KÜLTÜRLERİN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ
Türkiyede nevruz
1. Hangi tarihte kutlanıyor?
21 mart nevruz günü olarak kabul edilmektedir.
2. ne kadar süre ile kutlanıyor?
Bir çok yörede 1 gün içinde kutlanmaktadır. Milli ya da dini bayram gurubunda değildir.
3. ne zamandan beri kutlanıyor?
Anadolu'da nevruz-ı Sultani, Sultan nevruz, navrız, martdokuzu gibi adlarla anılmıştır. Esas unsurları türklerden oluşan Osmanlı'nın nevruzu bilmemesi yaşamaması düşünülemez. Tarihçilerin bildirdiğine göre Osmanlı döneminde halk nevruzda kırlara çıkar, 41 çeşit ot toplayıp bunları kaynatır içermiş. "nevruziye" denilenmacun satılırmış. Şehirlerde eczacılar yaptıkları macunu semtin varlıklı kişilerine gönderip bahşiş alırlarmış. Sofrada "yedi sin" (heft sin) yani arapça'daki sin harfiyle başlayan yedi yiyecek (süt, simit, sukker, salep, sirke, soğan, semek(balık) veya sefercil yani ayva bulunurmuş). (Bu yedi tür yiyecek İran, Türkiye Cumhuriyeti ve yakın zamana kadar bektaşi gruplarında d görülmektedir.) Sarayda nevruz kutlama geleneği daha görkemli olmuş. Vezirazamlar, Sultana "Hediyye-i Nevruziye "ler sunarlarmış. Hekimbaşları yaptıkları "Nevruziye" macununu Sultana sunar ve karşılığında kürk giyerlermiş. Bu gelenek Nevruz olarak adı anılmasa da bugün Manisa Mesir macunu bayramı ile sürmektedir. Osmanlı dönemi edebiyatında şairler Nevruz üzerine gazeller (nevruzziye) söylemişler: Örneğin Nefi nin gazelinden bir beyit şöyledir;
Erişti bahar oldu yine hemdem-i nevruz
Şad etse nola dilleri cam-ı Cem-i nevruz.
Osmanlı Kanunnamelerinde Nevruz ilk verginin topladığı gün olarak da belirtilmiş.(Herhalde Nevruz da erginin toplaması reayanın çok da hoşuna gitmemiştir.) Osmanlı döneminde Nevruzun kutladığı bir gerçek.Ancak sarayda ve elit kesimde yapılan kutlamalar bilinmekle birlikte , yazıya geçmediği için , halk kesimindeki kutlamalar hakkında bilgiler sınırlıdır.
4. Toplum hangi anlamları yüklemiş?
Baharın başlangıcı. Celali Takviminin başlangıç günü (Bu takvimi Selçuklu Sultanı Melikşah hazırlatmış) Hz.Ali nin Doğumu (Bektaşiler)
5.Nasıl kutlanıyor?
Cemaatler
Yezidiler: Yezidiler dini lideri olan Muaviye bin İsmail el Yezidi ye göre (1990 ve 1992 da yazdığı yazılar) , Diyarbakır ,Siirt , Mardin , Şanlıurfa gibi kentlerde ve kırsal alanlarında yaşayan Yezidiler "Ahura Mazda halkından , Asurluların soyundan gelirler ve Kürt değillerdir. Yezidiler Nevruzu , yeni yıl bayramı olarak kutlarlar ve Zerdüşt ün bu gün doğduğunu kabul ederler.Şanlıurfa / Viranşehir de kırsal kesimde yaşayan Yezidiler üzerinde yapılan bazı lisans tezlerinde bu cemaatin yeni yılın başlangıcını bayram olarak "serisal-ida sersale" adıyla Nisanın ilk Çarşambasında kutladıklarını belirtmektedir. Bir başka araştırmada ise Yezidilerin 14 Nisanda gece ile gündüzü eşit kabul ettikleri ve bayramı bu tarihte kutladıkları açıklanmaktadır. Zamanla bu bayram Nevruz olarak 21 Mart kutladıklarına dair açıklamalar da vardır. Bu günde davul-zurna çalınır, kırlara çıkılır , çoçuklar ev ev dolaşıp hediyeler alır , kurban kesilir.
