Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

TARİHTE DİNLER VEYA DİNLER TARİHİNDEN BAZI KESİTLER

18. Asır Fransız yazarlarından DIDEROT ile D'ALEMBERT'in müşterek eseri ilk Ansiklopedinin Selahattin HİLAV tarafından Türçkemize kazandırılan birinci cildinin 200. sahifesi de şöyledir:
Ò‚ağımızın akıllı insanlarından birinin dediği gibi, boş inançlar, haçlı seferleri denen bulaşıcı hastalığı, yani keşişlerin önayak oldukları, Roma sarayı politikasının desteklediği, Avrupa hükümdarlarının prenslerinin ve onlara bağlı olanların uyguladıkları deniz aşırı seferlerin düzenlenmesini Avrupa'da yaygınlaştırınca, Kudüs'te, cinsiyet ve yaş farkı gözetilmeden herkes boğazlanmıştı ve haçlılar, tecavüz ettikten sonra öldürdükleri kadınların kanları hala üzerinden sızan haçlarıyla, Hz. İsa'nın kabrine ulaştıkları zaman toprağı öpmüşler ve gözyaşlarına boğulmuşlardı. İnsan yaradılışı, yumuşak ve kutsal bir dini, ona karşıt olan bir kötü huyla aşırı bir ölçüde kirletmeye ne kadar da yatkın!Ó
İslamda da benzeri kanlı mücadeleler sürüp gitmiş, tek bir kitap (Kur'an) nazil olduğu halde, bu tek kitabın yorumu, ACEMİLİK (CAHİLLİK) ve EGOİZM nedeniyle:
- Yedi mezhep ile dört yüzden fazla tarikat (yollar)'a ayrılmış,
- Bu tarikat ve mezheplerden her biri sadece kendisinin doğru olduğunu, diğerlerinin batıl (geçersiz) veya en azından hatalı bulunduğunu iddia etmiş,
- İş ve aşa yatırılması gereken emek ve sermaye kanlı mücadelelere yatırılmış,
- Bu zararlı mücadeleler milletleri geri bırakmış,
- Tüm insanları doğru ve iyiye yönetilmesi amacı güden dinler kısmen zarar vermiş, amacından saptırılmıştır.
İslam aleminde bu gereksiz mücadelelerin bir bölümü ALEVİLERİN temsilcilerinden biri olan CEMAL ŞENER'in, BENİM KABEM İNSANDIR adlı ve 1997 yayımı kitabının 41-44. sahifelerinde şöyledir:
ÒMEZHEPLER, TARİKATLAR VE ALEVİLİĞİN YERİ:
Kuran'da mezhep ve tarikat ayrımı yoktur. Kuran'daki ayetler eğer çeşitli toplumsal sorunlara çözümde yeterli değilse veya açık değilse, o zaman Hz. Muhammed'in konu ile ilgil ihadisleri yol gösterici oluyor.
Hz. Muhammed'in, Hz. Ali'nin veya diğer halifelerin herhangi bir mezhep veya tarikat mensubu olduğundan söz edilemez.
Mezheplerin ortaya çıkması esas olarak Abbasiler dönemine rastlar. Mezhepler, Hz. Muhammed'in vefatından sonraki dönemlerde Kuran ayetlerinin ve peygamber sözleri olan hadislerin toplumsal sorunları çözümlemede yetersiz kalınması nedeni ile ortaya çıkmıştır. Bir yönü ile mezhepler Kuran'ı ve hadisleri yorumlama ile oluşmuştur.
Mezheplerin de toplumsal sorunlara yön göstermede yeterli olmayıp yeni yorumlara ve başka oluşumlara başvurulması mezhep alt örgütlenmesi de denen tarikatların oluşumuna neden olmuştur.
Bu durum bir bakıma gelişen hayatı yorumlamada yetersiz kalan mevcut dinsel anlayışların sorgulanması ve yeni seçeneklerin oluşturulması uğraşı olarak da kabul edilir.
BU OLUŞUM, SADECE İSLAM İ‚İN DEĞİL, DİĞER DİNLER İ‚İN DE GE‚ERLİDİR. DİNLER TARİHİ İNCELENDİĞİNDE GÖR†LECEKTİR Kİ; HER DİNE BAŞLANGI‚TA OLMAYAN YENİ ÖĞELER GİRER. DİNE SONRADAN KARIŞAN BU ÖĞELER ZAMANLA KESİNLİK KAZANIR VE DİNİN ESASLARI ARASINDA SAYILIR. BU YENİ ÖĞELERLE ORTAYA ‚IKAN Bİ‚İM, SONRALARI DİNİN BAŞLANGI‚TAKİ GER‚EK Bİ‚İMİ OLARAK İNANANLARCA KABUL EDİLİR.
Halbuki dine giren bu yeni öğelerin dine dahil edilip edilmemesi için birçok mücadeleler verilmiştir. Hatta büyük olasılıkla güçlü olan kendi dediklerini zorla kabul ettirmiştir.
İşte İslam dininin başına gelen de budur. Kuran ayetlerinin ve Peygamber hadislerinin daha sonraki halifelerce yoruma tabi olması, farklı dinsel anlayışlar ortaya çıkarmıştır. Bunların süreç içinde kurallaşması, kurumsallaşması, MEZHEP ve TARİKATLARIN oluşumunu sağlamıştır.
İslamda; Emevi ve Abbasi dönemleri İslamiyetin farklı uygulamalarıdır. İslamda Kuran'ın ve hadislerin sözlü oluşması yazıya daha sonra geçirilmesi bu farklı yorumlar için gerekli ön koşulları yaratmıştı.
