Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

DEMOKRAT PARTİ VE 27 MAYIS 1960 DEVRİMİ

Demokrat Parti 7.1.1946`da kuruldu. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kurulan partinin genel başkanlığına Celal Bayar getirildi. Aynı gün partinin program ve tüzüğü açıklandı. DP`nin programı iki ana görüş etrafında toplanıyordu: Partinin siyasal amacı demokrasinin geniş ve ileri ölçüde gerçekleşmesini sağlamaktı. Temel hak ve özgürlüklere geniş yer verilmişti. Dernek kurma özgürlüğü savunuluyordu. Parti laikliği dinsizlik olarak anlamıyor. Yani CHP `nin programı ile DP`nin programı arasında büyük bir fark yoktu. Kağıt üzerinde böyle gözükse de tarihsel kökende çok büyük farklar vardı.

TANZİMAT FERMANI`nı izleyen yılarda Anadolu`da birbirleri ile çatışan iki zümre belirmişti. Bir yanda batılılaşma ve yenileşme çabası içerisinde bulunan aydınlar , diğer yanda taşra esnafı, büyük toprak sahipleri ve onlara katılan din adamları. Bu ikinci zümrenin halk üzerinde etkisi, Cumhuriyet döneminde bu gruplarla devrimciler arasında sürekli bir soğukluğun, uzlaşmazlığın ve çatışmanın yaşanması etkili olmuştur. Bunun sonucu 1945 sonrasında çok partili rejime geçildiğinde toprak ağaları ile eşrafın savaş süresince palazlanan iş ve ticaret çevrelerini yanlarına alarak oluşturdukları DP, türlü yollardan etkileyip savunur göründüğü halka yığınlarını peşinden sürükleyecek ve 1950 `de iktidara gelecektir.

DP `nin sınıfsal niteliği ve kimin çıkarlarına hizmet ettiği değerlendirilince siyasal Liberalizm söylemini arkasında ülkemizi Kapitalist ve Emperyalist bloka teslim eden bir EGEMEN SINIFLAR KOOLİSYONU( büyük toprak sahipleri ile ticaret burjuvazisi ) olduğu görülecektir.

DP 1946 yılı seçim kampanyasında yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasını gerçekleştireceğini söylüyor, devletçilik ilkesini eleştiriyordu.

21.7.1946 günü yapılan seçimler sonuçlarına itiraz eden DP, oluşan Meclis`i MEŞRU olmadığını açıklayarak muhalefetini sertleştirdi. 7.1.1947 `de yapılan 1. Büyük Kongre`sinde tüm anti-demokratik yasaların değiştirileceğini açıklayarak, siyasal talepleri kabul edilmezse SİNE-i MİLLET`e döneceklerini belirten HÜRRİYET MİSAK `ı isimli bir bildiriyi kabul ettiler. 20.6.1949`da toplanan 2. Büyük Kongre`de ise eğer Seçim Yasası kendi istemleri doğrultusunda değiştirilmese vatandaşın MEŞRU MÜDAFAA HAKKI `nı kullanması gerektiğini açıkladılar. Bu görüşmeler 25. 6.1950 `da MİLLİ TEMİNAT ANDI olarak yayınlandı.

14.5.1950 seçimlerinde CHP %40 oy alarak 69 milletvekili çıkarırken DP %53 oy ile 408 milletvekili çıkararak iktidara geldi. DP Hükümeti`nin programında, anti-komünizm teması işlenirken GERİCİLİĞİNDE bir KOMÜNİST TAKDİĞİ olduğu öne sürülüyordu.

MENDERES`in başbakan olur olmaz ilk işi TÜRKÇE EZAN`ı kaldırıp 16.6.1950 tarihinde ARAPÇA EZAN`ı getirmek oldu. Bu oylama CHP milletvekilleri RET derken DP milletvekilleri OYBİRLİĞİ ile KABUL dediler.

KÖY ENSTİTÜLERİ kapatıldı. Temmuz ayıda ise TBMM`nden karar almadan KORE`ye asker gönderildi.

DP bu JEST`inin karşılığında NATO`ya kabul edilmek istiyordu. Arzuları 17.10 1951`de gerçekleşti. DOSTLAR(!) bu tarihte çağırdılar, 16.2.1952`de RESMEN NATO `ya girildi.

1957 seçimlerinde CHP oyların %41`ini alarak 178 milletvekili, DP ise %48 oy alarak 424 milletvekili çıkardı.