Nusayriler( Arap Alevileri); Hatay, Adana , Mersin çevresinde yaşayan ve tahminen 500 bin civarında oldukları kabul edilen Nusayriler Nevruzu bilmektedirler. Bir kısmı 21 Martta kutlarken bir kısmı 1 Nisanda kutlamaktadır.Bu güne kutsallık atfetmezler ve özel gün olarak algılarlar. Kimileri zalim hükündar Dahhak mitolajisine benzer bir anlatımla
Bu günü anlamlandırırlar. Bu mitolojinin Ortadoğu bölgesinde yaşayan toplumların bazıları tarafından dillendirilmesi kültürler arası etkileşimin ürünü olsa gerek.
Nusayriler Nevruzu 1 gün içinde kutlarlar.Davet edilen dini önderle (şeyh) birlikte namaz kılınır. Kutsal kabul ettikleri Kitabul Mecmu udan sureler (toplam 16 sure ) okurlar. Şeyh oradakilerden hiç birinin bilmediği duaları sessizce okur.Bu nedenle bu namaza şeyhin getirilmesi şarttır. Erkekler "Hırisi" adı verilen dövülmüş buğday ve etten oluşan bir çeşit aşure yaparlar.
(Ahmet Turannın belirtiğine göre , Nusayrilik H. 260/m. 873 Samarra da ölen Muhammet b.Nusayr-en-Nemiri tarafından kurulduğu kabul edilen batini bir fırkadır. İnaç esasları 957 yılında Halep te ölen "Şeyh Yaprak" adıyla anıları Hamdan el-Nasibi tarafından düzene konmuştur. Kitabul Mecmu u düzenleyen bu şahsiyettir. Kitasın Ali. b. Ebu Talibin sözlerini , emirlerini ve Nusayrilerin inanç esaslarını içerdiği kabul edilmektedir.)
Alevi-Bektaşiler: Nevruz Alevi-Bektaşi toplumlar tarafından öncelikle Hz. Ali nin doğum günü olarak kabul edilir ve bu anlanda kutlanır.Bedri Noyan a göre , Nevruz eski Martın dokuzunda (Miladi 21 Mart ) başlar ve üç gün sürer. Anlatıdığına göre , Hz.Ali nin annesi Fatıma bin Esed , Beytullahı tavaf ederken doğum sancısı başlamış , kendisine korkmaması ve içeri girmesi buyrulmuş , içeri girmiş ve üç gün sonra oğlu Ali doğduğu halde dışarı çıkmış.
Bektaşiler arasındaki bir inanışa göre de bugün Hz.Ali ye "velayet" görevinin Peygamber tarafından bildirildiği gündür.Aynı zamanda Hz.Muhammedin peygamberliğinin kendisine bildirildiği gündür.Bu iki anlamlı olayın gerçekleşmesi nedeniyle Nevruz bayram olarak algılanmaktadır. Bir şiir bunu özlü biçimde açıklar;
Bugündür Mevlud-u Şah-ı vilayet
Bugün izhar oldu nur-u Nübüvvet
Bugüne müminler eyledi hürmet
Nevruz bayramını kutlamak için
( H.Hüsnü Erdikut Baba)
Bektaşilerin inanç önderi merhum Noyanın belirttiğine göre , bugün aynı zamanda , Hz.Peygamberin veda haccında dönerken Gadir-i Hummda Hz.Ali hakkında övücü sözler söylediği ve Ehl-i Beyti Müslümanlara emanet ettiği gündür. Diğer bir anlamı , Hz.Ali ile Peygamberin kızı Fatıma nın evlendiği gündür.
Alevi-Bektaşiler bu güne kadar , Nevruzu Hz.Alinin (Şah-ı Velayet) doğum günü olarak algılamışlar ve bir bayram sevinciyle kutlamışlardır.O günün akşamı " Ayin-i Cem" yapılmış , Nevruziyeler okunmuştur. Günümüzde de Anadolunun bir çok yöresinde 21 Mart akşamı Ayin-i Cem yapma geleneği sürmektedir.
Isparta ve Burdur da yaptığımız saha çalışmalarıda buralarda yaşayan Bektaşi toplulukların Nevruzu 21 Mart akşamı , Ayin-i Cem yaparak kutladıklarını tespit ettik. Bazı topluluklar bu gün her zaman yaptıkları Cem törenini yaparken bazıları özel olarak "Nevruz Cemi" yapmaktadırlar.
"Nevruz Cemi"nde kurban ve diğer yiyeceklerin masrafları grup tarafından ortak karşılamaktadır. Bugün Nevruz üzerine konuşmalar yapılmakta ve nevruziyyeler okunmaktadır.
