Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

DİYANET İŞLERİNİN ALEVİ DÜŞMANLIĞI

Akşam Gazetesi ; 12/02/2001 günü Almanya'daki Alevi öğrenciler için eğitimci - yazar Celal Aydemir ile birlikte hazırladığımız 'Alevilik Dersleri' adlı kitabı konu edinerek bir haber yapmış. Haberin başlığı ' Almanya'nın Alevi Oyunu ' adını taşıyor. Başlık altındaki spotlarda ise 'Alman rahat durmuyor. Bölücülüğü körükleyen Berlin, şimdide okullarda Alevi ve Sünni öğrencileri ayırıp nifak tohumları ekiyor.'
Haberin 1. sayfadaki diğer spotlarda ise, 'Türk öğrencilere okutulan 'Alevilik Dersleri' adlı kitap akıl almaz hatalarla dolu. Aleviliğin ayrı bir din olduğu savunulan kitapta Alevi vatandaşlarımız dağlara , sulara , ağaçlara tapıyor gibi gösteriliyor' diye gazete tarafından yorumlanıyor.

Habere konu olan olaya bakalım.Olay nedir? İki Alevi kökenli yazar Almanya'daki Alevi Türk öğrencilerin dilerlerse seçimlik olarak okuyabilecekleri 'Alevilik Dersleri' adlı bir kitap hazırlamış olmalıdır.

Neden bu kadar hazımsız ve hoşgörüden yoksun olarak bu olaya yaklaşılıyor. Bu kitap, Almanya'da Türkçe eğitim yapan okullara yüzlerce-binlerce kitap yayınlamış olan 'Anadolu Verlag' adlı yayınevinin önerisi ile bizlerin yazdığı bir kitaptır.

Hani laik ve hoşgörüyü kimseye bırakmıyorduk. Bırakalım Türkiye'yi Almanya'daki 1 milyon civarındaki Alevi'nin çocuğu için yazılmış bir kitaba bile nasıl bu denli laiklikten insan haklarından, hoşgörüden din ve vicdan özgürlüğünden yoksun davranabiliyoruz. Bırakalım Diyanet'in laiklik, hoşgörü konusundaki fukaralıklarını Akşam Gazetesi bu konuda nasıl bu kadar zaruret içinde bulunabiliyor?

Alevilik için inanç özgürlüğü savunmak, bu konuda kitap yazmak ne zamandan beri 'Almanya'nın Alevi Oyunu' oluyor. Bu bir basın organına yakışır mı? İnsan haklarını, din ve vicdan özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü savunan bir yayın organına yakışır mı ?

Türkiye'de veya Almanya'da Alevi olmayı savunmak bu konuda kitap yazmak nasıl 'Almanların rahat durmamsına ' 'bölücülüğü körüklemelerine ', 'Alevi ne Sünni öğrenciler arasında nifak tohumları ekmek' olarak değerlendirilir. İnsaf doğrusu.

Gazete kitap yazarlarını 'Alman oyunu' içine sokmakla yetinmemiş . Alevilik konusunda tescilli alevi düşmanı olan diyanetçi Abdulkadir sezginden alınan devşirme düşüncelere katılarak bizlere ciddi ithamlarda bulunuyor .

Gazetedeki yazıda, kitapta "Aleviliğin ayrı bir din" olduğunun savunulduğu iddia ediliyor.
Bu iddianın kitaptaki Alevilik anlayışı ile hiçbir ilişkisi yoktur. Kitabın yazarları Aleviliği islam içinde görmekte olup türkler in islamı yorum tarzı olarak görüyorlar. Alevi yurttaşların,"yüksek dağlara,ulu ağaçlara,coşkun sulara" ve benzeri mekanlara saygı,sevgi göstermeleri ise sadece Alevilerin arasında değil ülkemizdeki tüm halk kesimleri arasında vardır. İşte telli baba,işte yuşa baba,işte oruç baba,Mevlana türbesine akın akın giden ziyaretçiler,Hacı bektaş veli,ve yüzlerce Anadolulu erenine ve onların bulunduğu mekanlar gösterilen ilgi.
Olayı; gizli servis işi olarak değerlendirmek ise;tescilli alevi düşmanı diyanetçi Azerbaycan darbecisi arttığı Abdulkadir Sezgin in dizginsiz iftirasıdır. Bu Almanya da bile olsa Aleviliğin ders kitabı olarak okutulmasına karşı gösterilen hoşgörüsüz ve laiklik düşmanı bir tavırdır. Bu yeminli Alevi karşıtları,tarihsel Alevi düşmanlığıdır. Aleviler;Aleviliği kendi içinden çıkan yazarlardan değil de;"Aleviliği sünnileştirme masasının" gözü dönmüş elamanı Abdulkadir Sezginden mi öğrenecekler.

