruyor.
Kimsecikler dokunmuyor, dokunamıyor bu kurumuş ve dağılmış ağaçın kalıntısına.Ayakta iken de dokunmuyorlardı. Kutsal biliyorlardı bu ağaçı çünkü.Kazaran biri bir dil götürse , büyük bir felakete uğrar inancı vardır tüm insanlarda.Metrelerce kar tabakasına ve insanın iliklerine donduran soğuklara rağmen dokunamıyorlardı.Çadır Baba Çeşmeside aynı şekilde kutsal bilinmektedir.Bu sudan içmek , hayat iksiri gibi esrarengiz bilinirdi.
Doğu'da üç sey kutsaldır.Halk bunu yüz yıllardan beri böyle bilmektedir.Bu üç şeyden biri yatırların yer aldığı kutsal tepeler, ikincisi yatırların yanlarında yer alan çeşme ve göller ve üçüncüsü de bu yatırların başlarındaki ağaçlardır.
Çadır Baba , belki Hacı Bektaş Veli'den çok önce Hazır Baba ve Göşkar Baba ile birlikte ilk Selçuklu akınlarında Horasan'dan göç edip buralara gelmiş, buraları mekan kılmıştır. Çevre halkı bunu böyle bilmektedir.Babadan oğula nakledilegelen öykü böyle.
Çadır Baba keramet sahibi bir ulu kişi olarak bilinir.Bundan ötürüdür ki , pek çok kişinin dileğine hedef olmuş, pek çok kişinin rüyalarına bile girmiştir.Onun içindir ki , yüz yıllar sonra bile çevre halkı tarafından her yaz mevsiminde ziyaret edilmekte , adına adaklar ve kurbanlar kesilmektedir.
Köylüler her yaz mevsiminde yaylaya çıktıklarında, Çadır Baba'dan destur alarak buralarda ve Hazır Baba önlerinde cirit oynarlar , küheylanlarını denerler.
Yapılan her işte okula ve askere gidişlerde , düğünlerde-derneklerde önce bu yatırlar ziyaret edilir, sonra işe başlanılır.Her girişimin başında mutlaka yatır ziyaretleri vardır.Göşkar Baba ile Hazır Baba yatırları biraz uzakta olduğundan görünür yerlere kadar giderek karşılama yapılır.Gerek karşılamalarda ve gerekse tüm ziyaretlerde çerez-kete-helva-çörek dağıtılır.Yapılan her ziyarette evlerindeki en güzel elbiseler giyilir.Çevre halkı , Çadır Baba , Hazır Baba ve Gökşar Babalar'ın , onları korudukları inancı içindedirler.İnanç o kadar kökleşmiştir ki , son 17 Ağustos depreminden Gölcük ve Yalova'daki köylülerinin burunları kanamadı diye şükran dileklerini sunmak için ziyaret yakınındaki köylüler , Hazır Baba ve Çadır Babalar , bizim çocukları korudu diye kurbanlar kesmişlerdir.
HAZIR BABA VE GÖŞKAR BABA
Bu iki yatırda Muş/Varto ilçesinin kuzeybatısındaki sıradağları tepelerinde yer almış , çok eski yatırlardır.O dönemlerde Varto'nun adı "GÜMGÜM" idi.
900 küsür yıl önce, Selçuklu akınları ile birlikte Horasan üzerinden çeşitli oymaklar Anadolu'ya akın ettiklerinde Gökşar (Köşkar) Baba ile Hazır Baba'nın başlarında bulundukları oymaklar Varto'ya gelmişler , bu topraklarda mekan kılmışlardır.O tarihlerde bu bölge , buraya gelen insanların hareketliğinden , atların kişnemelerinden , davul-zurna seslerinden güm güm öttüğü için buraya (Gümgüm) denilmiştir.
Köşkar Baba ile Hazır Baba , o dönemlerde hem oymaklarının liderleri ve hemde başlarında bulundukları halklarının dini önderleri idiler.Bunlar aynı zamanda keramet sahibi ulu kişilerdi. Mürşit olarak yaptıkları cemlerde Asya'dan olduğu gibi keramet gösterir , çevrelerini nasihat ve öğütleriyle yönlendirirlerdi. Horasan'dan birlikte yola çıkmışlar , birlikte Gümgüm dedikleri yerde köyler kurmuşlardır.Bu bölgedeki halk kesimi kimi zaman kendilerine pir , kimi zaman da dede veya baba demişlerdir.Alevi kesiminde bu üç unvan da aynı anlama gelmektedir.
Göşkar ve Hazır Babalar , oymakları ile birlikte Gümgüm'e geldiklerinde , bölgenin eski sankinleri olan Ermeniler ile iyi ilişkiler kurmuşlar , eski ve yeni demeden, pota içinde birliktelik sağlamışlardır.Kendilerinin inançsal ve geleneksel felsefeleri gereği bütün insanları ve ulusları hiçbir ayırım yapmaksızın bir görmüşlerdir.72 millete aynı gözle bakmak inancı ,Hacı Ahmet Yesevi'den ve daha sonraları Hacı Bektaş Veli'den gelen bir inanç.