% 7 fazla oy alarak Meclis`in %70îni ele geçiren DP böylece ADALETLİ olarak bir kez daha iktidara geldi.

Halk desteğini kaybeden, sadece Meclis`teki gücüne güvenen DP iktidarı iç muhalefetini partiden ihraç ederek rahatlamaya çalıştı, daha sonra da BALKAN PAKTI ile CENTO PAKTI`na girerek iyice rahatladı!

Rahmetli Cumhurbaşkanımız Sn. Oramiralı FAHRİ KORUTÜRK `ün anılarında açıkladığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı iken karşı çıkması karşın kabul edilen karar ile savaş sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri`nin emir komutasının ABD-NATO Komutanına verilmesinin altına imza atarak ne kadar MİLLİYETÇİ olduğunu KANITLADI.

1958 yılında ekonomik bunalım yoğunlaştı. Kuyruklar ve karaborsa doğdu. Enflasyon yükseldi. DP`nin tüm umudu batılı dostlarından gelecek yardımına bağlıydı. Para gelmeyince ülkemizi SICAK SAVAŞ`a sokacaklardı. 1958 yılında IRAK`ta yapılan DEVRİM`e karşı çıkan DP iktidarı Irak`a FİİLİ MÜDAHALE`ye kalkışırken son anda ABD karşı geldiği için engellenmiş oldu.

Bu durum PSİKOLOJİK bir konunun açığa vurulmasıydı. DP, iktidarın bir ASKERİ MÜDAHALE ile devrilmesinden korkuyordu. İşte bu korkunun sonucunda 1960 yılında ABD ile imzaladıkları İKİLİ ANTLAŞMA ile DOLAYLI BİR SALDIRI durumunda hükümetin sağrısı ile ABD ASKERLERİ müdahale edeceklerdi. Yani; eğer TÜRK ASKERİ`nin elinden AMERİKAN ASKERİ kurtaracak. DP iktidarı AMERİKAN ORDUSU`na TÜRK ORDUSU`ndan daha fazla güveniyordu. İktidardaki VATAN HAİNİ CÜDAMLAR, kendilerine muhalefet eden YURTSEVER ADAMLARI yok etmeyi göze almışlardı. 1959 yılı Ocak ayında VATAN CEPHESİ`ni kurdular. Uşak`ta İsmet İnönü`yü taşlattılar. İzmir`de CHP`nin Kongreleri yasakladılar. İnönü`nün demeçlerine yayın yasağı koydurdular. İstanbul - Topkapı `da İsmet Paşa`yı öldürmek istediler. İyice zıvanadan çıkan DP iktidarı PARTİ MİLİTANLARI ve POLİSLERİ ile halka saldırmaya başladı.

YARGITAY-DANIŞTAY ve SAYIŞTAY`ın bağımsızlığı ile ÜNİVERSİTELERİN özerkliğine son verilmesi için yasa çıkarıldı. Devlet kadrolarında TEMİZLİĞE gidildi. Memurların işine son verildi yargı yoluna başvurulması yasaklandı.

Parti militanları devlet kadrolarına yerleştirildi. Basına sansür getirildi. Gazeteciler tutuklanıp, mahkum edildi.

Hakim teminatı kaldırıldı. Yargı bağımsızlığı fiilen yok edildi.

Zıvanadan çıkmak yetmeyince iyice KUDURAN DP iktidarı AJANA PROVOKASYON yaptırdı. Bunun sonucunda 6 / 7 Eylül 1955 tarihinde ATATÜRK`ün Selanik`te doğduğu eve Yunanlıların BOMBA attığı haberi bir AJAN GAZETECİ tarafından yazıldı. Bu yalan haber üzerine İstanbul ve İzmir`de özellikle Rumlar`a karşı geniş bir saldırı ve yağma hareketi yaptırıldı. Bu olayları önceden PLANLAYAN ,ÖRGÜTLEYEN, HALKI KIŞKIRTAN ve AJANI ARACILIĞI ile yaptıran DP HÜKMETİ olayların yaygınlaşmasına engel olamayınca acze düşerek İstanbul, İzmir ve Ankara`da Sıkıyönetim ilan etti. Suçu da kendisinden umulacağı gibi KOMÜNİSTLERE yıktı.