Nevruzda Ayin-i Cem yapıldığı geçmişte söylenmiş "nevruziyye"lerden de anlaşılmaktadır.Örneğin;
"Sultan Nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhip olan bu gün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultanın"
..........
Pir Sultanım eydür , erenler cemde
Akar çeşmim yaşı her dem bu demde
Muhabbet ateşi yanar sinemde
Himmeti erince Nevruz Sultanın"
Dünden bugüne Nevruz Bektaşilerce bir bayram olarak kabul edilmiştir.
21 Mart 1886 da "Sultan Nevruz bizim bayramımızdır.", İhvan (canlar) , Nevruzumuz mübarek olsun!" diyen Derviş İzmirli Fahri , "Bugün Sultan-ı Nevruz-ı Alidir." Diyerek Nevruz ile Ali ilişkini tek bir mısrada ifade etmektedir.
Sultan-ı Nevruz Mart ayının nuru olarak kabul edilir ve bu gece ne dilek tutulursa kabul edildiğine inanılır.
" Akşamlar aşkolsun bayram gecesi
Bu ayın nurudur Sultan-ı Nevruz
Fazl-ı şahım budur dilek gecesi
Ne mübarek gündür Sultan-ı Nevruz
(Şükrü Metin Baba)
Görüldüğü gibi Alevi-Bektaşiler Nevruzu tarihsel bir miras olarak yaşamakta ve bugüne dinsel bir anlam yüklemektedirler.(Hz. Muhammedin peygamberliğinin açıklanması , Hz. Alinin doğumu ve velayetinin bildirilmesi , Peygamberin kızı Fatıma ile evliliği)
Eröz gözlemlerine dayanarak Alevi- Bektaşilerin Hıdırellez (6 Mayıs) ve Nevruzu kutladıklarını belirtir.Ona göre bazı Aleviler bu günü Hz.Ali nin doğum günü olarak kutlarken Silifke Tahtacıların Hz.Hüseyinin doğum günü kabul ederler. Arguvan (Malatya) Alevileri Nevruz da "Kış bitti bayramı" yaparlar; ateş yakılır, yemekler yenir , şenlik yapılır.
Bazı Tahtacı Türkmen gruplarının 22-23 Martta yaylaya çıktıkları , mezarları ziyaret ettikleri, ölülerin bu gün yiyip içtikleri gün olarak kabul ettikleri bildirilmektedir.(İzmir Naldöken tahtacıları /Rıza Yetişen)
Türkiye Genelinde Nevruz Kutlamaları
Türkiyede bugün Nevruz un yaygın olarak kutlanmadığı , bayram olarak resmileşmediği bilinmektedir. Ancak birçok yöremizde Nevruz eskiden beri bilinir ve kutlanır.Şimdi bunlardan örnekler vereceğiz;
Azeri kökenli yurttaşlarımızın yoğun olduğu Iğdır ve Kars yöresinde Nevruz kutlanmaktadır.Yazılı kaynaklar bu yörelerde Nevruzun algılanış ve kutlanmasının Azerbaycan dan farklı olmadığını göstermektedir. Örneğin "kosa kosa" oyunu bu benzerliklerden biridir. Oyunun içeriğinde bazı farklılıklar da olsa vermek istediği mesaj ve hatta okunan maniler benzerdir.
Bayramdan bir hafta önceki Salı ve Perşembe günleri kabir ziyaretleri yapılır. Nevruzda ateşler yakılır en az üç defa üstünden atlanır. Ateşten atlamakla bütün ağrı ve hastalıkların şifa bulacağı kabul edilir.
Ağırlığım-uğurluğum odlara
Baharda menle hoppanmayan yodlara
Ağırlığım od olsun
Yaddan yanan yad olsun....
Elazığ yöresinde bu gün yakın geçmişte "Mart Dokuzu", "Sultan Nevruz" olarak kırlara çıkarak , " simsim" ve "güreş" gibi sporlar yapıldığı ve oyunlar oynandığı belirlenmiştir. Aynı şekilde Amasya da "Mart Dokuzu"nda beli yerlere (Kırlar dağı , Pirler Parkı , Kurtboğan ve Şirvanlılar Türbesi) topluca gidildiği , türbe ziyaretlerinin yapıldığı , niyetlerin tutulduğu ve yemeklerin yenildiği bilinmektedir.Eğlencelerde maniler söylenmektedir.Manileri , şiirleri aynı zamanda tarihsel birer belge olarak kabul edebiliriz.