Gizli servis elemanı olmak da; kitabın yazarlarını geleneğine değil,Abdulkadir Sezgin in biyografisine yakışır. Azerbaycan da türkler arasında sürdürdüğü beşinci kol faaliyeti nedeni ile az kalsın Şii-Sünni savaşı çıkıyordu. Bu işlerinden dolayı Azerbaycan dan bu darbeci arttığı kovulmuştur.Benim üzüldüğüm yön,Gazetenin müfettiş Sezgin den hareketle kitabın yazarlarını Alman gizli istihbaratı oyunu içinde görmesidir.Bu sorumsuz yayını gerekçesini acaba nasıl izah ediyorlar?

Kitabın içeriğine ilişkin yapılan eleştiriler ise artniyetli ve zorlama eleştirilerdir.Kitapta;Alevilik türkler in islamiyet i yorum biçimi olarak ele alınmaktadır.Kitap geleneksel Alevi kimliğine bağlı bir anlayışla kaleme alınmıştır.

Aleviler;Hz. Ali nin de ,Hacı bektaş velinin de, Şahkulu sultan,Karacaahmet sultan ve diğer Alevi büyüklerinin türbelerini ziyaret ederler,bu mekanlarda dua ederler,şefaat dilerler.Alevi ulularının fotoğrafların,minyatürleri vs. asılı olduğu yerlere saygı ve sevgi gösterirler,dua ederler.Bu anlayış Abdulkadir Sezginin müslümanlık anlayışına ters
gelebilir.Ters geliyor diye,Aleviler binlerce yıllık inançlarından onun hatırına vazgeçmezler.

Gelelim;kurban meselesi ve "köpekten rızalık alma" konusunda Abdulkadir Sezgin in yaptığı demogojiye;Kitapta;"Diğer dinlerde olduğu gibi Alevilikte de kurban kesme geleneği vardır. Kurban kesme geleneği,kaynağı Hz. İbrahim ile ilgili anlatılan bir söylenceye dayanır"dendikten sonra söylence ve kurban çeşitleri anlatılır.

Konunun istismar edildiği nokta ise;kitapta konu ile ilgili"okuma parçası"nda eve kurbanlık alınan koçun,sonradan kesilmesinin nedeni ile evdeki çocuğun,beslediği koçunun kesilmesi üstüne çocuğun duygularına yer verilmesidir.

Kaldı ki; bu konu geçen kurban Bayramında ülkemizde basın ve TV kanallarında günlerce islambilimciler arasında tartışılmış.Başında prof.Dr.Hüseyin Hatemi ve prof. Dr. Yaşar nuri öztürk ün buluduğu bir çok bilim adamı,din adamı,fıkıhbilimci kurban kesmeyi "hayvan katliamı "olarak ifade etmiştir. Kurban bayramı sırasında;"bütün şehirler mezbahaya çevriliyor "demişlerdir.Müfettiş Sezgin onlara niye ses çıkarmıyor.Müfettişliği onlara sökmüyor mu?

Köpekten rızalık alma konusu ise;Alevi cemlerinde birbiri ile dargın kırgın olan ceme alınmaz. Herhangi bir canın birinden şikayeti varsa o cem erenleri önünde ifade edilir.O sorun çözüldükten sonra cem devam eder. Kitapta cemde böyle bir şikayet söz konusu edilmiştir.Şikayeti olan kişi haklı görülmüş ve köpeğe eziyet veren kişi hatasını kabul etmiş, özür dilemiştir.Ülkemizde su,tarla,köpek,çocuk vs. yüzünden ne dehşet kavgalarının çıktığı,kan davasına neden olunduğu anımsatılmalıdır.Burada ise,bırakalım insanı,"Yaradanın bir yaratığı"olan bir hayvana,bir köpeğe bile verilen önem gösteriliyor.Bunun islama aykırı bir yanı olabilir mi?İslam hayvan düşmanı mı?

Bakın Hz. Muhammet ;sahih hadislerinin birinde diyor ki;"Bir serçeye dahi zulüm yapandan yarın ALLAH hesap soracaktır."Yine bir başka hadisinde;"Kuduz bir köpek dahi olsa işkence ile öldürmeyiniz."