Arap dünyasında İngiliz ve Fransızlar`a karşı verilen ULUSAL BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİ`ne destek vermediği gibi İŞGALCİLERİ destekledi. CEZAYİR HALKI`nın özgürlük mücadelesinde ŞEHİT DÜŞEN Cezayir askerlerin ceplerinden ATATÜRK RESMİ ve TÜRK BAYRAĞI çıkmasına karşın utanmadan sıkılmadan Birleşmiş Milletler `de yapılan oylama İŞGALCİ FRANSA HAKLIDIR diye oy kullandılar. İran`da MUSADDIK`ın petrolü millileştirmesine karşı çıktılar. IRAK ve PAKİSTAN `daki batı uydusu İŞBİRLİKÇİ REJİMLERLE işbirliği yaptılar. 1951 - 1954 `te Yabancı Sermayeye Teşvik Kanunu çıkarttılar. Petrol sahalarımız için YABANCILARA ÖZEL YASA düzenlediler. Kendilerine oy veremeyen illeri cezalandırmak için OPERASYON yaptılar. MALATYA`yı ikiye bölerek ADIYAMAN isimli bir il oluşturdular.

Basını iyice susturmak için hükümetin yapacağı suçlamalar hakkında İSPAT HAKKI istemeyi yasakladılar. CHP`nin mal varlığına el koymak için yasa çıkardılar. HALKEVLERİ`ni kapadılar. DEVLET RADYOSU`nu tekellerine alıp parti propagandası için kullandılar. RESMİ İLANLAR KARARNAMESİ çıkararak BESLEME BASIN oluşturdular.

Ekonomiyi ABD`ye bağlayan DP, 4.8.1959 günü bir dizi İSTİKRAR ÖNLEMLERİ aldı. Bu Önlemler Paketi`nde DEVAÜLASYON çıktı. Dolar 2.80 TL`den 9 TL`ye çıkarıldı. Yani bir gecede % 321.5 oranında devalüasyon yapıldı. 1960 yılı Nisan ayında TAHKİKAT KOMİSYONU kurdular .15 kişilik UŞAKLAR TOPLULUĞU `dan oluşan bu komisyon hiçbir denetim etabı olmaksızın İNCELEME yapıp KARAR alacak ve HÜKÜM verecekti.

CHP`yi DEVLET PARTİSİ olarak suçlayıp iktidara gelen DP, 10 yılda PARTİ DEVLETİ kurmaya yeltenmiştir. Bu yapmaya çalıştığının adı siyasi literatürde OLİGARŞİK DİKTATÖRLÜK ya da FAŞİST DİKTATÖRLÜK olarak tanımlanır. İşte bu yüzden İsmet İnönü Nisan 1960`ta mecliste şöyle konuştu: Eğer bir yönetim insan hakları tanımaz , baskı rejimi kurarsa o ülkede mutlak ihtilal meşru bir haktır. Bu yol devam ederseniz, ben de siz kurtaramam. Gayrimeşru yönetimlerin hepsi de böyle demiştir. Fakat başaramayacaksınız. Olu mu böyle baskı rejimi?`

İstanbul ve Ankara`da öğrencilerin eylemleri başladı. İktidar hemen sıkıyönetim ilan etti. Harp Okulu öğrencileri de yürüyüş yaptı. İstanbul Üniversitesi öğrencileri üzerine Menderes`in uşaklığını yapan polis şefinin emriyle ateş açıldı. TURAN EMEKSİZ ŞEHİT DÜŞTÜ. Rektör Ord. Prof. Dr. SIDDIK SAMİ ONAR`a alçakça saldırıldı. İktidar iyice kudurmuştu. Çılgınca önüne gelene saldırıyordu. Şimdi de kan dökmeye başlamıştı.

Ağızlarından çıkanı kulakları duymuyordu. ` Odunu koysam mebusan yaparım.`, ` Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz.` , ` her mahallede bir milyoner yaratacağız `, ` Küçük Amerika olcağız ` diye ortalıkta dolaşıyorlardı.

Amerika`nın her dediğini yapan DP iktidarı, istediği parasal desteği alamayınca gizlice Sovyetler Birliği ile ilişki kurmaya çabalıyordu. Akıllarınca zannediyorlardı ki Amerika`nın bundan haberi olmayacak. Oysa, Amerika bunu herkesten önce ( Belki de Sovyetler Birliği`nden de önce) öğrenmiştir.

