Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

AFGANİSTAN'DA TÜRBAN: BURKA SAVAŞLARI

descrKimin kime, gökten paraşütle inip, "Burkanı çıkar, yeterince medeni değil!" deme hakkı olabilir? Gerçi burası da, birilerinin diğerine "başörtüsünü çıkar, yeterince medeni değil!" dediği bir ülke, ama biz yine de bu hususu düşünelim, fikir jimnastiği olur." İki gün önce bunları yazdı Nuray Mert. Değerli yazarımızın tavsiyesine uyarak konuyu elimden geldiğince düşünüp jimnastik yapmaya çalıştım. Ulaştığım sonuçları paylaşalım istedim.
Karşılaştığım ilk sorun, kimin Afgan kadınlarına 'Burkanızı çıkarın' emrini verdiği oldu. Anımsadığım kadarıyla, ne Amerika, ne Kuzey İttifakı ne de dinozor Kemalistler, Afgan halkına 'Burkanızı çıkarın!' diye talimat verdi. 'Kadınlar burkasız dolaşamaz,' emrini yıllar önce Taliban ve Molla Ömer vermişti. Sayın Mert, insan hakları konusundaki takdire şayan duyarlılığını neden o zaman gösterip, 'Kadınlar yüzünü gösteremez, şarkı söyleyemez, okula gidemez, sakız çiğneyemez, yüksek topuklu ayakkabı giyemez, erkek sakal tıraşı olamaz, çocuklar uçurtma uçuramaz, halk televizyon ve sinema izleyemez,' diyen Taliban'ı eleştirmedi de, şimdi halk kendi rızasıyla bu yasaklara karşı çıktığı zaman bu durumu bir 'zorlama' olarak görüyor ve eleştiriyor, anlamadım.
Bu savaş, burka ve kadın hakları yüzünden çıkmadı, New York'a yapılan dehşet verici saldırının sonucunda gelişti. Kimse, 'Ben Afgan halkını özgürleştireceğim, oralara demokrasi getireceğim, medenileştireceğim, kadınların örtüsünü zorla çıkaracağım,' diye yollara düşmedi. Bu işlerin bu kadar basit olmadığını herkes bilir. Ama bütün bu gelişmeler sonucunda Afgan halkı, kadınıyla erkeğiyle günlük yaşamlarında daha özgür bir ortama kavuştuysa, buna kızmanın, bunu eleştirmenin mantığını anlamakta zorlanıyorum.
Ve kimse, sayın Mert'in iddia ettiği gibi burka çıkaran, sinema izleyen Afgan halkının bu sayede 'medenileştiğini' iddia edecek kadar saf değil kuşkusuz. Ama insanlara en basit özgürlükleri bile çok gören baskıcı bir rejimin yıkılışının memnuniyet yaratmasından daha doğal ne olabilir? Toplumun yarısına tutsak hayatı yaşatan bir yönetim mi 'medeniyetin simgesi' olarak selamlanacaktı?
Bizdeki 'başörtüsü' sorununa geline, bu konuda basit genellemelerden kaçınmak lazım. Üniversite öğrencilerinin, tıp gibi özel giysiler gerektiren meslek eğitimleri dışında, başörtüsü takmada serbest olmaları gerektiğine inanıyorum. Ama kamu hizmeti görenlerin, bir siyasal ve dini simge olan başörtüsü takmasının doğru olmadığı kanısındayım. (Nitekim, Amerika, Almanya, Fransa, İsviçre... gibi pek çok ülkede başörtüsü takmakta ısrar eden kamu görevlileri işlerinden atıldı, mahkemeler de bunu onayladı. Hatta Türkiye'de başörtüsü nedeniyle okula alınmayan iki kız öğrencinin başvurusunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi reddetti.)
Ama bir an için Nuray Mert'in genellemesini kabul edip Türkiye'nin tavrını tümüyle eleştirsek bile, bu durum neden Afgan kadınlarının özgürce yaşamaya doğru attığı korkak ve çekingen adımları alkışlamamıza engel olsun ki?
Merak ediyorum, Mert, Afgan kadınlarının burkalarını kendi istekleriyle taktığına inanıyor mu? Kendisini Afganistan'a gönderip burka içinde yaşamaya mahkûm etsek ne düşünürdü? Eğer Türkiye'de kadınlara uygulanan bir baskı varsa, bu nedenle Afganistan'daki ve Arabistan'daki baskıları hoş mu görmeliyiz? Özgürlük talebi, genel bir insanlık durumu değil midir? Bence bu konularda düşünelim, iyi bir fikir jimnastiği olur.
* Radikal Gazetesi, 22.11.2001
TÜRKER ALKAN

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git