Alevilik'te hayvana verlen önem ile Hz.Muhammet'i de eleştirmiş oluyor mu?

Ama müfettiş Sezgin Aleviler'i insan yerine koymuyor ki, hayvana sevgi ve merhamet göstersin. Yunus Emre boşuna 'Yaradanı severiz, Yaradılandan ötürü' demiş.

Müfettiş Sezgin'in amacı her fırsatta Alevilerle ilgili prokavatif davranışlara girmek. Alevileri bazı kesimlere hedef göstermek. Aleviler'le laik laik devletin arasını açmak. Müfettiş Sezgin maaşını bu işlerin karşılığında alıyor olsa gerek.

Alevilerle, Sünnilerin barış içinde yaşamasının yolu Müfettiş Sezgin'in yaptığı provakatörlükle olmaz. Onların inançlarına kültürlerine karşı hoşgörü ve saygı ile olur.

Aleviler neye nasıl inanacaklarını, Müfettiş Sezgin'den öğrenecek değiller.acaba Sezgin'in paniği nereden kaynaklanıyor.

Müfettiş Sezgin; İstanbul'da Karacaahmet Sultan Türbesi'ne giden binlerce, milyonlarca Alevi ve Sunni yurttaşların Karacaahmet Sultan Hazretlerinin türbesini ziyaret ettikten sonra yakınında bulunan Karacaahmet'in atının mezarının da ziyaret edlip mezarı başında dua ettiklerini biliyor mu?

Türk kültüründe at önemli bir yer tutar,at sevilir sayılır. Atın önemi Türk kültüründe yadsınamaz. Tarihte ölen Türk hakanları atları ve eşyaları ile defnedilirmiş. Karacaahmet Sultan ile birlikte atının mezarının da yaklaşık 800 yıldır ziyaret edilmesi, dua edilmesi neyi ifade ediyor.
Günümüzde bir çok kuruluş 'hayvan hakları' 'çevrecilik' vs. diyor. Halbuki Alevi Türkler'de hayvan sevgisi kutsallık dercesine varmış ve yüzyıllardır yaşıyor.

Almanya,Belçika,Hollanda gibi Türk'lerin yoğun olarak göç verdiği ülkelerde şeriatçı tarikatlar yıllardır cirit atıyor. Oralarda; Kuran kursları tarikat okulları kendi yazdıkları tarikat kitapları ile eğitim yapıyor, yıllardır laiklik ve Cumhuriyet düşmanı kadrolar yetiştiriyor. Diyanet'in acar müfettişi Sezgin , bunlar için gık etmiyor. Bu tarikatların din eğitimine dil uzatamıyor. Bırakalım şeriatçı tarikatların kurslarda verdiği derslere ve ders kitaplarına müfettiş Sezgin Almanya'daki şariatçı tarikatların camilerine namaz kılmak için bile giremiyor.
Ama aynı müfettiş Sezgin, Alman anayasasındaki anayasal hakkı olan kendi inançları doğrultusunda dini eğitim almasını mahkeme kararı ile zar zor uygulamaya çalışırken; bunu bölücülükle, Alman istihbaratı ile ilişkilendirerek Alevileri hedef gösteriyor.alevileri infaz ediyor.
İşin ilginç yanı bu kitabımız yayınlanınca; bazı odaklar kitabın yazarlarını; 'Türkçülük yapmakla,Atatürkçülük yapmakla, Aleviliği İslam içinde görmekle' eleştirirken,Diyanet ise ; bizi Aleviliği İslam dışı saymakla , Alman istihbaratı ile ilişkilendirmekle iftira etmektedir.
Eleştirilere bakılırsa; bizim doğru yolda olduğumuz çıkıyor.tarih boyunca olduğu gibi Alevilik karşıtları ne yaparsa yapsın kervan yürüyor yürüyecektir.
Türkiye'de Çorum olayları, Sivas olayları,Maraş olayları Abdülkadir Sezgin gibi zihniyetlerin yüzünden gerçekleşmiştir. Ülkemizde Alevi-Sünni çatışması istemiyorsak; Abdülkadir Sezgin gibi devlet bu yaptıkları ile derhal bulundukları görevden alınmalı ve haklarında toplumdaki barışı bozmak istediklerinden soruşturma açılmalı ve hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.
CEMAL ŞENER

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git