Amasyanın samanı
Gelir dağların dumanı
Mart dokuzu bayramı
İç ağam afiyet olsun
İçmezsen uğurlar olsun
Yakın zamanda Tokat /Almus yöresinde Çevreli köyünde "Dua tepe"de Nevruzun törenlerinin yapıldığı aktarılmaktadır.Nevruzun Edirnede Kırklalelinde ,Tire de , İzmir/Urfa da ve daha bir çok yerde "Sultan Nevruz" ya da " Mart Dokuzu" olarak kutlandığına dair bilgiler vardır.
Yukarıdaki söz ettiğimiz ve yazılı kaynaklarda yer alan Nevruz uygulamaların dışında S.D.Ü. den aktardıkları izlenimlere göre Nevruzun kutlandığı bazı yöreler ve kutlama biçimi şöyledir:
Iğdır merkezde Nevruz 21 Martttan bir önceki Salı günü kutlamaya başlanır.(Yörede bu güne "yedi levin" denilir, Azeriler ise , "Çerşembe" derler) Levin çerez anlamındadır. Bayram gün üherkes gücü yettiği kadar yedi çeşit çerez alır bayram ziyaretine gidilen eş dosta verilir.Buna " pay çıkmak" denir.Kırmızı renk versin diye soğan kabuğu ile yumurta kaynatılır ve tokuşturulur. Gece tanıdıkların evleri gizlice dinlenir. Tuttukları dileklere göre konuşmaları yorumlarlar. "Baca baca" adı verilen ateşler yakılır, üstünden atlanır. Gençler kese yada mendil alarak "Kapı vurma"ya çıkarlar. Seçtikleri evin önüne mendil/kese bırakır ve kapıyı vurduktan sonra saklanırlar. Ev sahibi keseyi çerez, şeker ve meyve ile doldurur ve kapının önüne bırakır. Oda saklanarak mendili kimin bıraktığını anlamaya çalışır. Nevruz bayramı Iğdır'da diğer bayramlardan daha fazla önemsenir. Iğdırlılar başka illerde kutlanmadığını duyduklarında nedenini anlayamazlar ve yadırgarlar.
Kars'ın Digor ilçesinde nevruz geleneksel olarak uzun yıllardan beri bilinmekte ve kutlanmaktaydı. Hazırlık ve kutlamalar üç gün sürerdi. Burada yaşayan ve "muhacir" olarak ifade edilen Azeri Türkler, Ahıska Türkleri, "yerli" olarak adlandırılan Türkler ve daha sonra yöreye yerleşen Kürtler bir arada nevruzu kutlarlardı. Ateşler yakılır, mezarlıkları ziyaret edilirdi. Ancak bölgede yoğunlaşan ideolojik olaylar önce bu grupları birbirinden uzaklaştırdı. Her grup kendi içinde kutlamaya başladı. Şimdilerde ise her aile, kendi avlusunda sade bir şekilde kutlamaktadır.
Tunceli Pülümür ilçesinde yaşayan Zaza Alevileri nevruzu geleneksel olarak kutlamaktaydılar. Nevruza hem Hz. Ali'nin doğum günü hem de Kürtlere özgü bir bayram anlamını yüklemekteydiler. Ancak son yıllardaki gerginlikler nedeniyle halk arasında kutlamalar azalmaktadır. Devlet 2 yıldan beri resmi olarak ilçe merkezinde kutlamaları desteklemektedir.
Sivas'ın Gürün ilçesinde yaşayan sünniler ve aleviler nevruzu kutlamaktaydılar. Gündüz kırlara çıkılır, akşam ateş yakılıp halaylar çekilirdi. Ancak 1989'dan sonra kutlamalar yapılamaz hale geldi. Son yıllarda devlet teşvik etmektedir.
Mersin bölgesinde Toroslar'da yaşayan gruplardan Konya Ereğli'sine göç etmiş olan "Horzum" yada "Harzin" Yörükleri, 21 Martı "Sultan Nevruz bayramı" olarak kutlamaktaydılar. Daha yakın zamana kadar (10-12 yıl önce) Yörükler bu gün koyunlarını yaylaya çıkarırlardı. Hıdırellezde (6 mayıs) ise kendileri yaylaya çıkarlardı. Nevruz günü, çocuklar dağlara gider ve "nevruz çiçeği" toplarlardı. Bu çiçekler evlerde belli yerlere konurdu. Erkekler dağda ateş yakar eğlenirlerdi. Nevruzda ilk defa koyunlar yaylaya çıktığı için çobanlara hediyeler verilirdi. Ancak son yıllarda köyden kente göç olgusu, geçim sıkıntısı, Yörüklerin kent hayatına yönelmeleri nevruz geleneklerini "mazide kalan hoş bir seda" haline getirdi.