İbadetin de, çalışmanın da amacı insan sevgisine dayalı olduğundan , onlar , kendilerini böyle görmüşlerdir.Toplumsal yaşam
İçinde insanca bir düzen kurmak , temel felsefeleri olmuştur. Bunun içindir ki , bu bölgede Alevi-Sünni-Türk-Kürt-Ermeni demeden , her kesim insanı bu iki azizi pek sevmiş, onlara gönülden bağlanmışlardır. Bu iki azizin kısa aralıklarla birbiri ardından Hakk'a yürümelerinden sonra , onların mezarları , birbirine bakan ve birbirine yakın tepelerde yapılmıştır.Mezarlarının etrafları da taşlarla çevrilerek yatır haline getirilmiştir.O günden beri her yıl ve özellikle yaz aylarında , çevre halkı bu iki yatırı ziyaret etmekte , dilekler dileyip kurbanlar kesmektedirler.
Bölge insanları , geçimlerini hayvancılıkla sağladıklarından , tüm köyler ,sıcak yaz mevsiminde hayvanlarını alarak , çayır-çimenli yaylalara çıkarlar.Bu yaylalarda 45 gün süreyle kalırlar.Köydeki ekinler toplanıp , otlar biçilerek yığın haline getirilinceye kadara genç kadınlar ve çocuklar yaylada yaşlı kadınlar ve erkekler de köylerinde kalırlar. Yayla dönüşü , bütün köyler bu iki ziyaretin başına gidip kurban kesmeyi , dualar edip dileklerde bulunmayı vazgeçilmez bir gelenek haline getirmişlerdir. Ziyaret günü , herkes , çoluk çoçuk , bu yatırların başlarına giderler.En temiz ve güzel elbiseler içinde ziyaretlirini eda edip , beraberlerinde götürdükleri kete-helva ve çörekleri dağıtarak yerler. Yapılan dualar arasında o yıl için sağlıklı , mutlu ve verimli dileklerde bulunurlar.
Yaylada kurbanlar kesilip yenildikten sonra ikinci günün erken saatlerinde yayladaki yükler, hayvanlara yükletilerek köye dönülür, kışlık işlerine yeniden başlardı.Yayla dönüşü bu iki ziyaretin başına gitmekten maksat , onlarala bir nevi vedalaşmaktır.Ya da o yıl içinde sağlıklı bir yaşam dilemektir.
Çevre insanları bu iki yatırın , onları her zaman ve her yerde korudukları inancı içindedirler.Zor durumda kaldıklarında "Ya Hazır Baba-Ya Göşkar Baba-Ya Çadır Baba!.." bizleri koru, bizlere yardımcı ol.Üstümüzden nefsini ve himmetini esirgeme" diyerek imdat isterler. Bu bir nevi moral desteğini istemektir.Bu inanç , o kadar derin ve o kadar köklüdür ki, kimi zaman da onların başına yemin ederler.
Göşkar Baba'nın mezarı , bu isimle anılan bir tepenin başında ve etrafın taşlarla çevrili çok uzun bir mezardır.Kimi zaman ziyaretler esnasında yatır başında bir gece yatarak rüya görmek isterler.Geniş halk kesimi atlı olarak ziyarete gelir ve tepenin alt yamaçlarında atlarını çayırlara bağlayarak yayan bir şekilde tepeyi tırmanırlar. Tırmanırken de yol boyunca ufak taşları toplayıp kenarlarda yığın yaparlar.Tepeye çıkıldığında yatırın yanlarındaki çalılara türlü renklerde bezler bağlayıp dileklerde bulunurlar.
Hazır Baba'nın yatırı da yine bu isimle anılan bir tepenin başındadır.Bu yatırın şekli ve biçimi , resimde görüldüğü gibi , Göşkar Baba yatırının tam tersine yığın haline getirilmiş kocaman taşlardan oluşmuştur.Ayrıca yanlarında insanların gece yatarak rüya görmek isterler.Geniş halk kesimi atlı olarak olarak ziyarete gelir ve tepenin alt yamaçlarında atlarını çayırlara bağlayarak yayan bir şekilde tepeyi tırmanırlar.Tırmanırken de yol boyunca ufak taşları toplayıp kenarlarda yığın yaparlar.Tepeye çıkıldığında yatırın yanlarındaki çalılara türlü renklerde bezler bağlayıp dileklerde bulunurlar.
Hazır Baba'nın yatırı da yine bu isimle anılan bir tepenin başındadır. Bu yatırın şekli ve biçimi, resimde görüldüğü gibi , Göşkar Baba yatırının tam tersine yığın haline getirilmesi kocaman taşlardan oluşmuştur.Ayrıca yanlarında insanların gece kalabilecekleri taş duvarlı odacıklar yapılmıştır.Bu tepecik , sıra dağların alt kısımlarında yer alan Çobandağı (Kestemert) köyüne kuşbakışı bakmaktadır.Buradan ovanın manzarası harikadır.Ekilmiş tarlalar , biçilmiş çayırlar , nadas topraklar , bir halı deseni gibi rengarenk biçimdedir.
1946 ve 1966 depremlerinde Varto'nun ova köyleri ve kasaba merkezi tümüyle yıkılıp on binlerce insan ölürken , bu üç yatırın alt eteklerindeki köylerin hiç biri yıkılmadı ve tek insan zayiatı olmadı. Bu her iki depremle fay hattı mevcut sıra dağlardan geçip , dağlar derinlemsine geniş yarıklarla yarılırken , bu yatırların alt eteklerindeki köylerde zarar görmediği için çevre köyler , bu yatırların kendilerini korudukları inancı içindedirler. O nedenle bu yatırlara bağlılık ve sadakat çok fazladır.
Varto yöresinde ayrıca 'Melül Baba' ve 'Hanşeref Baba' yatırları da bulunmaktadır.Bu yatırlar da diğer yatırlar gibi yakın çevre köyleri tarafından ziyaret edilmektedir.
BURHAN KOCADAĞ