İşte bu nedenle olmalı ki Menderes`in geleceğinin teminatı olarak gördüğü ve çok güvendiği dostu Amerika 27 Mayıs 1960 Devrimi`ne sessiz kalmış, idam edilmesini bile umursamamıştı.

Oysa; bir İngiliz politikacı ne güzel söylemiş:`Devletler arası dostluk ilişkisi yoktur çıkar ilişkisi vardır.`

Demek ki neymiş: DOMUZDAN POST AMERİKA`DAN DOST OLMAZ`mış

27 Mayıs 1960 günü Türk Silahlı kuvvetleri yönetime el koydu. 17 Mayıs bir grup Albay daha alt rütbeli subayın gerçekleştirdiği bir hareket olduğu için, hem DP yönetimine, hem parlamentoya, hem de ordu hiyerarşisine karşı yapılan için gerek 12 Mart 1971 Muhtırası`ndan gerekse de 12 Eylül 1980 Cuntası`ndan farklı anlam taşır.

27 Mayısçı subayları 12 Martçı ve 12 Eylülcülerle aynı kategori içinde görmek yanlış bir tutumdur.

27 Mayısçılar Türkiye `de rejimin demokratikleşmesini sağlamışlardır. 1961 Anayasası ile aydınlar ve öğrencilerin işçi sınıfı ile birlikte siyaset yapabilmelerine ortam sağlamıştır. 1961 Anayasası rejimin SOL düşünceye açılmasında da katkı sağlamıştır. Sosyal Devlet , Hukuk Devleti, Anayasa Mahkemesi, Yargı Denetiminde Seçim, Yargıç Bağımsızlığı, Sendikacılık, Toplu Sözleşme, Fikir Özgürlüğü, Üniversite Özerkliği, TRT Özerkliği, Bilimsel Özerklik, Basın Özgürlüğü, Hukukun Özgürlüğü, Kuvvetler Ayrılığı, Yargıç Dokunulmazlığı vb. 27 Mayısçıların Anayasası ile gelmiştir. 27 Mayıs`ın yüzü AYDINLIKTIR. 12 Mart ile 12 Eylül `ün yüzü KARANLIKTIR.

27 Mayıs DEVRİMDİR. 12 Eylül KARŞI-DEVRİMDİR. 27 Mayıs`çılar. İşkence zulüm yapmamışladır.

`Alnına su damlatmak`, ` uykusuz bırakmak`,`sürekli ayakta bekletmek `, işkence değildir diyen 12 Eylülcülerin marifetleridir. Zorunlu din derslerini anayasaya sokan da 12 Eylül`cü zorbalardır.

NETEKİM PAŞA`nın ilk işi HÜNÜYE kitabını yasaklamak , PİR SULTAN ABDAL DERENEĞİ ile HACI BEKTA DERNEĞİ`ni kapatmak olmuştur.

` Elimizde aslan gibi delikanlılar varken niye cop kullanalım` diyen 12 Eylülcü insanlık düşmanlarıdır.
Filistin askılarını var domuz kafesini kullanan ` Bu Anayasa ile ülke yönetilmez`, ` Bu anayasa lükstür,`Demokrasinin üzerine şal örteceğiz` diyenlerde 12 Martçılar ve 12 Eylülcüler`dir.

Temel biyoloji öğretmeni olmuş. Laboratuara girmiş. Mikroskop lamının üzerine bir pireyi koymuş.` Zıpla ` demiş. Pire zıplamış. Pirenin bir yağını koparmış. `Zıpla` demiş. Pire zorda olsa zıplamış. Pirenin bir ayağını daha koparmış. Zıpla ` demiş. Pirede hareket yok. Yaz asistanım İdris demiş:` Bir pirenin ayakları koparılınca sağır olayi.`

Uğur Mumcu`nun dediği gibi ` Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar` işte böyle herşeyi birbirine karıştırırlar, Temel `in durumuna düşerler.

`Bütün askeri müdahaleler aynıdır`, `Portakal sesi istemiyoruz` diyen bilgisiz fikirlere Küba Devlet Başkanı FİDEL CASTRO`nun giydiği ÜNİFORMA değil mi?

KAYNAKLAR
1. Türkiye Tarihi, Çağdaş Türkiye 4, Sina AKŞİN,
2. İlhan SELÇUK, 31 . 01. 2001 - Cumhuriyet Gazetesi
Karacaahmet Sultan Derneği

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git