Bu tespitlerimizden çıkardığımız sonuç şudur;
1. Ülkemizin birçok yöresinde dünden bu güne nevruz bilinmekte ve kutlanmaktadır. Bunun yanında hiç bilinmeyen ve kutlanmayan yörelerde vardır.
2. Nevruzun ülke düzeyinde resmi bir bayram olarak ilan edilmemesi bu kültür kodunun unutulmasını hızlandırmıştır.
3. Kültüre mal olmuş bir etkinliğin son dönemlerde siyasal içerikle doldurulmak istenmesi, birlik, sevgi, bolluk ve bereket sembolü olan nevruzun bir tabu haline gelmesine yol açmıştır. Bu da zaman içinde bilinen yörelerde de unutulmasına yol açar ki, halka ait olan bir kültür motifinin yok olması kimseye yarar sağlamaz
Oysa halkımız nevruza karşı çok duyarlıdır, saygılıdır. "nevruz" adını karlar eridiği zaman ortaya çıkan çok zarif bir çiçeğe vermekle ve bunu türkülerde dillendirmekle tabiat olayı nevruz ile tabiatın güzel görünümlü çiçeğini bütünleştirmiştir. Bu da halkımızın estetik duygusunun yüksekliğini gösterir.
Türkünün konumuzla ilgili bölümü şöyledir.
Nevruz der ki, ben nazlıyım,
Sarp kayalarda gizliyim,
Mavi donlu, gök yüzlüyüm,
Benden ala çiçek var mı?
Nevruz çiçeğinin bu zarif ve güzel görünümünden dolayı Anadolu da kız çocuklarına Nevruz, Navruz adları konulmuştur. Yine Nevruz bir çık köye, yaylaya isim olmuştur.(Örneğin Nevruz Köyü:Sivas/Yıldızeli/Direkli bucağı. Nevruzlu: Kahramanmaraş/Pazarcık/Narlı bucağı. Nevruz yaylası:Sivas/Yıldızeli/Merkez bucağı.)
Musikimizde yer alan ve yedi yüzyıllık bir mazisi olan "Nevruz Makamı" Nevruzun sanat alanına taşımanın örneklerinden biridir.(ilk defa Urmiyeli Safiyuddin Abdulmü'min Urmevi(1224-1294) tarafından kullanılan bu makam tiz durakta yani Acem(fa) perdesinde kalan Acem-Aşiran makamına verilen addır.) Sultan II. Murat'ın (1421-1451) yaptırdığı çok sayıda Nevruz makamı vardır. Nevruz-Buselik, Nevruz-Uşşak, Nevruz-Neva, Nevruz-İsfahan vb.
Bütün bunlar Anadolu topraklarında binlerce yıldan beri Nevruzun bilindiğini, baharı, yaşama sevincini, bereketi temsil ettiğini ve halkın Nevruza sahip çıktığını göstermektedir. Son dönemlerde kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan göç, geçim kaygısı ve ideolojik yaklaşımlar kültürel değerlerimizin bir çoğunu yaşanmasını engellemiştir. Nevruz da bu değişmelerden nasibine düşeni almaktadır. Umarım toplumumuzda kültürün bu güzel yönlerine sahip çıkma bilinci gittikçe güçlenir.
Sonu Yerine
21/22 Mart birçok takvimde yılın ilk günüdür. 12 Hayvanlı Türk takviminde 21 Marttan 22 Marta geçildiği gece yıl hangi burç üzerinde ise yılın adı o hayvanla anılır. Eski Farslarda 12 aylı, 360 günlü iki takvim kullanılırdı. Hem eski takvimde hem de Avesta'da ilk bahar gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Martta başlar. Nevruz, Şemsi, takvimde ilk ay olan Hemel'in ilk günüdür. Daha doğrusu 21 Martta sona eren son ay olan Hut'un Hemel'e devrettiği gündür. Hut(22 Şubat -21 Mart) Balık Burcuna, Hemel(22 Mart-21 Nisan) de Koç Burcuna karşılıktır. Dolayısıyla Nevruz gecesi güneş Balık Burcundan Koç Burcuna geçer.) Selçuklu Sultanı Melikşah'ın düzenlettiği takvim olan Celaleddin/Celali takviminde ilk ay Ferverdin'dir ve bu ay 21 Martta başlar. Görüldüğü gibi geçmişte yaşayan toplumlar tabiattaki değişimi esas alarak zaman kavramını oluşturmuşlar ve 21/22 Martı genellikle yılın başlangıcı olarak kabul etmişlerdir. Bu güzel güne anlamlı bir içerik kazandırarak Nevruz demişlerdir.