Halife Ebubekir zamanında sahabeden bir heyet Kuran'ı yazıya geçirmiştir. Daha sonra sahabeler arasında çıkan tartışma sonucunda toplanan ayetler yakılmıştır. Daha sonra Halife Ebubekir hadislerin yazıya geçirilmesini yasaklamış topladığı beş yüz hadisi ise yaktırmıştır.
İkinci Halife Ömer, kimde hadis var ise yok etmesini büyük şehirlere yazılı emirle bildirmiştir. (Keuz'ül Ummal, s. 237)
Bu uygulama, Emeviler'den Abduülaziz Oğlu Ömer dönemine kadar sürmüştür. Emeviler zamanında Ali ve Ehlibeyt aleyhinde güdülen siyaset bir dizi yalan hadisin ortaya çıkmasına da neden olmuştur.
Yani, Kuran'da mezhep ve tarikat yoktur. MEZHEP VE TARİKAT BİR ANLAMDA KURAN'dan AYRILMAKTIR. Türkiye ve birçok İslam ülkesinde dini hayatta esas olarak Kuran değil mezhep ve tarikatlar yön veriyor.
Bugün dünya üstünde yaşayan 7 mezhep ve 400'ü aşkın tarikat bulunuyor.
Mezhep ve tarikatların söylemi Kuran'dan da, birbirinden de oldukça farklılıklar gösteriyor.
Hz. Muhammed'in sağlığında gölgesinde dinlendiği bir ağaç varmış. Ölümünden sonra halkın bu ağacın altında toplandığını ve ağacı kutsallaştırma eğiliminde olduklarını gören halife Ömer, Ôİslamda yalnız Tanrı kutsaldır, Peygamber ölmüştür.
Tanrı'dan başka kutsal varlık yoktur' demiş ve halkın ısrarına rağmen ağacı kesmiştir.
Bugün yaşayan tarikat önderleri kendilerinin Tanrısal güçlerle donatıldığı müritlerine belletilmektedir. 'İslamda yalnız Tanrı kutsal' ise bu anlayış ne kadar 'islami'dir.
Yaygın İslami anlayışa göre İslam olmanın şartı beş olarak kabul edilir. Ama bugün bazı tarikatlarda bu şart sayısı hem daha fazla, hem daha ağır olabiliyor. Örneğin Rufai tarikatına girmenin şartlarından biri, ateş yalama, şişeleri, çivileri, kılıçları yutma, çivi üstünde yürüme, vücudun çeşitli uzuvlarına şiş sokma vs.'dir.
Mevlana Dergahı'nın giriş kapısının sol yanında asılı levhada, ÔBİZİM DERGAHIMIZI BİR KEZ GELİP GÖREN YETMİŞ BİN HACDAN DAHA ‚OK İYİLİK ETMİŞ OLUR' diye yazıyor.
Bu anlayışlar resmi İslama göre ÔSAPIKLIK' değil mi? Mevlana böyle diyor. O zaman nerede kaldı İslamın 5 şartından biri olan Ôhacca gitmek' şartı.
Gelelim bu bağlamda Alevilerin kendilerini nitelemelerine; Alevi-Bektaşiler İslam içinde bu temel ayrımda Emeviler'in, Abbasiler'in değil Hz. Muhammed, Ali ve Ehlibeyt'i olan 12 İmamlar'ın yolunu izlemişlerdir.
Aleviler kendilerini hiçbir mezhep ve tarikattan saymazlar. Biz Muhammed Ali'nin tarikatındayız. Onlar da mezhep veya tarikat mensubu olmadıklarına göre kendilerini bu oluşumların dışında görürler.
Ama ille de bir sınıflandırmaya tabi olunması gerekiyorsa Aleviler-Bektaşiler kendilerini 12 İmamlar'dan 6.'sı olan İmam Cafer'in mezhebinden sayarlar. Biz ÔCAFERİYİZ' derler. İmam Cafer'i Sadık'ın yol anlayışı ise Aleviler arasında elden ele ulaşan ÔBuyruk' kitabında bulunuyor.Ó (C. Şener., s. 41-44)
Dinde anlayış farkı ve menfaat kavgaları nedeniyle ilk dört halifenin üçü Ömer, Osman ve Ali bıçıklanarak öldürülmüş, Alevilerin Halife tanıdığı 12 (oniki) İmamdan onbiri de zehirlenerek şehit edilmiştir. (ŞENER, s. 23)
Temelde insanları doğru yola getirmek ve sulh içinde yaşatmak amacı güden dinlerin insanlığa ve medeniyete yaptığı kötülükler, Amerikalı yazar GEORGE LAKHOVSKY'nin 1939 yayımı Fransızca eserinde belirtilmiştir. Eserin kapağı:
ÒLA CIVILISATION ET LA FOLİE RACISTE TROİS VİRUS TUENT LES NATİONS: LA LUTTE DES RELIGIONS LA LUTT EDES CLASES LA LUTTE DES RACESÓ
Şeklinde olup, 'Medeniyet ve ırkçılık çılgınlığı, üç virüs milletleri öldürüyor: dinler mücadelesi, sınıflar mücadelesi, ırklar mücadelesi'
Manasına gelmekte ve eserin içeriğini özetlemektedir.
* Tarihte Dinler veya Dinler Tarihinden Bazı Kesitler, Prof. Dr. Tahir ‚ağa'nın Anısına Armağan'dan bir bölüm.
PROF. DR. HAYRİ DOMANİÇ

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git