Nevruz dünyanın güneş etrafındaki hareketine bağlı olarak ortaya çıkan kozmik değişimin adıdır. Güneş 21 Marta kadar güney yarım küresine (ekvator çizgisinin güneyine) daha çok ışık verir. 21 martta güneş ışınları ekvator çizgisinin üstüne dik olarak gelir ve yer yüzünün her iki yarım küresine eşit miktarda ışık ve ısı saçılır. Bu günde gece ve gündüz eşit olur. 22 Marta geçişle birlikte gün ışığı kuzey yarım küreye daha fazla gelmeye başlar. Güneş ile dünya arasında her yıl yaşanan bu düzenli oluşum, doğada değişmelere yol açar. Havaların ısınması ve toprağın uyanmasına bağlı kuzey yarım kürede bulunan İran ve Turan ülkesinde yaşayan toplumlar 21 martı ve onu izleyen günleri bayram olarak karşılarlar. Kültürel olgu haline gelen Nevruz aslında makro kosmosdaki (evrendeki) olağanüstü düzenliliğin ürünü olan bir tabiat olayıdır. Bu tabiat olayına toplumlar çeşitli anlamlar yüklemişler. Enyüksek değerlerini, en saygın kişilerini, ençok önemsedikleri olayları Nevruza maletmişlerdir. Nevruzun bu olağanüstü kozmik özelliği bütün bu yüksek değerleri taşımaya elverişlidir.
Nevruzda olduğu varsayılan olaylara baktığımızda Nevruzun toplumların hayatında ne kadar büyük rol oynadığını daha iyi anlayabiliriz. Bu olayların 21-22 Martta olduğuna dair aslında elde kanıtlar yoktur. Ancak toplumlar öyle kabul etmişlerdir, kültürlerde öylece yaşatılmıştır.
Nevruz'da olduğu kabul edilen olaylar;
1: Ulu Tanrı'nın Dünya'yı yaratması,
2: Adem Peygaber'in 'ilk insan'ın'yaratılması
3: Cennet'ten kovulan Adem ile Havvan'ın Arafat'da birbirine kavuşması,
4: Nuh Peygamberin Tufandan sonra karaya çıkması,
5: Eski İran Sultanı Cemşid'in tahta çıkması ve Mecusi dinini canlandırması.
6: Kök-Türklerin Ergenekon'dan çıkışı.
7: Hazreti Muhammed'e Peygamberliğin gelmesi,
8: Hazreti Ali'nin doğması,velayetin bildirilmesi,Peygamberin kızı Fatıma ile evlenmesi.
Nevruzun kökeni ve kime ait olduğu konusunda açık, kesin bir bilgi yoktur. Kültürlerin ortak bir kodu olması kime ait olduğundan daha önemlidir. Nevruzun Ortadoğu ve Asya toplumlarında, geçmişten gelen bir gelenek olarak, çeşitli anlamlar yüklenerek kutlanıyor olması sosyolojik açıdan önemlidir. Bir realite olarak dün yaşanmış olması,bugün yaşanıyor olması onun kültürel bir olgu olduğunu göstermektedir.Belirlediğimiz bu nedenlerden dolayı Nevruza ideolojik yaklaşılmaz.O,toplumların ortak kültür motiflerinden biridir.Toplumlar onu nasıl algılıyorsa öyledir.Nevruz, yeni yılın, baharın başlangıcından umudu güçlendiriyor,sosyal bütünleşmeyi,birliği sağlıyorsa 'bayram' kavramına uygun olarak işlevini yerine getiriyor demektir.
Nevruz kültürlerin ortak bir bayramıdır.Bugün bu ortak bayram,yaşama sevinci,bolluk,bereket ve barış yüklü olarak gelenekselleşmiş yani kurumsallaşmıştır. Bize düşen sorumluluk Nevruzun tarihsel süreçte oluşmuş içeriğine uygun olarak onu yaşamak ve yaşatmaktır.
Doc. Dr. HÜSEYİN BAL